Aklın Amel Defterini Açmak

Aklın Amel Defterini Açmak

Aklın Amel Defterini Açmak

03.06.2020 - Uğur Cumaoğlu
Aklın Amel Defterini Açmak

‘Akıl’ deyince, akla gelenin ne olduğu kişiden kişiye değişebilir. İnsanlığın bugüne kadar yaşamış olduğu tecrübe, akıl için kuşatıcı bir tanım veya sınırlamayı karşımıza çıkarabilir. Aklın tahlilini yaparken hakikatte neyin tanımını yaptığımız da ayrı bir problem olarak karşımıza dikilebilir. Akıl, tanımı sabit olmadığı gibi farklı tecrübelere yaslanarak o tecrübenin sınırlarıyla bize değişken tanımlar, anlamlar, bilinç düzeyleri de sunabilir.

Nitekim devlet aklı, felsefi akıl, bilimsel akıl, siyaset aklı vs. gibi birçok farklı örnek zihnimizin kapısına dayanabilir. Tüm bu akıl’ları bütüncül bir tanımda veya ortak bir paydada bir araya getirmek ve insanlığa evrensel bir tanım sunmak da ayrı bir sorun olarak bizden yeni bir akıl isteyebilir. Ki günümüzde akıl sağlığı ile akıl sığlığı arasında hızlı bir geçişgenlik mevcutken bunu başarmak da ayrı akıllara ihtiyaç duymamıza sebep olabilir. Kısacası akıl, insanlığın yüklendiği en büyük emanet olduğu gibi yeri geldiğinde, en büyük zulümleri akılla veya aklın kendisine yapabilmekteyiz.

İbrahim Kalın’ın Perde ve Mânâ adlı İngilizceden çevrilen yeni eseri, aklın amel defterini açarak akıl ile ilgili tüm bu durumları tahlil edip, Perdeye takılan akıl ile Mânâya ulaşan aklın yerini tespit etmeye çalışıyor. Kalın’ın deyişiyle ‘Aklın amel defteri bir hayli kabarık. Sevabı mı yoksa günahı mı daha çok, söylemek zor. İnsanların hayatını kolaylaştıran icatları yapan da Elhamra Sarayı’nı ve Selimiye’yi inşa eden de akıl, milyonlarca insanın ölümüne neden olan savaşları yöneten de kitlesel imha silahlarını yapan da akıl. Elbette farklı akıllar bunlar. Dolayısıyla temel soru şu: Bu fark nereden geliyor? Akıl, kendi özündeki iyiliği unutup neden kötülüğe râm oluyor? Kötüyü kutsayan ve meşrulaştıran akıl nasıl bir varlıktır? Kendi tabiatına ihanet eden bir akılla nasıl mücadele edilir?

Kitabın başlangıçta modern bağlam ile Aydınlanma çağı aklına giriş yapması, günümüzdeki akli sorunların çok uzak bir zamanda olmadığı ve günümüz akletme biçimi ile problemlerinin kaynağını da bize göstermektedir. Tartışmaya haklı bir giriş olarak görülebilecek bu girizgâh, ratio ile intellectus’un kökenleri ve günümüze kadarki dönüşümleri için gerekli bir giriştir.

Kalın, Rasyonalitenin Ontolojik Temelleri başlığı ile aklı yaratılmış olmaktan çıkarmak ve başta kendisi olmak üzere her şeyin tek ölçütü haline getirmek veya bu haliyle aklı ölçütsüz bırakmanın durum tespitini yapar. Akıl ve düşünce ayrı veya bir bütün olarak ne ifade eder, nasıl olmalıdır, kılavuzsuz bir akıl sonuçta nereye varır, aklın terminolojik kökeni, tanımı ve anlamı gibi akla takılan sorular, ikna edici ayrıntılar ile cevaplandırılıyor. Elbette aklın ilahi kökenleri/kaynakları da vardır ve İbrahim Kalın bu kökleri Kur’an’ın Düşünce Kâmusu başlığı altında inceliyor. Aklın kalp ve vicdan, varlık ve evren karşısında duruşu ve durumu; aklın her zaman ihtiyaç duyduğu ve onu ilahi köklerine davet eden ahlak ve ahlaki olanın akla ve mantığa uygunluğu rasyonalite kavramı ile karşılaştırılarak detaylandırılıyor.

Sonuç olarak Kalın şu soruyu soruyor; ‘Akla Geri Dönmek Hâlâ Mümkün mü? Kalın’a göre akla geri dönmek elbette mümkün. Ancak bunun için modern dünyanın düşünme şeklini belirleyen kavramların yeniden gözden geçirilmesi, aklın ahlaki bir libas ile kuşanması, yüce değerlere sahip çıkacak şekilde bir kimlik edinmesi gerekmektedir. Bunun için de elzem olan şey yüce kitabımız Kur’an’a dönüş yapmak ve aklın, ilahi olan kökenleri ile yeniden bağ kurmasıdır. Zira bu insan olmanın gereğidir.

Bir anlam küresi meydana getirmek için aklın kaçınılmaz olarak ilme/bilgiye ihtiyacı vardır. Fakat her ne kadar akıl, başta kendisi olmak üzere varlık âleminin tamamını anlamak için bilmeye ihtiyaç duyuyorsa da aklın emanet edildiği insan için aklın kendisi de bir araçtır. Akıl amaç değildir. Ki zamanı geldiğinde aklın da hakikatin önünde aşılması gereken bir perde olduğu anlaşılır. O nedenle akıl, hem bir talebe hem bir kılavuz olduğu gibi aynı zamanda bir ayartıcı da olabilir. Tam da bu nedenlerden dolayı akıl aşılması gereken en kalın perdedir.

Perde ve Mânâ

Akıl Üzerine Bir Tahlil

İbrahim Kalın

Çev. Ali Sebetci

İnsan Yayınları

İstanbul, 2020

126 Sayfa

Uğur Cumaoğlu - 03.06.2020

,

4402

Uğur Cumaoğlu Hakkında

Uğur Cumaoğlu

Yazar, Şair, Sosyolog, Sinema Eleştirmeni, Talebe.Yazıları ve şiirleri Beyaz Gemi, Temrin, Ayasofya, Bilge Adamlar, Muşta, Yolcu, Temmuz, Birnokta, Yedi İklim, Dergâh, Mahalle Mektebi, Mostar dergilerinde; Edebifikir.com, Kitaphaber.com.tr, Jurnalortadoğu.com da yayımlandı. Yeni Başlayanlar İçin Dünya adlı yayımlanmış bir kitabı var. 

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin