Açık Mektuplar - Ahmet Özcan

Açık Mektuplar - Ahmet Özcan

Açık Mektuplar - Ahmet Özcan

16.04.2014 - Bilal Can
Açık Mektuplar - Ahmet Özcan

Mektup türü tüm yazınsal kategorilerde önemlidir. Bir yazarı daha iyi anlayabilmek, hakkında detaylı bilgilere sahip olmak için yazdığı mektuplara bakmak gerekir. Çünkü mektuplar tüm iç dökümlerin bir şeceresi niteliğindedir. Yazan kişi yazdığı mektuba gönlünü, duygularını, düşüncelerini koyarak yazar. Bu yüzden biraz mahrem sayılsa da önemi eksilmemiştir.

Kelime anlamı olarak bir şeyi haber vermek, bir şey sormak veya istemek, genellikle posta yoluyla gönderilen yazılı kâğıda name ya da mektup denmektedir. Mektuplar insanların birbirlerine duygu, düşünce veya görüşlerini bildirmek için kullanılan bir araçtır.

Kitap, bahsedilen mektup türünden birkaç yönüyle ayrılmaktadır. Yazarın yazdığı mektuplar genelde yaşamayan, yazar ve aksiyon adamlarına yazdığı yazıların derlemesi olarak okuyucuya sunulmuştur. Yazar yazılarını bir iç döküş, bir görüş sunma, eleştirme ara ara yaptıkları yüzünden sitem etme duyguları ile kaleme almıştır.

Mehmet Akif Ersoy'a yazılan mektupla başlayan kitap bir Hiçkimseye ismiyle sonlanmıştır. Kitapta bildiğimiz isimlerle birlikte ismini sık duymadığımız ama önemli olan kişilere de yazılar görmek mümkün. Bu isimler Enver Paşa, Kuşçubaşı Eşref, Fahrettin Paşa, Yusuf Akçura, Kemal Tahir, Milovan Djilas, Ahmet Kaya, Cem Karaca, İmam Humeyni, Fethullah Gülen, Alexander Herzen, Oktavio Paz, Martin Bernal, Mısırlı Sinuhe, Daryush Shayegan, Deli Dumrul, Michel Tournier, Donald M. Nicol, Aleksandr Dugin, Antonio Gramsci, Karl Marks, İvan Gonçarov gibi isimlerdir.

Ahmet Özcan bu yazıları ismi geçen insanlara yazarken onların düşünsel analizlerinin yanında yaşadıkları hayata ve geçirdiği evrelere de gönderme yaparak bir tür biyografik ve düşünsel analiz yapmaktadır. Bu da mektupların aslında ismi geçenlere değil de bizlere olduğunu göstermektedir.

İsmi geçen şahıslara yazılan yazılar kişilerin yaptıklarına iyiyse iyi kötüyse kötü demek kadar cesaretli kelimelerle işlenmiştir. Birçok konuya parmak basan yazar bilinen bazı konuların aslında hiç de öyle olmadığına vurgu yapmaktadır. Özellikle benim karşılaştığım Enver Paşa silueti ve K.Marx silueti yazarın belirttiğinden çok daha farklıydı.

Enver Paşa

"İttihat ve Terakki önderliğinin kararıyla sarayda etkili olmak maksadıyla kotarılan padişahın kızı Naciye Sultan'la 'mantık' evliliği. Evlendikten sonra başlayan tutkulu aşk. Hem davaya hem aşkına ölümüne bağlılık ve sadakat. Ortalama 'Osmanlı' kişiliği; muhafazakar bir dünya görüşü, Müslümanca bir ahlak, mümince bir tevekkül, düşmanlarının bile kabul ettiği savaşçılık, teşkilatçılık, cesaret ve ataklık. Halifeliğe, Osmanlılığa ve İslam'a sarsılmaz bağlılık temelinde Müslüman toplumların emperyalizme karşı ayaklandırılması maksadına matuf İslamcılık. Turancı ve Türkçü olmayan yani ırk temelinde hayali bir birlik içermeyen ama bütün Müslüman Türk toplulukların bağımsızlığını kazanmasını amaçlayan Türkistan perspektifi. Büyük bir ufuk, geniş bir vizyon, sınırsız ve sonsuz bir harita..." cümleleriyle anlattığı Enver Paşa'nın vatan haini olmadığını aksine vatan için canını feda eden bir vatansever olduğunun da vurgusunu yapmaktadır yazar. Enver Paşa'ya yazılan mektup kitaptaki diğer her mektup gibi yine bize yazılmış olarak sunulmuştur.

Karl Marks

"Sen, 'fabrika kızı'nı kendine dert edinen, onları düşünen, onların gözyaşlarını dindirecek çareler arayan, batılı son büyük fikir adamıydın" sözleri ile Karl Marks'a yazdığı mektuba duygusal anlamlar yükleyerek Marks'ın düşüncelerinin bir analizini yapmıştır yazar. Marksizmi eleştirerek Marks'ı öven ve onun düşüncelerinin en iyi Marksistler tarafından bile yanlış anlaşıldığı üzerinden analizler yaparak mektubunu sonlandırmıştır.

Mektupların tamamı incelendiğinde; kitaba bir iç döküş bir sitem bir eleştiri hâkim. Yazar mektuplarda ismi geçenlerin düşüncelerini, yaşantılarını ayrıntılı bir biçimde ortaya dökerek dillendirmiştir. Bu her ne kadar mektuplarda karşılaştığımız bir durum olmasa da mektupların o kişilerden çok bize gelen mektuplar olarak değerlendirilmesi gerekir.

Açık Mektuplar
Ahmet Özcan
Yarın Yayınları
316 sayfa

Bilal Can - 16.04.2014

,

4404

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin