Ağzı Karanfilli Dost - Mesut Doğan

Ağzı Karanfilli Dost - Mesut Doğan

Ağzı Karanfilli Dost - Mesut Doğan

15.02.2011 - Bilal Can
Ağzı Karanfilli Dost - Mesut Doğan
”Mona Roza’dan mısralar asılıydı duvarlarında
bir keman ve bir seccade
yetiyor muydu bu şehri anlamaya”

bir İstanbul şairinin dilinden düşen sözler İstanbul kokuludur. Bir çay içimi anında çaya sevgi, anneye özlem ve umut iklimin getirdiği baharlarla yoğurur şair; İstanbul’da ise şayet.

Mesut Doğan’ın ”ağzı karanfilli dost” kitabı işte bu İstanbul kokularını andıran taze bahar çiçekleriyle kendine çeken bir halde okuyucusunu kendine çekiyor. Beyan Yayınları’ndan çıkan kitap 1997 yılının 247′i kitabı olarak raflarda duruyordu.

Kitapçılarda gezinirken edindiğim kitap eski olmasına rağmen hala tazeliğini koruyan sözleriyle başından sonuna kadar aşk kokan, özlem renkli resimler çizerek zihnimde büyüyen bir hale büründü. Kitapta aynı isimle birbirine benzeyen şiirlerin olması dikkatimi çekti. Yuşa’da ve Yuşa Tepesi, Anneciğim ve Anne şiirlerini bunlara örnek olarak gösterilebilir. Genelde yazanlar bu gibi durumlarda ya başlığı değiştirir ya da başka eserle yer değiştiriler.

Büyükada şiiri’nde yine bir İstanbul renkli sözlerle devam ediyor yazan şii seyrine
Diyor ki:

” yağmurun ince yüreğinden giriyorum senin
yalnızlığına”

sözlerini hiç yormadan ifadelerini eğip bükmeden şiir söyleyen ve bu söyleyişini berrak bir şekilde ifade eden şair uzun soluklu cümleleriyle okunurluluğunu artırıyor.

”geceler derinleşiyor içimde
bakışlarımda eskiyen sonsuzluk korkusu
kasvet ölümün imasıymış oysa
içimde yok olma korkusu”

ölüm korkusu her şairin işlediği ana temalardan biri olmuştur daima. Ölümün soğuk terennümleri, korkuya düşüp yok olma korkusu, gidip bir daha dönmeme… şair de ”tükeniş” şiirinde bunu sesli bir şekilde dile getirmiştir. Bu yüzden de ”tükeniş” bu kitapta en okunulması gerekilen şiirlerden biri olmuştur.

”gece damarlarımda kan” şiiri ise benim durup durup baktığım ardından tekrar okuduğum cümlelerle altlarını çizdiğim satırlarla dolu şiirdir.

”insanlar geçiyor yanıbaşımdan
akşama sığmayan yalnızlıklarıyla” derken bir taraftan. O kalabalığın içinde duran ve insanları gözetleyen bir çift oluyor insan.

”dağlı yanlarımız oluyor kente karşı
soylu bir çözülmeye inat” diyerek de asi bir ses gibi yankılanıyor şairin direnişi. Sözlerindeki asi kıpırtılarını şiirle söyleyebilendir çünkü şair.

”ben geceye tutunan çocuk
hüznümü paylaşıp samanyoluna
zorlu bir yürüyüş tutturuyorum
bir türküyü evlerin yardımıyla ezberleyerek
kentin dışına”

yazana teşekkür ederiz. Bilal Can - 15.02.2011

,

2233

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin