302 No.lu Sınıf

302 No.lu Sınıf

302 No.lu Sınıf

18.11.2020 - Necla Dursun
302 No.lu Sınıf

Özgürlük Yazarları

Dram türündeki Amerikan yapımı filimin süresi 2 saat 4 dakika. Yönetmeni “Not: Seni Seviyorum” adlı filminden tanıdığımız Richard LaGravenese. Başrol oyuncusuysa sinemaseverlerin “Milyon Dolarlık Bebek” filmiyle hafızalarında yer edinen ve şahsi görüşüme göre zor rollerin altından kolaylıkla kalkabilme potansiyeline sahip bir oyuncu olan Oscar ödüllü Hilary Swank.

Film Erin Gruwell isimli idealist bir öğretmenin gerçek hayat öyküsünden uyarlanmış. Büyük oranda öğretmenin katkısıyla deneyimlenen sıra dışı bir öğrenme sürecinin anlatıldığı filmde öne çıkan olgular: hoşgörü, empati, kararlılık, fedakarlık, problem çözme, odaklanma, çaba, yeniliklere açık olma ve iletişimin gücü.

Filmin Konusu

1994 eğitim-öğretim yılının başında Kaliforniya Long Beach’teki Wilson Lisesi’nde göreve başlayan 23 yaşındaki Erin Gruwell ‘in öğretmenlikteki ilk deneyimidir. Birbirinden farklı ırklardan ve aile yapısından gelen öğrencilerin eğitim aldığı okul esasında yakın geçmişte akademik başarısı yüksek bir liseymiş. Sonrasında devlet tarafından dezavantajlı öğrenci grubuna eğitim vermekle görevlendirilmiş. Bahsi geçen “yeni” öğrencilerin okuldaki eğitim hayatının başlamasıyla bir anlamda okulun prestiji sarsılmış ve başarılı öğrencilerin tercih etmediği bir okul konumuna gelmiş. Bu durumu bertaraf etmek için, bu okulu tercih eden ortaöğretim not ortalaması yüksek az sayıdaki öğrenci için “özellikli” bir sınıf oluşturulmuş. Uygulanan bu yöntemiyle okul idaresinin amacı eski başarı trendini yakalamak olmuş.

Öğrencilerin tercih listesinden çıkan olur Erin’in tercih listesinde ilk sırayı almış. Erin’in öğretmenlikteki ilk deneyimi için bu okulu seçmesinin yegâne sebebi dezavantajlı gruba eğitim verilmesi olmuştur. Eğitim yılının başlama arifesinde okul yönetimiyle tanışmaya giden Erin, görev yeri tercihini ve sebebini müdür yardımcısına aktardığında hayret içeren konuşma, bakış ve imalı cümlelerle karşılaşır. Boynuna taktığı inci kolyenin güzelliğini dile getiren müdür yardımcısının okula gelirken takmamasının uygun olacağı uyarasında bulunması bu imalardan biridir. Aynı uyarı, başarılı öğrencilerin sınıfında öğretmenlik yapan bir meslektaşı tarafından da dile getirilince Erin’i inci kolyesi olmadan göreceğimiz sahnelerin ne kadar az olacağını filmi başında seyirci tahmin edemiyor.

İlk Gün İlk Ders

Amerika’nın kimlik çeşitliliğini yansıtan sınıfın demografik yapısında Latin Amerikalılardan Asya kökenlilere kadar uzanmaktadır ve Erin bu kimlik çeşitliliğiyle 302 no.lu sınıfında zorlu geçeceği aşikâr olan bir sürece başlar.

Sınıftaki öğrencilerin neredeyse tamamı bir şekilde suça karışmıştır. Karışmayanların ise işlenen bir suçtan dolayı aile ve arkadaş çevresinden birçok kişi ya yaşamını yitirmiştir ya yargılanmaktadır, ya da hapistedir. Hatta bazı öğrenciler bu ölüm anlarına şahitlik etmiştir. Öğrenciler arasında birbirine düşman çetelerle bağlantısı olan veya sempatizanı olanlar vardır ki bu durum sınıftaki gerilimi daima canlı tutmaktadır. Buna ek olarak, öğrenciler eğitim ortamından nefret ettiği gibi birbirlerinden de öğretmenlerinden de nefret etmektedirler.

Sınıftaki öğrenciler her ne kadar birbirinden ayrı dünyalara ait olsalar da ortak bir noktaların vardır ki o da; günlük hayatlarında kıyasıya yaşadıkları ırksal ve toplumsal zorlukların merkezinde olmalarıdır. Bu sebeple de Erin’den saf idealizm içeren eğitim yönteminin işe yaramadığını ve bundan sonra yaramayacağını söyleyerek buna son vermesi talebinde bulunurlar. Bu isteği dikkate alan Erin kendi yöntemlerini uygulamaya karar verir. İşte buradan sonra seyirci bir başarı hikâyesi izlemeye başlar.

Yapacak Çok İş Var

Erin Gruwell öğrencilerini önce birbirleriyle daha sonra da eğitim ortamıyla barıştırmaya/kaynaştırmaya çalışır. Bir taraftan da yerleşik eğitim sisteminde değişiklik ve farklılaşmaya gidilmesi yönünde çaba sarf etmektedir.

Film, ırkçılık kavramını üzerinden Amerikan eğitim sistemini ve eğitimcilerin mantalitesini aktarırken bir sistem sorgulamasına da sahne oluyor. Farklı ırk ve kültürlerden gelen öğrencileri sistem dışına itildiğini bir siyah öğrencinin filmdeki şu repliğinden anlamak hiç de zor değil: ’Neden siyahların edebiyatını işlemiyoruz şeklindeki soruma sınıf öğretmeni çok fazla seks, uyuşturucu ve küfür olduğu için dedi. Oysa sadece uygun olmadığını söyleseydi yeterliydi.’’

Tüm olumsuz şartlara rağmen zaman geçtikçe öğrencileriyle iletişim kurmayı başaran Erin görür ki, her öğrencisinin farklı bir hikâyesi vardır. Bu noktadan hareketle kendi hikâyelerini yazmaları, kendi kendilerine bile olsa anlatmanın önemli olduğunu belirterek hepsine birer defter armağan eder. Bu defterlere her gün bir şeyler yazmalarını ister. Yazdıklarını birileri ile paylaşmaları konusunda cesaretlendirir. İşte tam da bu yazılar, öğrencilerin hayata tutunmalarını sağlayan bir araca dönüşecektir. Hatta yazılanları okumaya gönüllü olduğunu söyler ve kendisinin okumasını isteyenlerin normalde kilitli olan fakat ders boyunca açık kalacak olan dolaba defterlerini bırakabileceklerini söyler. Ertesi gün dolabın defterle dolu olduğunu gördüğünde çok şaşırır.

Başka Bir Dramla Kurulan Empati

Erin bu yazım sürecine ek olarak, başka bir dramla empati yapabilmelerini sağlamak amacıyla Yahudi Soykırımı’na dair bilgi ve belgelerle, müze gezileriyle ve canlı tarih tanıklarıyla öğrencilerini tanıştırır. Ancak bu noktadan sonra rahatsızlık verdiğine inandığım (belki de sadece ben öyle hissettiğim) yoğun bir Yahudi propagandasına maruz bırakılır izleyici. Yahudilere ayrılan sürenin bu film içinde çok uzun olduğunu düşünüyorum. Öğrencilerin ıslahında başat unsur olarak soykırım argümanlarının kullanılmasıyla empati yapılması amaçlanmış olsa da ayrılan sürenin uzunluğundan dolayı bir propaganda izlediğim hissine kapıldım. Bu süre, filmin ana hikâyesini beslemek amacıyla senaryoya yerleştirilen yan hikâyelere ve karakterin duygu derinliklerine rezerve edilebilirdi. Böylece filmi izlerken hissedilen kopukluklar ve anlatımdaki sıkıntılar bertaraf edilmiş olurdu. Bu durum, filmin vermeyi amaçladığı eğitim alanındaki o önemli mesajı gölgelemiş bana göre.

Hilary Swank’in başarılı oyunculuğu ve içten tavırlarıyla artı bir not verilse de filmin aksayan bu yönünü örtmeye yetmiyor.

Eğitimci Gözüyle Bakıldığında…

Eğitimci penceresinden bakacak olursak anlatım tarzı olarak çok başarılı bir film olmuş. Ben eğitimci değilim ancak iki çocuğumu yetiştirirken eğitim camiasının ucundan köşesinden gözlemlerim oldu. Buna ek olarak çalıştığım kurumun şubelerinin 350 tanesinde yaklaşık 1.300 kişiye mesleki eğitim vermiş biri olarak bu alanda çok küçük bir şeyler söyleme hakkını kendimde bularak yazacağım bu satırları. O da şudur ki; sınıf mevcudundaki öğrenciler gerçek hayatları boyunca küçük görülmüş ve yok sayılmış hatta ailesinin bile sırtını döndüğü türden olsa da umutsuzluğa kapılmayarak kendi hayatını mahvetme pahasına meslek hayatına devam eden bir öğretmeni izlediğimiz gerçeğidir. İdealine giden yolu tüketirken, ilmek ilmek mahvolmakta olan özel hayatına rağmen belirlediği hedefe koşar adım giden bu öğretmeni tebrik etmek, örnek göstermek lazım. Gerçek bir hikâye olduğunu anımsayarak tam da bu noktada kendi kendime dedim ki; keşke Erin özel hayatının kötü bir dönemece girmesi konusunda da daha dikkatli davranıp, tedbirler alabilseydi… Ancak okuldaki yapacaklarına öylesine gönülden bağlamıştı ki bütün benliği o konuyla meşguldü. Böylece de kendi hayatını ıskaladı. Çünkü kendi ışığından eksilterek diğer insanlara ışık veren ve türüne ender rastlan öğretmenlerden biri olan Erin, bu mesleğin gönül vermeden yapılamayacağına inanmıştı.

“Bu düzen değişmez” düşüncesindeki okul yönetimine rağmen, okul yönetimiyle paralel düşünen eşine rağmen, yeteneklerini köreltmekte olduğuna inan babasına rağmen yılmayan Erin alt kültürlü olarak görülen ve topumun geneline göre “öteki” olarak kabul edilen öğrencileri için öğretmenlik mesleğine ek olarak bir iç çamaşırı mağazasında satış görevlisi ve bir otelde resepsiyonist olarak çalışarak sınıf gezisi, müze ziyareti, karne hediyesi, okunacak kitap gibi aktiviteler için kaynak üretti. Esasında ben bu kaynağı inci kolyesini satarak sağlayacağını düşündüm. Sandım ki, inci kolyeye dikkat çeken sahneler böyle bir şeye gebe. Ancak hiç de öyle olmadı. Film boyunca inci kolyesi olmadan derse girmeyen Erin için boynundaki kolye bir simgeye dönüştü. Eğer kolyeye zarar gelmezse kendisine de zarar gelmeyeceğine inandı.

Öğrencilerine kitap okuma alışkanlığını aşılayan Erin’in bir diğer iletişim kurma müzik olduğunun da altını çizmektedir. Çünkü müzik evrenseldir.

Hayatının idolü olan sivil haklar savunucusu babasından etkilenerek büyümüş, çocukken Los Angeles isyanlarını TV’den izleyip hukuk okumak istemiş olmasına rağmen asıl savaşın eğitim alanında verilmesi gerektiğine inanarak ve bu inancını fiiliyata döken Erin örnek alınası bir şahsiyet.

Sonuç

Öğrencilerinin yazdığı o defterler 1999 yılında yayınlandı. Ardından 302 no.lu sınıfta yakalanan ruhu ülke geneline yansıtabilmek için “Özgürlük Yazarları Vakfı” kuruldu. 2007 yılına gelindiğindeyse bir filmle beyaz perdeye taşındı. Tüm bu bilgiler gerçek kahramanların fotoğrafları eşliğinde filmin sonunda seyirciyle paylaşılıyor. Bu sebeplerle bu film, belalı okul/öğrenci ve idealist öğretmen konulu filmlerden ayrı bir yere konulması gereken bir yapım olmalıdır. Takdire şayan bir öğretmeni izlediğimiz gerçek hayat hikâyesinden uyarlanan filme zaman ayırmaya, kafa yormaya, ilham almaya değer…

İngilizce adı: Freedom Writers
Türkçe adı: Özgürlük Yazarları
Yapım Yılı: 2007
Yönetmen: Richard LaGravenese
Yazar: Richard LaGravenese
Oyuncular: Hilary Swank, Imelda Staunton, Patrick Dempsey

Necla Dursun - 18.11.2020

,

1289

Necla Dursun Hakkında

Necla Dursun

29 Ekim 1976 Sakarya doğdu ve aynı şehirde büyüdü.

Lisansını Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde, yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” isimli teziyle tamamladı.

Şehir, şehirleşme, şehirli, kültür, mekan, insan, gündelik yaşam estetiği gibi konularda araştırma yaparak yazılar kaleme almaktadır. Keyif alarak emek verdiği diğer bir konu ise; konusu Balkanlar olan kitaplar hakkında incelemelerde bulunmaktır.   

Finans sektöründe çalışıyor ve İstanbul’da yaşıyor.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin