Ali Şeriati İle Söyleşmek - Ömer Noyan

Ali Şeriati İle Söyleşmek - Ömer Noyan

Ali Şeriati İle Söyleşmek - Ömer Noyan

09.03.2012 - Nihat İlhan
Ali Şeriati İle Söyleşmek - Ömer Noyan
Ali Şeriati, Müslüman bir bilincin içinde kopan fırtınaları keşfetmiş, ne tam olarak doğulu, ne de tam olarak doğu da yaşayan batılı bir aydın. Zira onu aydın kavramının modernlik/ geleneksellik oluşumu bahsinde dile getirdiği "Aydın, bu iki zıt kalıptan hiçbirine sığmaz. Modernlik ve geleneksellik, bize empoze edilen iki kalıptır. O zamanı, zarureti ve mevcut durumu bildiği için, geleneğin taşlaşmış, donuk çerçevesinde bulunmaz." sözü inayetinde dünya sistemi çevresi üzerinde; kendine, kendi dünyasını empoze etmiş, hazır fikirleri kabul etmeyen ve bunların yerine kendi ideolojik örgüsünü kuran kimse/aydın olarak kabul edebiliriz. Gerçekten de Ali Şeriati, İslami bir altyapı üzerinden ne tam olarak doğuyu, ne de tam olarak maddesel konumu itibariyle üstsel sınıfı kendisine elbise olarak giydiren batıyı tasdik eder. Onun düşünce kavramında medeniyet olarak kabul ettiği gerçek 'düşünce gücünde olgunlaşma derecesidir.' Bu bağlamda Şeriati, Necip Fazıl Kısakürek'in de tabiriyle; Batıyı ruhta çökmüş, maddiyatta ilerleyen; Doğuyu ise maddiyatta (Akla dayanan düşünce) çökmüş, ruhta ise ilerici yapısının tahribe uğradığı kemalinde görür.

Şeriati asıl bağlamda, Müslüman insanlara ya da genel tabiriyle 21. yy insanına şunu anlatmak ister; Batı dünyevi üstünlüğü münasebetiyle, kendisini dünya üzerindeki tek hamil ve medeniyet görmektedir. Bu bağlamda diğer Doğu ve Afrika insanları ancak kendi yöntem ve kanunlarını uygulamaları münasebetinde medeniyete ulaşmış olacaktır. Buna göre Batı, Doğu'ya 'medeniyetinin eskiden varolduğunu', Afrika'ya ise 'medeniyetinin hiçbir zaman olmadığını' söyler. Ancak medeniyetinin hiçbir zaman olmadığının söylenmesi, medeniyetinin artık eski de kaldığının söylemesinden daha hafifletici ve sıskadır.

Doğu ya da Müslüman olarak tasnif edebileceğimiz inanç insanı sürekli bir 'gerçek medeniyet' tabiriyle kendisine empoze edilen Batı karşısında, ikincil plandan birincil plana da geçmek münasebetiyle, artık kendi öz değerleri ve miraslarından vazgeçerek Batı'yı benimseyecek, artık bir taklit aşamasından ileri geçemeyerek 'yarı insan' mertebesine gelecektir. Şeriatı burada insanlara her ne kadar zamanının aydınları karşı gelse de- İslam'a dayanarak onun şimdiki zamanındaki haliyle değil, Peygamberin (a.s), Ashabın zamanındaki İslam gibi 'kurtuluşa davet eden' bir felsefe, maneviyat ve din olarak İslam'ın gelecek nesillere aktarılmasını bir görev bilmektedir.

Ali Şeriati İle Söyleşmek, Ömer Noyan'ın hazırlayıp yayına sunduğu, belli başlı konular halinde, Ali Şeriati'nin kitaplarından alıntılarla soru-cevap şeklinde oluşturulan bir eserdir. İçerisinde yalnızlık, aşk/sevgi, batı, din, İslam'da kadın gibi öncelikli konulardan oluşmak üzere on bölüm bulunmaktadır. Gerçekten de eser düşünce tadındadır ve içerisinde bulunan konular veyahut da kısımlar tam anlamıyla nokta atışlarını bulundurmaktadır içerisinde.

'İnsan devamlı olarak bulunduğu zindandan kaçmaya çalışmakta; bir kaçış yolu bulmak için sürekli dünyanın duvarlarını tırmalamaktadır.
Bir kimsenin sanatsal faaliyette bulunma nedeni, gerçeklikler dünyasındaki eksikliklerden ve yoksunluklardan sıkıntı duymuş olmasıdır.'

Her ne kadar Ali Şeriati Müslüman şuura sahip bir aydın olarak ön plana çıksa da; o, kelimenin tam anlamıyla bir ruh tabircisidir. Kelimeleri kullanmaktaki titizliği, ruhsal hüznün odak noktalarından çıkarılan konu ve devinimlerle de birleşince ortaya bir yazardan daha çok bir ruh tabibi meydana gelmektedir. Gerçekten de kitapta da ele alınan konulardan onun her konu da düşündüğünü görürsünüz; Aşk, sevmek, yalnızlık, huzursuzluk, maneviyat...

'Peygamber diyordu ki: "Ben sizin dünyanızdan güzel kokuyu, kadını ve namazı sevdim." Oysa ben sadece yalnızlığı seçtim. Bu temiz tapınak, bu tanıdık sığınak olmasaydı, kapıları, duvarları, bütün sakinleri bana yabancı, bana düşman olan bu dünya beni öldürürdü.'

Bir bahsinde de şöyle diyor yalnızlığın;

'Artık cümle kuracak gücüm yok. Ah, inlemeye ne kadar da muhtacım! (...) Hayır, ben asla inlemem. Yüzyıllardır inlemek yeter. Ben haykırmak istiyorum. Bunu yapamazsam susarım. Suskun ölmek, inlemekten iyidir.'

Ali Şeriati gerçekten de bu dünyadan, öte tarafların güzelliğine bir pencere açmak isteyenlere, bu dünya sistemi üzerinde yepyeni bir ufka sahip olmak isteyenlere ya da ufkunu daha da genişletmek isteyenlere, aşkın/yalnızlığın/hüznün/acının ne olduğunu asıl manasıyla kavramak isteyenlere gösterilecek en doğru yollardan biridir. O, artık doğu insanının, inanç insanının kendi kültürel mirasını tanımamasından, onu unutmaya başlamasından ve bu sayede kendi özsel kimliğini kaybetmesinden yakınmaktadır. O, doğu insanının kendi içerisinde kendi bünyesini tanımasını ister. O, doğu insanının yolunu bulması için kendi varlık oluşunu bu dava üzerine kaybetmiştir/ vazgeçmiştir.


Ali Şeriati İle Söyleşmek
Hazırlayan: Ömer Noyan
Düşün yayıncılık/ 99 Sayfa Nihat İlhan - 09.03.2012

,

2976

Nihat İlhan Hakkında

Nihat İlhan

14 Eylül 1991 Bursa/Yenişehir doğumlu. Halen Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Muhasebe Bölümünde okumaya devam ediyor.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin