AHMET MERCAN’IN ADAMLARI

AHMET MERCAN’IN ADAMLARI

AHMET MERCAN’IN ADAMLARI

08.05.2013 - Fatih Pala
AHMET MERCAN’IN ADAMLARI
Her insanın sevdiği, kıymet verdiği, değer biçtiği ve önemsediği insanlar vardır, adamları vardır. Onları konuşmak, yazmak, onların gıyabında güzel sözler sarf etmek hoştur her kişi için. İster ki, kendisi sevdiği gibi, başkaları da sevsin, bilsin, tanısın. Kendinde saklı kalmasın, bu tanışıklık ümmetin faydasına olsun, gayesini taşır o kişiler.

Tabî, adamları 'adam olanlar' anlatabilir ancak, yansıtabilir, yazabilir. Hayata ve insanlara iyi ve güzel penceresinden bakabilenler, muhakkak surette onlarda pahasız cevherler bulabilecektirler. En şerefli bir yaratılışla yaratılan insanda cevher olmasın da kimde olsun! İşte nereden ve nasıl bakıldığı meselesi burada muazzam önem arz ediyor tefekkür ehli için.

Maksadımız, sevgili güzel insan ve Müslüman ve şair ve yazar Ahmet Mercan'ın tertemiz mürekkep ile bezediği kalemiyle oluşturduğu "Boyasız Yüzler-23 Gerçek Adam" isimli eserini sizlerle tanıştırmak. Tanış olanlar için de tekrar bir hatırlama olur 'en gerçek ve boyasız' tarafından.

Bilgi ve Düşünce, Özgün İrade ve Umran dergilerinde sair zamanlarda "Sulu Boya Portreler" üst başlığını kullanarak yazdığı portre yazılarını bir araya getirmesiyle oluşan bir çalışmadır Boyasız Yüzler-23 Gerçek Adam. Her bir kişiyi ayrı bir güzellik tadında okuyarak tanıyorsunuz. Mercan gibi bu mübarek insanları, mercanî bir usul ve üslupla satır satır yutuyorsunuz adeta.

Kimler mi var bu adamların içinde?



Kitap kapağındaki resimlerden tanır tanıyacak olanlar; ama biz yine de alfabetik sıraya uyarak verelim bu gerçek adamların isimlerini: Abdurrahman Arslan, Abdurrahman Dilipak, Ahmet Kekeç, Ahmet Taşgetiren, Ali Bulaç, Aydın Durmuş, Cahit Zarifoğlu, Cevat Özkaya, Erdem Bayazıt, Erhan Erken, Hasan Aycın, Hasan Nail Canat, Hüseyin Goncagül, İ. Şadi Çarşancaklı, Kenan Yabanigül, Mehmet Bekaroğlu, M. Ruhi Şirin, Murad Kapkıner, Ömer Karaoğlu, Rasim Özdenören, Temel Hazıroğlu, Ümit Şimşek ve Yaşar Bedri.

Hepsinin gelip buluştuğu ortak payda, Müslüman olmak, zor günlerin ve güzel işlerin adamı olmak. Bir değer ortaya koymak ve onu yaşatmak için ömrünü vermek. Sadece güneşli havalarda meydanda gözükme uyanıklığında olmayıp yağmur'a ve kar'a dair de hesaplar yapmak...

Yazarımız Ahmet Mercan, kıymeti haiz insanlarımızın kıymetini, değeri haiz adamlarımızın değerini daha henüz hayatta ve aramızdalar iken bilmenin ve başkalarına bildirmenin derdini/tasasını taşıyarak bu eserini oluşturuyor. Dünyaya ve dünyadakilere sırtını döndükten sonra gidenlerin ardından hep konuşula gelinmiştir. Ama ne hikmetse -hikmet olup olmadığı da meçhul ya!- güzel şeyler söylemek ve takdir etmek için hep ölümler beklenir olunur. Yaşarken değerlerimizin iyi yanlarını söylemekte takındığımız cimri tavrımız, onlar aramızdan ayrıldıktan sonra maharetli bir cömertliğe dönüşüverir. İşte bu olumsuz ve nahoş davranış profilini, anlamlı ve kayda değer bir şekle dönüştürmenin kaygısının ürünüdür bu eser ve bu sunulan 'adam gibi' portreler.

Her birinden ayrı lezzet aldığımı ifade etmeliyim. Portre sahipleriyle olan yakinî hukukundan olsa gerek ki, taşları gediğine iyi koyuyor Mercan adam. Pek çok bölümde tebessümünüzü gizleyemediğinizi bir yana, bazen katıla katıla güler halde buluyorsunuz kendinizi.

Bu adamların genelinin tanınmış olmalarına rağmen, şöhret peşinde olmayışları da ayrı bir önem taşıyor. Yaş ortalamalarının -Ömer Karaoğlu hariç- elli ila altmış arası olması, yazarımızın hassaten tercihi. Gençlere yer vermeme sebebini, 'daha yapacak çok işleri mevcut, yollarından alıkoymamayım' şeklinde bir açıklamayla belirtiyor.

Seçtiği ve çok sevdiği bu güzel âdemlerden dördü şimdi aramızda yok. Ama çoğunluk sağlıklarını koruyor vaziyette. Kendilerinden faydalanmamız için uyanıyorlar her sabaha. Yaşça ve tecrübece bizden çok ileride ve güzel yerde olan, olduklarına inandığımız bu kıymetlilerimizin kapılarını zaman zaman ve çok geç kalmadan çalmanın iştiyakında olabilmeliyiz.

Bugün biz gençler gencim inşallah, hem daha Dante gibi yolun yarısına gelmedim!- büyüklerimizin, öndekilerin değerini ve kıymetini bilirsek; ortaya koydukları olumlu işlerin kenarına/kıyısına eklenmeye gayret edersek, yarınlarda da bizden sonra gelecek olan gençlerimiz aynı uygulamayı bizler için gerçekleştirebileceklerdir. Tabi bunun için evvela, bir değer üretme ve yaşatma yolunda olabilmeliyiz, olmalıyız, olmak zorundayız. Yoksa sonraki nesillerin hesap soruculuğu karşısında ezildikçe ezilir, büzüldükçe büzülürüz; ama bunun hiçbir kimseye bir yararı olmayacaktır son tahlilde.

Yüzlerinde olmadığı gibi sözlerinde ve işlerinde de maske olmayan bu denli insanlarımızla yürümeyi bilmeliyiz diyor ve Rabbimden sayıları artırdıkça artırmasını niyaz ediyorum. Bereket diliyorum. Fatih Pala - 08.05.2013

,

2613

Fatih Pala Hakkında

Fatih Pala

Gümüşhane/Köse doğumlu. 2003’ten beridir Kayseri’de ikamet etmektedir. 

Küçük yaşlarda başlayan okumaya olan sevgisi, şimdilerde, kimi yayıncıların kitaplarının tashihini ve editörlüğünü yapmasıyla daha da büyümektedir. 

"Genç Birikim" dergisinde ve "dunyabizim.com"da düzenli olarak yazmakta. Genellikle portre, deneme ve kitap tahlili türlerinde yazan yazarımızın Mayıs 2017'de Okur Kitaplığı'ndan "Gün Gün Rahmet İklimi - Ramazan ve Oruç" isimli bir kitabı yayınlanmıştır.

Rüveyde Bera, Şüheda Vera ve Sümeyye Sena’dan dolayı Peygamber aleyhisselatu vesselam'ın cennet müjdesine nail olacağına inanıyor. 

E-mail: fatihpalafatih@gmail.com

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin