Alim Efe - Ayfer Aytaç
![]() Yakup Çak | Roman | Okunma: 9727 | 22.07.11
Her insanın hayatı, başlı başına bir romanlar silsilesi değil mi? Her insanın yaşadığı veya yaşayabileceği hadiselerin, hangisi romanlara konu olmaz? Nedense gerçek hayat hikâyeleri, bir başkadır. Daha içli, daha samimi ve daha etkileyici oluyor. Anlatılan her hadisenin, yaşayanlarının çektiği nice acıların, tercümanı olan hikâyelere ödenen bedeller, hiçbir şeyle kıyas edilemez.
İbretlik manzaralarla dolu hayat hikâyelerinden, nasibini almak ve bu tecrübelerden herkesin faydalanması için yapılan çalışmaları, ne yazık ki gerçek kahramanları görmemektedir. İnsanların cehaletle savaşmasının, en büyük cihat olduğu günlerde, tabiri caiz ise, sapla samanın karıştığı ve herkesin yanlışları doru diye telakki ettiği zamanlarda, maneviyattan uzak kalanların, ne denli hatalara düştüklerinin açık resminin anlatıldığı bir hayat hikâyesidir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki otoriteler savaşının, insanların maneviyatını ne denli etkilediğinin ve bu uğurda çaba gösterenlerin de, ne bedeller ödediğinin hikâyesidir. Her korkak insanın korkak damgasını yemesi, onun her şeyden korktuğu için değil, bir anlık korkusunu göstermiş olduğundandır. Bir kahramanın kahramanlığı da, o kişinin gösterdiği bir anlık kahramanlıktan başkası değildir. Önemli olan zaman ve mekânın doğru olmasına bağlıdır. Bu iki kavramda, insanların o kişinin üstüne biçtikleri birer elbiseden başkası değildir. Yazarın, kahramanların yakınlarıyla bizzat görüşerek, anlattığı, hazin bir hikâyedir Alim Efe. Bu kitap, yaşanmış bir hayatın gerçek hikâyesidir. Kitapta adı var olanlar, 1937 – 1953 yılları arası, bu dünya üzerinde yaşamış olan gerçek kişilerdir. Dinar Çölovası’nda Hacıbeşirli köyünde doğan, görüntü itibarı ile kuru sıska ve fakir bir ailesi olduğu için, ayağında düzgün bir ayakkabısı bile olmadığından lakabı, Kelikli Alim olan, Alim Efe, askere gitmeden önce evlenir. Yeni evlidir ve kısa bir süre sonra askere gider. Gidişinin ardından fazla geçmeden, kendi köylülerinden Kaşık Dişli Mehmet, Alim’in karısını kaçırır. Ve kendisinden küçük olan erkek kardeşini de öldürür. Yeni askere giden Alim’e, durumu haber ederler. Ve Alim duramaz ve askerden firar eder. İşlenen namus suçuna yardım ettiği belli olan kim varsa ya öldürür, ya da yaralar. Namus cinayeti işlediği için Alim, insanların gözünde yüceltilir ve kaçak bir hayat sürer. Bu süre içinde Kelikli Alim, Alim Efe olarak namlanır. Burdur cezaevinden birçok kez firar eder. Ya da bulunduğu hapishane yönetimi tarafından firar ettirilir. Jandarma tarafından, hem asker kaçağı, hem de işlediği cinayetler sebebiyle, sürekli aranan birisidir. Dinar, Burdur, Afyon, Konya, Antalya, Adana güzergâhında kaçak bir hayat sürer. Bulunduğu hapishaneyi adeta Yusuf Mektebine çeviren Alim Efe, kendisini tanıyan kim varsa herkesin sevgisini kazanır. Yaşadığı dönemin maddi ve manevi durumu göz önüne alındığında, o yıllarda Anadolu insanının ne türlü manevi baskı altında olduğu hakkında bilgileri bulmak mümkün. Namus uğruna işlenen cinayetlerin adeta kutsandığı ve bu cinayetleri işleyenlerin el üstünde tutulduğunu görmek mümkündür. Ayrıca, devletin insanların inancına nasıl baktığının tahlilleri de görülür. Alim Efe, cezaevinden firar ettikten sonra, intikam almak için hasmının evine baskın yapar, fakat, hasmını bulamaz. Kendisi ile aynı zamanda evlenen, Kaşık Dişli Mehmet’in karısını kaçırır. Aslında kaçırmak değildir niyeti fakat, kendisini aldatan kocasından hayır beklemeyen kadın, Alim’in hadi gidiyoruz teklifini hiç itiraz etmeden kabul eder. Korkuteli’ne yerleşirler ve orada hasmının karısı ile evlenir. Bu evlilikten iki oğlan bir kız üç çocuğu olur. Bulunduğu beldede, ilmiyle ahlakıyla çok sevilir ve kısa sürede Ali Hoca olarak ünlenir. Herkes Ali hoca olarak bildiği Alim Efe’nin etrafında toplanmaya başlar. Bu hal onun tekrardan Jandarma ile yüzleşmesine sebep olacaktır. Ve tekrar kovalamaca başlar. Nihayetinde, Adana’da tekrar yakalanarak hapse düşer. Tekrar firar etmeyi başaran Alim Efe, hasımlarıyla çatışma öncesi yakalanır, kendisi adına verilen idam cezası gizlice infaz edilir. Oldukça sürükleyici bir anlatımla okuyucularına, bu hazin hikayeyi sunan yazar, kitabın ilk bölümünde Alim Efe’nin yakınında olanlarla ettiği sohbetten parçalar sunuyor. “Bir insan ölürken başka herkesin yaşıyor olması, hayatın devam ettiğini bilmesi, sıcak nefesin soğuk sona teslim edilmesi, ruhun teslimiyeti anında hiç hoşa giden bir duygu değildir. Rehavete sokuyordu, ruhu daralmışlığında." Alim Efe, ılık nefeste soğuk sona erişen, yaşanmış ve gerçek bir yiğitlik hikayesidir. Alim Efe Ayfer Aytaç Tuna yayınları 232 sayfa 1971 Karaman doğumluyum, ilkokulu kendi köyümde, ortaokulu da Karaman’da okudum, Lise’yi ise Konya Meram Ticaret lisesine gittim ama bitirmek nasip olmadı. Şu anda Konya da Özel bir ambalaj tesisinde çalışıyorum. Edebiyata olan düşkünlüğüm elimden kalemi bırakmama müsaade etmedi. Ve kendi imkânlarımla Sızak adında bir roman çıkardım. Halen şiir, hikâye, deneme ve roman alanında çalışmalara devam ediyorum.
Yakup Çak İsmine Kayıtlı 9 Yazı Bulunmakdadır. Yakup Çak İsmine Kayıtlı 9 Yazı Bulunmakdadır.
• Sızı - Sergül Vural |

1971 Karaman doğumluyum, ilkokulu kendi köyümde, ortaokulu da Karaman’da okudum, Lise’yi ise Konya Meram Ticaret lisesine gittim ama bitirmek nasip olmadı. Şu anda Konya da Özel bir ambalaj tesisinde çalışıyorum. Edebiyata olan düşkünlüğüm elimden kalemi bırakmama müsaade etmedi. Ve kendi imkânlarımla Sızak adında bir roman çıkardım. Halen şiir, hikâye, deneme ve roman alanında çalışmalara devam ediyorum.








