AKIL ve AHLAK: Aristoteles ve Farabi'de Ahlakın Kaynağı

AKIL ve AHLAK: Aristoteles ve Farabi'de Ahlakın Kaynağı

AKIL ve AHLAK: Aristoteles ve Farabi'de Ahlakın Kaynağı

31.07.2017 - Yusuf Fettahzade
AKIL ve AHLAK: Aristoteles ve Farabi'de Ahlakın Kaynağı

Felsefe tarihinde arkhe problemi Thales’ten beri sorulan ve önemini yitirmemiş bir sorunsaldır. Arkhe hakkında sorgulamalar epistemolojik ve ontolojik düzeyde olduğu gibi aynı zamanda ahlak/etik konusunda da sorgulamalar yapılmıştır. Geçmişten günümüze kadar hemen her çağda birçok düşünür ahlakın kaynağı meseline eğilmiş ve bu çetin konuda çeşitli belirlenimlerde bulunmuştur.

Bu konuda birçok çalışma olduğu gibi entelektüel düzeyde bu sorunsalı ele alan birçok akademik çalışma örneği de mevcuttur. Hümeyra Özturan’ın hazırlamış olduğu ‘Akıl ve Ahlak’ Aristoteles ve Farabi’de Ahlakın Kaynağı başlıklı çalışma kendi disiplini içerisinde örnek bir çalışma olduğu gibi kendisinden sonraki çalışmalara da ufuk açıcı bir niteliktedir.

Söz konusu çalışma Akıl ve Ahlak üst başlığı ile Aristoteles ve Farabi’de ahlakın kaynağını incelemekte ve iki büyük filozofun ahlakın kaynağı konusundaki temellendirmelerini yine onların önermeleri üzerinden karşılaştırmakta, teorik ve pratik akıl ile ahlak ilişkisi ve siyasi-dini otorite ile ahlakın şekillenmesi değerlendirilmektedir.

Eserde, Özturan’ın soruşturmalarına göre Aristoteles ve Farabi’de ahlakın kaynağı problemine sunulan cevap, akıl kavramı üzerine temellendirilerek tecrübe ve siyaset ile tamamlanmıştır. Her iki filozofa göre ahlaki önermelerin kaynağı akıldır. İnsan, aklı ile iyi ve kötünün bilgisine erişebilmektedir. Akıl kavramı, her iki filozofa göre mahiyeti, aklın varlık alemindeki ve varlık aleminde özel olarak insanın nefsindeki yeri ele alınarak aklın ahlaki eylemlerdeki yeri ve işlevi ortaya konmaya çalışılmıştır.

Bu bağlamda düşünme gücü, aklın insan nefsindeki yerini ifade etmektedir. Çünkü akıl, insana ait bir organ veya bir organın fonksiyonu değil, insanın sahip olduğu nefsin yetisidir ki bu da düşünme gücüdür. Bu düşünme becerisinin üst muhayyilesi olarak incelenen teorik ve pratik aklın, ahlaka nasıl kaynaklık ettiği incelendiğinde; Aristoteles’te ilim ile akıl aynı teorik tarafta yer alır ve Nus kavramı ile nitelenir. Nus, sezgisel akıl olarak kabul edilen teorik aklın bir veçhesidir. Aristoteles’e göre teorik akıl ahlaka kaynaklık eder. Buna göre bizzat faal akıl olmaksızın hiçbir düşünce meydana gelemez. Esas düşünme işlemini sağlayan o olduğu için şüphesiz esas ahlakın kaynağı da faal akıldır.

Farabi’de ise açıkça nazari ve ameli akıl kavramları işlenmektedir. Farabi’de nus kavramına tekabül eden kavram el-aklu’n-nazari, yani teorik akıldır. Farabi’ye göre teorik akıl, insanoğlunda insanda yapımı olmayan varlıkların bilgisini, tümel, değişmez, her daim geçerli hakiki bilgiyi elde ettiğimiz güçtür. Ona göre faal akla ulaşan kişi ikincil sebepleri ve ilk sebebi bilir. Bu da insanı Tanrı’ya götürür. Çünkü faal akıldaki bütün bilgileri elde etme imkanına sahip olur. Farabi sisteminde Tanrı’nın ahlakın kaynağı oluşu aynı zamanda Tanrı’nın saf iyi olmasıyla alakalıdır. Bizatihi iyilik olan tanrı aynı zamanda iyiye dair bilgiye de sahip olmasından ahlaki bilgi ve varlığı zatında birleştirmektedir.

Esere göre teorik düşünme gücü Aristoteles ve Farabi’de ahlaka kaynaklı etmede başat rol oynamaktadır. Teorik düşünme gücünün her iki filozofta da en temel işlevi nihai gaye olan mutluluğun ne olduğu bilgisini insana vermesidir. Pratik düşünme gücünün ve pratik akıl kaynaklı önermelerin mahiyeti incelendiğinde Aristoteles’te fikri güç kavramı ile karşılaşmaktayız. Buna göre tümel ve teorik olandan ziyade tikel ve pratik olana yönelik akli yetiye fikri güç denir. Ahlaken iyi olan gayeye götüren, insanın tikellere dair düşünme gücünün şubesidir.

Eser, pratik aklın ahlaka kaynaklın edişini şu şekilde belirlemektedir: Tek tek hadiseler karşısında ahlaki tavır ve davranışı bulurken, ona eşlik edecek teorik akıl kaynaklı temel bir ölçüt bulunmaktadır, bu da orta olma ilkesidir. Bu ilke tecrübe ile yoğrularak pratik aklın doğru ahlakı sağlayacak şekilde yetkinleşmesinin ancak zamanla söz konusu olabileceğini söylemek mümkündür. Tecrübe ile bilfiil hale gelen pratik akıl, sonrasında tecrübeler arttıkça bu anlamda bilme gücünü arttırmaktadır.

Pratik akıl kaynaklı önermelere bakıldığında pratik akıl kaynaklı önermelerin hepsinin tek tek durumlara ilişkin olmadığını, bazısının tümel bazısının tikel olduğu vurgulanmaktadır. Tecrübe tek tek yargıların zihinde tümelleşmesi olarak da nitelenebilir. Böylece tecrübe arttıkça bilginin kesinliği de artar. Başka bir ifadeyle tikelleri tecrübeye dönüştüren hüküm sayesinde tikel bilgiler tümel seviyesine yükselmektedir.

Eserin önemli tespitlerinden biride ahlaki önermeleri elde etme sürecinde teorik ve pratik aklın işlevlerini ayrı ayrı elde ettikten sonra, bir bütün olarak aklın ahlaka kaynaklık edişi değerlendirildiğinde, aklın bu iki veçhesini ifade eden teorik ve pratik ayrımının, hangi noktada birbiriyle temasa geçtiğinin belirlenmesidir. Çünkü ahlaki kararı verirken insan aklı teorik ve pratik yönünü birlikte kullanarak işlem yapmaktadır. İşte bu ortak çalışmanın ortaya koyduğu teori-pratik ilişkisine daha yakından bakılmak istendiğinde her iki filozofta da yer alan kavram çiftlerinin (Aristo’da sofia-fronesis, Farabi’de hikmet- taakkul) söz konusu ilişkiyi ifade ettiği görülmektedir.

Ahlakın kaynağı olarak siyasi ve dini otorite konusu, Aristoteles ve Farabi’de teorik ve patrik akıl yoluyla insan tabiatı temele alınarak ahlakın kaynağı olarak siyasi ve dini otorite ihtiyacını temellendirecek biçimde şekillendirilmiştir. Aristoteles ve Farabi felsefesinde insan, hakikatin ve iyinin bilgisini elde etmeye kabiliyetli olsa da bu kabiliyet, onun iyi fiilleri eylemesi konusunda yeterli değildir. Her iki filozofta da şehir şeklinde olsun daha geniş olsun toplumsal yapılanmanın bireye ve aileye göre önceliği olduğunu, bütünün parçadan daha önemli kabul edildiğini söylemek mümkündür. Bu öncelik yine bireyin iyiliği içindir. Dolayısıyla siyasi otorite halk için ahlak kaynağı olarak işlev görmektedir. Siyaseti ahlak için merkezi konuma getiren şey siyasi otoritenin halk için bir anlamda ahlakın kaynağı görevi yapmasıdır. Ahlakın kaynağı Aristoteles’te yasa ve yasa koyucu olarak kendini gösterirken Farabi’de er-reisu’l evvel olarak kendini gösterir.

Sonuç olarak Aristoteles ve Farabi ahlakın kaynağı olarak akla işaret ederken dünyadaki mutluluğu sağlayacak şeyin akla uygun bir hayat sürmek olduğunu delillendirmektedir. Her iki filozofta da akla uygun bir hayatın temel göstergesi akla dayanan tercihlerdir.

Eserin Ek’ler kısmının birincisinde Farabi’nin Aristoteles’in ahlak düşüncesine dair kaynaklara vukufu ele alınmıştır. Farklı nüshaların ışığında nazariyesini yetkin hale getiren Farabi, Aristo’nun çeşitli eserlerine düştüğü şerhler ve bu eserleri kullanış şekli ile birçok kendisinden sonra gelen düşünce adamını etkilediği de dile getirilmiştir. İkinci kısımda ise Aristoteles ve Farabi’nin ahlak kavramları sözlüğü eklenmiş ve Aristo’nun Farabi üzerindeki etkisi kavramsal düzeyde bir karşılaştırma olanağı sağlamıştır. Bu karşılaştırma ile Farabi’nin özgünlüğü ve etkisi ve bu etkinin Aristo ile bağlantısını anlamak açısından verilen karşılaştırmalı kavramlar sözlüğü ufuk açıcı bir özellik taşımaktadır.

Eser, önemli bir boşluğu doldurmakla beraber kendisinden önce yapılan benzer çalışmalara değerli bir katkı sunmakta ve kendisinden sonra yapılacak çalışmalara ufuk açıcı bir özellik taşımaktadır.

AKIL VE AHLAK: ARİSTOTELES VE FARABİ’DE AHLAKIN KAYNAĞI
Hümeyra Özturan
Klasik Yayınları
Şubat 2014
254 sayfa

Yusuf Fettahzade - 31.07.2017

,

516

Yusuf Fettahzade Hakkında

Yusuf Fettahzade
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin