100 Soruda Sarıkamış Harekâtı

100 Soruda Sarıkamış Harekâtı

100 Soruda Sarıkamış Harekâtı

05.01.2021 - Ömer Ertürk
100 Soruda Sarıkamış Harekâtı

Birinci Cihan Harbi’ndeki cephelerden biri olmasına rağmen tıpkı Çanakkale gibi Kafkas Cephesi de başlangıcı, etkisi ve sonuçlarıyla bu savaşın önüne geçmiş ve bugün halen tartışmaların odağında olmayı devam ettirmektedir. Bilindiği üzere Osmanlı Devleti 93 Harbi (1877-78 Osmanlı Rus Savaşı)’nde Ruslar’a yenilmiş ve savaş sonunda imzalanan Berlin Antlaşması’yla Kars, Ardahan ve Batum’u Ruslar’a bırakmıştır. 1914 yılında gelinip Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’na girince, Anadolu’nun doğusu bir Rus ve Ermeni tehlikesiyle karşı karşıya kalmış ve burada bir harekât yapılması kaçınılmaz olmuştur. Nitekim 1 Kasım 1914’te Rus Ordusu emir alarak saldırıya geçmişti ve bu aslında Kafkas cephesindeki hareketin resmen başlaması demekti.

Kafkas Cephesi’nin taarruz hareketine isim olarak verilen Sarıkamış Harekâtı gerek tarihçiler gerek tarihe merakı olan herkes tarafından ucundan kıyısından bilgi sahibi olunan veya olunduğu sanılan konuların başında gelmektedir. Genel olarak yapılan tartışmaların merkezinde, Enver Paşa’nın, “Turan hülyasıyla bu cepheyi açtığı, 90 bin ana kuzusunu tek kurşun! bile atmadan öldürttüğü, kendi hırsları yüzünden hakikatleri görmediği ila ahir”… gibi söylentiler vardır. Porf. Dr. Tuncay Öğün bu tartışmaların öncesini de ele alarak bu konuyu “100 Soruda Sarıkamış Harekâtı” isimli eserinde tartışıyor.

En az Sarıkamış kadar tartışılan bir konu olan Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesi meselesini dönemin kaynaklarına, devletlerarası görüşmelere, İngiliz, Rus ve Fransızlarla girişilen ittifak görüşmelerine değinerek açıklık getiren Öğün, Sarıkamış’a giden sürecin öncesini hemen tüm detaylarıyla ve doyurucu bilgi ve belgelerle veriyor.

Ardından 22 Aralık 1914’te başlayıp 17 Ocak 1915’te sona eren Sarıkamış Harekâtı’nı, bu konu hakkındaki gerek dönem içinde gerek bugünkü tartışmaları kaynaklar ışığında değerlendiriyor. Örneğin bugün hâlâ tartışma konusu olan 90 bin şehit söylemini ve bu söylemin asılsız olduğunu şöyle belirtiyor:

“Sarıkamış’ta 90 bin şehit verildiği sıklıkla dile getirilse de herhangi bir kanıta dayanmayan bu iddia asılsız ve mesnetsizdir. Konu hakkında araştırma yapan tarihçilerin de şehit sayısı konusunda ortak bir noktada buluşamayıp 12 binden başlayarak 600 bine dayanan uçuk ve tutarsız iddialarda bulunulması “90 bin şehit” efsanesinin zamanla kabul görüp folklorik bir değer olarak benimsenmesine yol açmıştır. Oysa döneme tanıklık eden güvenilir Türk ve Rus kaynakları Sarıkamış’ta şehit düşen asker sayısının 90 bin değil, 30 bin civarında olduğunu göstermektedir. Harekâta 3. Ordu’nun Kurmay Başkan Yardımcısı olarak katılan Alman subayı Yarbay Felix Guze de anılarında, Türk ordusunun Sarıkamış’ta kanlı zayiat ve donma vakaları nedeniyle 30 bin şehit verdiğini teyit etmiştir.”

Ayrıca Sarıkamış Harekâtı anlatılırken Türk ordusunun mağlubiyeti Rusların hiçbir kayıp vermeden, savaşın galibi oldukları algısı da yaratılmaktadır. Ve fakat hakikat hiç de böyle değildir. Tuncay Öğün eserinde Rus Generallerin paylaştığı verileri kullanarak Sarıkamış’taki Rus kayıplarını şöyle aktarmaktadır: “General Yudeniç’e göre Ruslar, Sarıkamış harekâtında ölü, yaralı ve hasta olarak toplam 26 bin asker kaybetmiştir. Kayıpların önemli bir kısmını donarak ölenler oluşturuyordu. Rus ordusunun Harekât Şubesi Başkanı General Maslofski’nin verdiği sayılar da buna yakındır. Ona göre Rus ordusunun toplam kaybı 20 binin üzerinde ölü, yaralı ve hasta, 9 binden fazla donarak ölen olmak üzere 29 bindir.” Bu iki Rus generalin verdikleri bilgide göze çarpan önemli nokta şudur ki; Sarıkamış anlatılırken Türk askeri pejmürde, giyecek hiçbir kıyafeti olmayan ve bu yüzden donarken, Rus askerlerinin hemen tamamı kalın kürk ve botlarla savaşmaktaydılar. Oysa iki komutan da yaklaşık olarak 9 bin Rus askerinin donarak öldüğünü belirtmektedir.

Türk tarihin en çok tartışılan savaşlarından biri olan ve üzerinde yüz yılı aşkın bir süredir devam eden kara propagandanın başlangıcı Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına kadar gitmektedir. Enver Paşa’nın yeniden yurda dönme ihtimali bu kara propagandayı alevlendirmiştir. Ayrıca Köprülü Şerif(İlden)Bey’in Ankara Hükümeti’ne yaranmak istemesiyle 1922 yılında Akşam gazetesinde yayımlamaya başladığı hatıraları 90 bin şehit rakamının gündeme gelmesi ve günümüze kadar devam etmesine sebep olmuştur. Prof. Dr. Tuncay Öğün’ün eseri işte bu hilaf-ı hakikat söylemleri belgelerle ortaya koyması ve gerçekleri okuyucuya ulaştırması açısından son derece önemlidir.

100 Soruda Sarıkamış Harekâtı

Tuncay Öğün

Rumuz Yayınları

291 Sayfa

Ömer Ertürk - 05.01.2021

,

4047

Ömer Ertürk Hakkında

Ömer Ertürk

1989 Yılında Van’da doğdu. İlk, Orta ve Lise eğitimini aynı şehirde tamamladı. 2012 Yılında Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 2018 Yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı Türkiye Cumhuriyet Tarihi Bilim Dalı’nda “Sezai Karakoç’un Diriliş Düşüncesinde Kutlu Millet” başlıklı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Şu an Aynı üniversitenin Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Bilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Türkiye Günlüğü, Mostar, Yolcu ve Edebifikir gibi dergilerde Bilimsel makale, deneme ve öyküleri yayımlandı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin