Aklımızı Başımızdan Alacak Şiiri Arıyoruz – 5

Aklımızı Başımızdan Alacak Şiiri Arıyoruz – 5

Aklımızı Başımızdan Alacak Şiiri Arıyoruz – 5

05.12.2016 - Kitaphaber
Aklımızı Başımızdan Alacak Şiiri Arıyoruz – 5

Edebifikir, “Aklımızı Başımızdan Alacak Şiiri” 5. kez arıyor.

Edebifikir.com sakinleri akıllarını başlarından alacak şiiri arıyorlar. Bu yıl beşincisi gerçekleştirilecekolan “Aklımızı Başımızdan Alacak Şiiri Arıyoruz” etkinliği için son başvuru tarihi 21 Ocak 2017.

Şiirin; baştan ayağa dil işçiliği olduğunu söyleyen ve “Dilin imkânlarını en yüksek seviyede kullanmak ondan kurtulmakla mümkün olur.” diyen Edebifikir, bu sözün idrak edildiği takdirde şiir yazmaktan bile vazgeçebileceklerini de söylemeden edemiyorlar.

İdris Ekinci, Gökhan Serter ve Sulhi Ceylan’ın jüri üyeliği yaptığı “Aklımızı Başımızdan Alacak Şiiri Arıyoruz -5” etkinliğinin başvuru şartları ise şöyle:

1 – Gönderilen şiirler daha önce hiçbir yerde (internet siteleri dâhil) yayımlanmamış olmalıdır. (Posta Gazetesi ve saatli maârif takvimlerinde yayımlananlar yarışmaya katılabilirler.)

2 – Bir kişi en fazla tek şiir ile katılabilir. Fakat iki kişi bir şiir ile katılabilir.

3 – Şiirler, dilediğiniz punto büyüklüğünde, dilediğiniz yazı stilinde olabilir.

4 – Şiir gönderenler gerçek isimleriyle katılacaklardır. Aruz vezniyle Divân şiiri ya da dörtlükler halinde Halk şiiri yazanlar mahlas kullanabilirler.

5 – Şiirde intihal yapanların tırnakları sökülecektir. Çünkü “İntihal: Yazının tırnaklarını sökmek” demektir. Ölüm acı, miras helal, kısas haktır.

6 – Katılımcılar, şiirlerini gönderirken kısa özgeçmişlerini, yazışma adresi ve telefon gibi iletişim bilgilerini de göndermelidir.

7 – Şiirlerinizi dilediğiniz anlayış ve tarzda yazabilirsiniz. İsterseniz rubai, isterseniz metin şiir, isterseniz gazel yazın. İsterseniz hece vezniyle, isterseniz serbest, isterseniz kırık aruzla yazın. Yeter ki yazın şu şiiri!

8 – Sadece “Aklımızı Başımızdan Alacak Şiiri” aradığımız için, ikinci-üçüncü şiir, büyük şiir, Cemal Süreya başarı şiiri, mansiyon şiirleri gibi taltifler olmayacaktır.

9 – Aklımızı Başımızdan Alacak Şiirin sahibi Edebifikir sitesinin yazar kadrosuna dâhil edilecek, haftada bir yazı istenerek hayatı zindan edilecek ve kendisine modern Türk şiiri külliyatı ve bu yıl çıkmış ya da çıkacak olan muhtelif şiir yıllıkları hediye edilecektir.

10 – Aklımızı Başımızdan Alacak Şiir ve diğer katılan tüm şiirlerin her türlü yayın hakları edebifikir.com’a aittir.

11 – Son başvuru tarihi 21 Ocak 2017

12 – Sonuçlar 7 Şubat 2017 tarihinde ilan edilecektir.

13 – Şiirler editor@edebifikir.com adresine gönderilecektir.

14 – Yarışma ile ilgili soru maillerine cevap verilmeyecektir. Şiiri ve özgeçmişinizi göndermeniz kâfi. Çok dert etmeyin. Mailim ulaştı mı, şiirim ellerine geçti mi gibi vesveselere kapılmayın. Hepimiz kabirde buluşacağız.

Kitaphaber - 05.12.2016

,

986

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini bu profilden paylaşıyoruz.

Yorumlar
  • Seden Güleç 2017.02.07 14:28

    Sonuç çok rencide edici şekilde açıklanmış.

  • Ugur 2017.02.07 17:15

    Ne olursa olsun insanları bu kadar aşağılayıcı biçimde eleştirme hakkınız yok. 263 şiirden mutlaka en az 1 tane olsa iyi şiir çıkacağına inanıyorum, ya şiirlerin hepsi incelenmedi yada başka bir şey ama sizlere inanmıyorum. Başınıza gelen olaylar yüzünden hepimiz üzgünüz... Eğer şiirlerimizi kullandığınızı görürsek işte o zaman hukuki yola baş vuracağımdan emin olabilirsiniz.. kusura bakmayın ama adil değilsiniz...

  • Edebi Fikir Yasta! 2017.02.09 15:01

    Çok üzgünüz. O kadar üzgünüz ki 'mutsuzluk' kelimesinin Türk Dil Kurumu tarafından hakkıyla tanımlanamadığı vehmine kapılıyoruz. Kendisinden uzaklaştıkça yakamıza yapışan mutsuzluğumuz, yine kendi alevini harlayan bir ateş gibi öfkemizle birleşiyor. Bütün meseleler gözümüzde büyüyor. Dünya, siyasi ve ticari odak noktalarında önemli olan metaların peşinde koşarken, bizler saf şiir gibi değerli manaların arzusuyla yanıp tutuşuyoruz. Belki yandıkça hüznümüzün aleviyle temizleniriz, belki yandıkça biraz olsun hafiflersek dünyanın perdelerini aralayıp çocukların gözlerine umutla bakabiliriz diyoruz. Ama olmuyor. Bir dağa güvenelim desek sırtımızdan bıçaklanıyoruz.

    Koftiden müteşairlere inat, olmuyorsa da zorluyoruz. Hakiki bir şairin dediği gibi, külçeler yüklüyüz ve çıkmak istiyoruz yokuşu. Heyhat! Sokaklar adımlarımıza karşı katılaşmaya başlıyor. Yine de zorluyoruz. Çünkü içten içe biliyoruz ki "Aklımızı Başımızdan Alacak Şiir" bankaların ve masaj salonlarının birbirine karıştığı bir dünyada kollarını açmış bizi bekliyor. Ama olmuyor. Gerçekten çok üzgünüz. Senede beş milyon kitabın basılıp dağıtıma sunulduğu bir dünyada şiir ve umut sözcüklerini dara çekiyoruz.

    Neden mi?

    Bin bir umutla beşincisini düzenlediğimiz "Aklımızı Başımızdan Alacak Şiiri Arıyoruz" etkinliği; Amerika'nın keşfi, Cengiz Han'ın doğumu, Haçlı Seferleri, 3. Dünya Savaşı, Vietnam Savaşı, Hiroşima ve Nagazaki katliamları ve son olarak Mehmet Raşit Küçükkürtül'ün evlenmesinden sonra insanlık tarihine kara harflerle kazınacak en büyük kıyımlardan birine dönüşmüştür. İşte bu yüzden!

    Hâlbuki aradığımız gerçekte bir şiir değil, henüz doğmuş bir bebeğin nabzının atışlarıydı belki. Belki davudî sesiyle bir civanmert çıkacak, ilk taşı attığı gibi bütün putları yerle bir edecek ve gümbür gümbür bir şiirle gökyüzünü dahi inletecekti. Belki gözleri kör ama gönül gözü parıl parıl parlayan bir Âşık Veysel çıkacak, işte saza böyle vurulur diyecekti. Belki uzak zamanların izini süren bir derviş, Yunus'un aradığını bulduğunu söyleyecekti. Bir Molla Kasım çıkacaktı belki, bugüne değin okuduğumuz bütün şiirleri yakıp kül edecekti. Belki bir Nazım kara bir trene binecekti Moskova'dan, sırf o şiiri yazabilmek için.

    Ama olmadı. Bir hafta boyunca okuduğumuz her şiirde umutlarımız biraz daha azalmaya devam etti. Yine de yılmadık, azar azar erisek dahi aramaya devam ettik. Her defasında işte bu olmalı, hissediyorum, evet, muhakkak bu nidalarıyla yitiğimizi aramaya devam ettik. Hem de yılmadan, bir lahza nefes bile almadan, ilk günkü heyecanımızla, yorulmadan aramaya devam ettik.

    Ama olmadı.

    Şiirin hassasiyetinden, hususiyetinden ve dahi keyfiyetinden habersiz onlarca müteşair kalbimizin burçlarını ateşe vermeye devam etti. Okuduğumuz her metinde modern dünyanın kıskacında kalıp hakiki şiirin ehemmiyetinden zerre kadar nasibini alamamış bedbahtların çaresizliğine şahit olduk. Okuduğumuz her metinde acımız katmerleşti. Yaklaşık yedi senedir türlü zorluklara göğüs gererek yayın hayatına devam eden ve genç kalemlere âdeta bir medrese olan Edebifikir sitesinin, mesele hakiki şiir olunca kayda değer hiçbir karşılığının olmadığını gözlerimizle gördük. Ah! E-posta kutumuzda neler gördük neler! Eğer Allah'tan hayâ etmeseydik gönderilen 263 şiir metninin tamamını ibret-i âlem olsun diye ifşâ ederdik. Yine yılmadık, hepsini, teker teker en ince ayrıntısına kadar okumaya ve tetkik etmeye devam ettik. 262. şiire kadar umudumuzu beslemeye devam ettik. Tâ ki heves neymiş, insanın kursağında nasıl kalırmış bir kez daha tecrübe edene kadar.

    Cuma gecesi itibariyle tamı tamına 263 şiir metniyle Edebifikir yönetim üssümüze düzenlenen menfur saldırılar sonucunda jüri üyelerimizden Sulhi Ceylan oracıkta şehit düşerken, ağır yaralanan İdris Ekinci yoğun bakıma alınmış, diğer jüri üyemiz Gökhan Serter'e ise henüz ulaşılamamıştır.

    İşte bütün mazmunları yaktık. Bu saatten sonra kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı. İşte, nihayet söylüyoruz: Aklımızı Başımızdan Alacak Şiiri bulamadık!

    İşbu sebeplerden ötürü 7 Şubat 2017 Salı günü itibariyle edebiyat-fikir-eylem serlevhasıyla neşrettiğimiz mezkûr edebiyat sitesi Edebifikir'i bir haftalığına lağvedip, uluslararası çapta yas ilan ediyoruz.

    Allah bu millete bir daha "Aklımızı Başımızdan Alacak Şiir"i aratmasın!

    Edebifikir

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin