7/24 Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu

7/24 Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu

7/24 Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu

28.12.2015 - Uğur Cumaoğlu
7/24 Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu

Kapitalizmin tek ve vazgeçilmez tüketim nesnesi insandır. Geçmişten günümüze kadar ki süreç içerisinde kapitalizm, insanın tüketim hastalığının kronik hale gelmesi ve bunun eylem olarak sürekliliğini sağlamak için her türlü fedakârlığı(!) yapmıştır. İlk başlarda insan doğasına yönelen ve onu anlayıp çözmeye çalışan bu rahatsızlık, zamanla insan doğasının kontrol yöntemlerini de keşfetmiş ve tüketime yönelik her türlü pratiği geliştirerek günümüze taşımıştır.

Bu pratikler, sadece insan doğasının çözülebilirliği ile alakalı değildir. Varlık olarak, insan dışında kendine has özelliklere sahip olan, fakat bu özellikleri insana da uyarlanabilen veya insanı her an tüketime teşvik edebilecek her şey bu araştırmaların nesnesidir. İnsan, en başta kendini ve ele geçirdiği her şeyi tüketen klinik bir vakıa olarak bu talihsizliğinin tarihini yaşamaya mecburdur. Zira tehlike anında takip edebileceği bir yol veya acil çıkış kapısı artık yok.

Jonathan Crary, tam da bu minvalde 7/24 Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu adlı eserine bahsettiğimiz noktadan hareket ederek çarpıcı bir giriş yapar. Kuzey Amerika’nın batı kıyıları Alaska’dan Kuzey Meksika’ya mevsimsel olarak göç eden beyaz-taçlı serçe kuşunu örnek verir. Yedi gün boyunca hiç uyumayan, gece sürekli yol alan ve gündüzlerini de yiyecek aramakla geçiren bu kuş türü, ABD Savunma Bakanlığı’nın son beş yıldır epey ilgisini çekmiş ve bu türün araştırmalarına yüklü miktarda paralar harcanmış. Yapılan bu araştırmaların amacı, kuşların uzun süre uykusuz kaldığı bu sürede onların beyin faaliyetlerini araştırmak ve insanlara uygulanabilecek bilgiler elde etmek. Böylece insanların uykusuz kalabilmesini, üretken ve verimli bir biçimde iş görebilmesini mümkün kılmanın yollarını keşfetmek. Burada asıl hedefin uykusuz askerlerin üretilmesi olduğunu ve bunun, aslında bilimin kendi ürettiği ordusunu daha da güçlendirmek için kapsamlı bir askeri girişimin bir parçası olduğu dile getirilir. Nörobiyolojik ve nörokimyasal testlerle elde edilmek istenen birincil sonuç, bir hafta boyunca uykusuz kalabilen askerler elde etmek ve ikincil olarak da bu süreyi iki katına çıkarmak.

Crary, benzer örneklerle sonunda şu can alıcı değerlendirmeyi yapar; ‘’Tarihte de görüldüğü gibi, savaşla ilintili yenilikler kaçınılmaz biçimde daha geniş toplumsal bir çevreye asimile edilir ve uykusuz askerde uykusuz işçi veya uykusuz tüketicinin öncüsü olacaktır. Uykusuzluk ürünleri, ilaç firmalarının agresif satış taktikleriyle önce bir hayat tarzı seçeneği olarak sunulacak, nihayetinde ise pek çok insan için zorunluluk haline gelecektir. 7/27 pazarlar ile kesintisiz çalışmaya ve tüketime yönelik bir küresel altyapı yerleşik hale geldi ve şimdi de bunlara daha iyi uyan bir insan özne yapım aşamasında ’’ Crary, yine bu bölümde çerçeveyi genişleterek örnekleri çoğaltır ve Rusya’dan Guantanamo’ya, uyku ve insan doğası ilişkisinden uykusuz tüketime, Hume’dan Marx’a, konu alanı ile ilgili modern tartışmalardan tarihi gerçekliklere kadar birçok benzer ve sağlam ilişki sunar.

Crary, geceleri şehri aydınlatan sokak lambalarının masumiyetini de sorgular ve aslında onların, aydınlatmaktan çok 7/24 çalışmayı ve tüketimi sağlayan önemli örnekler olduğunu söyler. 7/24, zamansız bir zamanı ilan eder. Maddi ya da teşhis edilebilir hudut çizgilerinden çıkarılmış silsilesiz veya tekrarsız bir zamanı ifade eder. 7/24 içi boş ve soyut bir slogan olsa da imkânsız zamansallığı bakımından amansızdır. 7/24 iletişim ve tüketimin taleplerinin dışında yaşamaya dair güvenilir veya açık seçik seçeneklerin olmasına izin verilmez. Zira doğrudan zorlamanın olmadığı durumda bile, bize yapmamız söylenen şeyi tercih ediyoruz ve bütün hayali ihtiyaçlarımızın bize dışarıdan dayatılmasına izin veriyoruz.

Crary, sonuç olarak uykunun insan yaşamının doğal bir unsuru olduğunu dile getirir ve Uyku, sömürülemez ve asimile edilemez yanlarına rağmen, küresel alanın dışında değildir. İnsan kültürlerinin uzun zaman boyunca uykuyu ölümle özdeşleştirmesinin sebeplerinden biri, her ikisinin de bizim yokluğumuzda dünyanın devamlılığını gösteriyor olmasıdır. Her gece insanın şalteri indirdiği derin bir uyku umudu, aynı zamanda umulmadı bir şeye gebe bir uyanışın beklentisidir der.

7/24 Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu
Jonathan Crary
Metis Yayınları
Çev: Nedim Çatlı
İstanbul, 2015
125 sayfa

 

Uğur Cumaoğlu - 28.12.2015

,

2710

Uğur Cumaoğlu Hakkında

Uğur Cumaoğlu
Yorumlar
  • Engellektüel 2016.01.16 16:23

    İlim ve irfan ile meşgul bir gençlik... Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK'in de kastı bu değil mi idi gençliğe hitabesinde? İdrak edebilene bu yolların kapalı olduğunu anlatmamış mıydı? Ne zaman uyanacağımız belli değil...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin