12 Angry Men

12 Angry Men

12 Angry Men

14.05.2016 - Süleyman Yakupoğlu
12 Angry Men

12 öfkeli adam.. Sidney Lumet’in yönetmen koltuğuna oturduğu ilk film. İlk film, tek mekân ve 12 kızgın, inatçı, zeki adam ve de suçluluğu kesinleşmemiş genç bir adam. 1957 yılında çekilmiş bir dehanın 96 dakikalık ürünü..

Amerikan hukuk sisteminin bir bakımdan eleştirildiği, bir bakıma da yüceltildiği bir film. Babasını öldürmekle suçlanan bir çocuğun kaderinin 12 jüri üyesinin kararına bırakılmasıyla başlayan süreç. Film tek mekânda geçmektedir. Tek mekân olayı çok riskli bir olaydır. Seyircinin sıkılma ihtimali yüksektir ve verilmek-anlatmak istenenin yeteri derecede anlatılamama problemini de doğurabilir.

Senarist ve yönetmen bu riski göze alabilmiş ve bu riskli durum tadından yenmez bir durumu doğurmuştur. Film tek mekânda geçmeseydi belki de aynı etkiyi oluşturamayabilirdi. Filmin izleyiciyi etkisi altına almasında ve film ve izleyici sevişmesini başlatan öpücük olarak tek mekân unsurunu söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum.

Filmde Dikkat Çeken Bir Açı: JÜRİ

Filmi öncelikle jüri açısından ele almak istiyorum. Jüri birbirinden farklı karakterlerde olan, farklı işlerle meşgul olan 12 adamın oluşturduğu bir topluluktur. Tüm karakterlerin alt metinlerinde o odadaki davranışlarının ve sergiledikleri karakterlerinin sebepleri kıyısından köşesinden verilmiştir. Mahkûmun hayat ipinin ellerinde keskin makaslar bulunan 12 kişiye verilmesi bir açıdan ölümünün çabuklaştırılmasını ifade ediyor fakat içlerinden birisinin çıkıp da elindeki makası kullanmakta acele etmemeleri gerektiğini söyleyinceye dek.

Jüri üyesinin bu önerisi ilk başta şaşkınlık yaratsa da daha sonradan şaşkınlıktan ziyade daha ciddi sorunlar doğurmuştur. Babasını öldürmekle suçlanan çocuğun kurtarılmaya ihtiyacı ve sebebi olmadığını iddia eden 11 jüri üyesinin ikna edilmesinde kusursuz bir yol izleyen jüri üyesi bu yol üzerinde evleri bulunanlar tarafından taşlanmaya başlanmıştır. Fakat ardan geçen mantıklı düşünceler zamanından sonra bu jüri üyesi yavaş yavaş taraftar toplamaya başlamış, topladığı taraftarlar da kendi taraftarlarını toplamaya başlamıştır.

Önyargı tarlasına kılıcıyla dalan jüri üyesi, tarlanın sonunda başarıya ulaşmış. Başarıya ulaşma amacı kendi egosunu tatmin etmek için midir yoksa gerçekten suçsuz olduğuna inandığı için midir bilinmez. Bu bilinmezlik içinde bilinen tek şey var o da genç adamın hayatının kurtulduğudur.

Aslında filmde 13 kızgın-öfkeli adam vardır. 12 si jüri üyesi, 13. İse suçlu olduğu düşünülen çocuk. Nasıl ki bir jüri üyesinin diğerini etkilemesiyle bir zincir haline dönüşen kurtarılma sürecinden bahsedebiliyorsak bu sürecin başlangıcına sebep olan diğerlerine karşı çıkan jüri üyesini bir şekilde, istemeden ya da isteyerek ikna eden çocuğu unutmamak lazım. Jüri üyeleri diğer jüri üyelerinin hayatını değiştiren cümleleri, davranışları söyler ve yaparken dış karakter olan çocuk da bu durumu tetikleyen olduğu için, benim nazarımda 13. Jüri üyesidir.

Filminde var olan gün çok sıcak bir gündür ve bu bahsi geçen gün aslında jürinin içinde bulunduğu durumu simgelemektedir. Durum terletici, bunaltıcı ve sıkıcıdır. Jüri başkanı vantilatörü çalıştırmak ister fakat başaramaz. Çünkü olay henüz çözülmemiştir. Olay çözülmeye başlandıkça ‘cam açılır’ jüri artık birazda olsa temiz hava almaya başlamıştır.. Filmin sonlarında ise tartışma çözüme kavuşur ve jüri üyesi tarafından ışık açılır ve aynı anda vantilatör de çalışmaya başlar. Ufak bir adımın sıcak, bunaltıcı bir yeri-ortamı, durumu rahatlatabileceğini, çözüme kavuşturabileceğini gösteren mükemmel bir sahnedir ve aslında filminde özetidir bir bakıma.

Dikkatin, ayrıntılara önem vermenin, dikkatli ve yaratıcı çıkarımların neleri başarabileceğinin gösterildiği ve ‘şeytan ayrıntıda gizlidir’ cümlesini çürüten bir başyapıttır. Siyah beyaz filmlerin ağır ağabeylerinden de birisidir.

Film tipik Amerikan propagandasının izlerini de taşımaktadır. Amerika adaletlidir. Hangi konuda olursa olsun, suç ve suçu işleyen kim olursa olsun Amerikan hukuk sisteminde, Amerika da mutlaka hak ettiğine kavuşur. Yeri gelir bir Amerikalı tüm sisteme karşı çıkabilir ve büyük yanlışlıkları düzeltebilir mesajı çok güzel ‘!’ verilmektedir..

Süleyman Yakupoğlu - 14.05.2016

,

1119

Süleyman Yakupoğlu Hakkında

Süleyman Yakupoğlu

1990 yılında herhangi bir şehrin herhangi bir kasabasının herhangi bir köyünde sabaha karşı dünyaya geldim. Gece uykusundan hoşlanmam, gündüz uykusuna bayılırım. Yıllarımı okul hayatının her zaman çok zor olduğunu ve asla başaramayacağımı düşünerek geçirdim. 2014 yılında gazetecilik bölümünden mezun oldum. İçimdeki sinema sevgisi sebebiyle gazetecilik yapmak yerine sinema yapmayı tercih ettim ve tüm emekleri, yaşanmışlıkları rafa kaldırdım. Hata yapıp yapmadığımı gelecekte göreceğim. Şimdilik başkalarının çektiği filmleri sinemada oynatıyorum. Müziği sevdiğim gibi müziğin filmin gıdası olduğunu savunmaktayım. Bağımsız sinemanın da en az bir yerlere bağımlı sinema kadar etkili olduğunu düşünüyor ve savunuyorum.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin