Akıldan Öteye Gidememek

Akıldan Öteye Gidememek

Akıldan Öteye Gidememek

25.05.2016 - Mustafa Şevgin
Akıldan Öteye Gidememek

Akıldan mı bahsediyorsunuz? İslam tarihine baktığımızda sadece “akıl” ile hareket eden gruplar her zaman şiddeti ve terörü İslam topraklarına davet etmişlerdir. Peki bu aklı kimlerden aldılar? Tabi ki Batı’dan aldılar. Ehli sünnetsiz bir akıl nelere çare bulur acaba?

Metin Önal Mengüşoğlu’nun kitaplarını daha önce hiç okumamıştım sağdan soldan bir kaç yazısını duymuştum ama yazıları hakkında net bir tavır ortaya koymamıştım. “Anladıkça Artan” kitabını elime aldım ve bir çırpıda okudum. Ne diyor Mengüşoğlu; efendim Kur-an, akıl, vahiy falan ve bunları ihmal ettiğimiz için çok geride kaldık. Geri de kaldık neyse de cahil cühela olan Tasavvufçular arasında kaldık mealindeki cümlelerle derdini hemen ikinci yazısında görüyoruz. Birbirinden iddialı denemelerle Metin Önal Mengüşoğlu boş bir arazide okuyucuya adeta meydan okuyor.

Nedir efendim sizin derdiniz? Bu halk Müslüman olduktan sonra en çok bu akılcılardan çekti çekeceğini. Sanki ehli tarik olan Kur-an’a, akla, bilime karşıymış gibi bir algı oluşturmuş Mengüşoğlu’nun zihninde. Bu kısım bizim en net anladığımız bir konu ama yazar şunu bizden daha iyi biliyordur; geçmişte tasavvufçuların bilimle, akılla İslam alemine neler kazandırdığını, Selçuklu ve Osmanlı gibi iki medeniyet kurduklarını hepimizden daha iyi biliyordur. Mengüşoğlu okurları biraz tasavvuf tarihi okusa bu eserlerin bir kıymeti harbiyesi kalmayacaktır. Bazı kısımları hayret ederek okudum, ehlisünnete ne kadar karşı filozof varsa hepsinden örnekler vererek methiyeler düzmüş. Kitabın ilk bir kaç denemesinde sürekli akıldan bahsetmiş. Acaba bilmezler mi kalpsiz bir aklın iki adım atamayacağını zaten kısmi bir şekilde Mengüşoğlu, akıl ve kalp üzerinde durmuş. İzah iyi olmasa da akla yapışıp kalmış. Mesela akletmek “Ezcümle Kur’an bize demektedir ki kalbinizin akletme faailyetini sürekli diri tutun, düşünün, hatırlayın, anlayın, tedbirli dikkatli olun vb. En azından şunu iyice biliyoruz ki bizim literatürümüzde akıllı olmak, aklı kullanmak demek, insanoğlunun Allah’ın kendisinden istediği tüm sorumlulukları yerine getirmesi demektir.” Syf: 54

Günümüzdeki aydınların büyük görevi Anadolu halkının irfanını ve itikadını eleştirmektir. Halbuki aydının işi bu değil, bu düzeltmekten çok, tahrip etmektir. Peki kimi referans olarak önümüze sürüyorsunuz, hangi yerli düşünceyi izah olarak öne sürüyorsunuz, hiçbiri toprağımızda yeşermeyecek Batı kuklası sıradan bidat ehli kişilerin görüşleridir bunlar. Hüseyin Nasr, Ali Şeriati, Seyid Kutuplara hayranlık duyan bu kişiler neden acaba İmam-ı Gazali ve İmam-ı Rabbani gibi isimlerin esamesini okumaz. Burada niyet apaçık bellidir. Bu aydınlar düşünce dünyalarında bir tercih yapmıştır ama neden halkı kendi tercihlerine inanmasında ayak diretir, neden büyük bir kitleyi aşağılar, aydın olmak bunu mu gerektiriyor?

Yazarın bir cümlesine daha bakalım, konu hurafeler “Halka Söylenmeyen” makalesinden: “Özellikle tasavvufi ve Şii çevrelerde çok yaygın bir anlayış vardır. Bunun kısa bir tahlilini yapalım. Onlara göre mükellefiyet bildiren İlahi Kelam’ın tamamı Kur’an’daki toplamından ibaret değildir. Yahut Kur’an’da toplananlar sadece sığ ve düşüncesiz kimseler için, zahiri bir takım şeriat hükümleridir. Oysa Allah asıl sırrını sıradan insanlara açmamıştır. Sünni tasavvufi çevreler Resulün bu sırrı Mekke’de Medine’ye hicretleri sırasında, gizlendikleri mağarada Hz. Ebubekir’in kulağına fısıldadığına inanmaktadırlar.” Syf:116

Bu yazılar fitneden başka bir şeye yaramamaktadır. Elbette bozuk, bidat ehli güruhlar vardır. Bir cemiyetin içinde son derece cahil insanlar da olabilir, ama sırf bunlar için İslam geleneği olan tasavvufa savaş açmak farklı bir niyetin suizanlarıdır. Topyekûn bir reddetme kendisinin aklına uyuşmadığı gibi akılcılık ile de uyuşmaz. Üslup açısından gayet iyi bir kitap olsa da Mengüşoğlu diğer eserlerinde de Selefi görüşün yüceltilmesi, ehli sünnet vel cemaatin eleştirisini yapmaktadır. Malatya ekolünden hareketle her şeyi Kur-an’ı Kerim ve akılla açıklamaya çalışmaktadır.

Metin Önal Mengüşoğu

Anladıkça Artan

Okur Kitaplığı Yayınları

278 sayfa

Mustafa Şevgin - 25.05.2016

,

1286

Mustafa Şevgin Hakkında

Mustafa Şevgin

1986 yılında Urfa'da doğdu. Hz. İbrahim'in milliyetine mensuptur. Şair Yusuf Nabi ve Mehmet Uzun hayranıdır. Kazancı Bedih, Seyfettin Sucu ve Şivan Perwerin iyi bir dinleyicisidir. Ortadoğu'nun derin entelektüel tarihine aşık. Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi bölümüne bir süre devam ettikten sonra Erciyes Üniversitesi İletişim fakültesinden mezun oldu. Şuan gazetecilik yapmaktadır.

Yorumlar
  • Ünsal Ünlü 2016.05.27 11:03

    Maalesef yazar ne kitabı ne de Metin Önal Mengüşoğlu'nu anlayabilmiş! Maalesef.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin