Alim Efe - Ayfer Aytaç

Alim Efe - Ayfer Aytaç

Alim Efe - Ayfer Aytaç

22.07.2011 - Yakup Çak
Alim Efe - Ayfer Aytaç
Her insanın hayatı, başlı başına bir romanlar silsilesi değil mi? Her insanın yaşadığı veya yaşayabileceği hadiselerin, hangisi romanlara konu olmaz? Nedense gerçek hayat hikâyeleri, bir başkadır. Daha içli, daha samimi ve daha etkileyici oluyor. Anlatılan her hadisenin, yaşayanlarının çektiği nice acıların, tercümanı olan hikâyelere ödenen bedeller, hiçbir şeyle kıyas edilemez.

İbretlik manzaralarla dolu hayat hikâyelerinden, nasibini almak ve bu tecrübelerden herkesin faydalanması için yapılan çalışmaları, ne yazık ki gerçek kahramanları görmemektedir.

İnsanların cehaletle savaşmasının, en büyük cihat olduğu günlerde, tabiri caiz ise, sapla samanın karıştığı ve herkesin yanlışları doru diye telakki ettiği zamanlarda, maneviyattan uzak kalanların, ne denli hatalara düştüklerinin açık resminin anlatıldığı bir hayat hikâyesidir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki otoriteler savaşının, insanların maneviyatını ne denli etkilediğinin ve bu uğurda çaba gösterenlerin de, ne bedeller ödediğinin hikâyesidir.

Her korkak insanın korkak damgasını yemesi, onun her şeyden korktuğu için değil, bir anlık korkusunu göstermiş olduğundandır. Bir kahramanın kahramanlığı da, o kişinin gösterdiği bir anlık kahramanlıktan başkası değildir. Önemli olan zaman ve mekânın doğru olmasına bağlıdır. Bu iki kavramda, insanların o kişinin üstüne biçtikleri birer elbiseden başkası değildir.

Yazarın, kahramanların yakınlarıyla bizzat görüşerek, anlattığı, hazin bir hikâyedir Alim Efe. Bu kitap, yaşanmış bir hayatın gerçek hikâyesidir. Kitapta adı var olanlar, 1937 – 1953 yılları arası, bu dünya üzerinde yaşamış olan gerçek kişilerdir.

Dinar Çölovası’nda Hacıbeşirli köyünde doğan, görüntü itibarı ile kuru sıska ve fakir bir ailesi olduğu için, ayağında düzgün bir ayakkabısı bile olmadığından lakabı, Kelikli Alim olan, Alim Efe, askere gitmeden önce evlenir. Yeni evlidir ve kısa bir süre sonra askere gider. Gidişinin ardından fazla geçmeden, kendi köylülerinden Kaşık Dişli Mehmet, Alim’in karısını kaçırır. Ve kendisinden küçük olan erkek kardeşini de öldürür. Yeni askere giden Alim’e, durumu haber ederler. Ve Alim duramaz ve askerden firar eder. İşlenen namus suçuna yardım ettiği belli olan kim varsa ya öldürür, ya da yaralar. Namus cinayeti işlediği için Alim, insanların gözünde yüceltilir ve kaçak bir hayat sürer. Bu süre içinde Kelikli Alim, Alim Efe olarak namlanır. Burdur cezaevinden birçok kez firar eder. Ya da bulunduğu hapishane yönetimi tarafından firar ettirilir.

Jandarma tarafından, hem asker kaçağı, hem de işlediği cinayetler sebebiyle, sürekli aranan birisidir. Dinar, Burdur, Afyon, Konya, Antalya, Adana güzergâhında kaçak bir hayat sürer. Bulunduğu hapishaneyi adeta Yusuf Mektebine çeviren Alim Efe, kendisini tanıyan kim varsa herkesin sevgisini kazanır.

Yaşadığı dönemin maddi ve manevi durumu göz önüne alındığında, o yıllarda Anadolu insanının ne türlü manevi baskı altında olduğu hakkında bilgileri bulmak mümkün. Namus uğruna işlenen cinayetlerin adeta kutsandığı ve bu cinayetleri işleyenlerin el üstünde tutulduğunu görmek mümkündür. Ayrıca, devletin insanların inancına nasıl baktığının tahlilleri de görülür.

Alim Efe, cezaevinden firar ettikten sonra, intikam almak için hasmının evine baskın yapar, fakat, hasmını bulamaz. Kendisi ile aynı zamanda evlenen, Kaşık Dişli Mehmet’in karısını kaçırır. Aslında kaçırmak değildir niyeti fakat, kendisini aldatan kocasından hayır beklemeyen kadın, Alim’in hadi gidiyoruz teklifini hiç itiraz etmeden kabul eder.

Korkuteli’ne yerleşirler ve orada hasmının karısı ile evlenir. Bu evlilikten iki oğlan bir kız üç çocuğu olur. Bulunduğu beldede, ilmiyle ahlakıyla çok sevilir ve kısa sürede Ali Hoca olarak ünlenir. Herkes Ali hoca olarak bildiği Alim Efe’nin etrafında toplanmaya başlar. Bu hal onun tekrardan Jandarma ile yüzleşmesine sebep olacaktır. Ve tekrar kovalamaca başlar. Nihayetinde, Adana’da tekrar yakalanarak hapse düşer. Tekrar firar etmeyi başaran Alim Efe, hasımlarıyla çatışma öncesi yakalanır, kendisi adına verilen idam cezası gizlice infaz edilir.

Oldukça sürükleyici bir anlatımla okuyucularına, bu hazin hikayeyi sunan yazar, kitabın ilk bölümünde Alim Efe’nin yakınında olanlarla ettiği sohbetten parçalar sunuyor.

“Bir insan ölürken başka herkesin yaşıyor olması, hayatın devam ettiğini bilmesi, sıcak nefesin soğuk sona teslim edilmesi, ruhun teslimiyeti anında hiç hoşa giden bir duygu değildir. Rehavete sokuyordu, ruhu daralmışlığında."

Alim Efe, ılık nefeste soğuk sona erişen, yaşanmış ve gerçek bir yiğitlik hikayesidir.

Alim Efe
Ayfer Aytaç
Tuna yayınları
232 sayfa
Yakup Çak - 22.07.2011

,

21397

Yakup Çak Hakkında

Yakup Çak

1971 Karaman doğumluyum, ilkokulu kendi köyümde, ortaokulu da Karaman?da okudum, Lise?yi ise Konya Meram Ticaret lisesine gittim ama bitirmek nasip olmadı. Şu anda Konya da Özel bir ambalaj tesisinde çalışıyorum. Edebiyata olan düşkünlüğüm elimden kalemi bırakmama müsaade etmedi. Ve kendi imkânlarımla Sızak adında bir roman çıkardım. Halen şiir, hikâye, deneme ve roman alanında çalışmalara devam ediyorum.

Not: Fotoğraftaki şahıs kendisi değildir.

Yorumlar
  • Abdullah Birisi 2011.07.31 15:50

    Muhterem yazarı güzel ve estetik anlatımından dolayı tebrik ediyorum, başarılarının devamını temenni ediyorum, saygılarımla.

  • Karabüklü 2011.09.14 06:45

    mahalli düzeyde derinliği olan târihi bir çalışma.. Ayfer hanıma ve Yakup beye teşekkürlerimle.. başarılı çalışmalar dilerim..

  • fuat abdullah 2011.09.18 12:56

    ayfer aytac ve tuna yayinlarina tesekkur ederim birde yakup cak beye gercekle birebir yasanmis icindeymis hissine kapilmak elde degil en kisa zamanda edinmeye calisacagim emeklerinize saglik daha cok tanitilmasini isterdim saygilar

  • Mert Yılmaz 2011.11.29 12:48

    Laf kalabalığıyla okur şaşırtma düşünülmeden yazılmış. sade bir uslüpla güzel bir anlatım olmuş.
    Yazarı ve kitabı değerlendiren sayın Yakup Çak beyefendiyi tebrik ederim.

  • gökhan burunkaya 2012.03.28 15:11

    ayfer hanım elınıze kolunuza yuregınıze saglık bu eserı benım oz dedemle yasayan alım efe benım bızzat dedemdır bızım onun son nesıllerıyız ınanın cok tesekkur ederım ama tamamınıda okuyacaz ıns sunu sölemek ısterımkı su bolumde okuduklarımda daha cok eksıkler var daha farklı olaylar var bu vesılenın ıcınde cok tesekkur edıyorum.AFYON/DİNAR hacı beşirlii köyunden gökhan burunkaya......

  • Ssdu 2012.03.30 20:37

    Bu yazılar kitabın yazarına,Alim Efe'nin yakınları tarafından Para verilerek yazdırılmıştır..
    Ayfer Aytaç, para karşılığında yalan yanlış her şeyi yazabilecek birisi...bu kadının Çalıştığı gazete dahil yaşadığı şehirde hiçbir itibarı yoktur..

  • yolcu 2012.04.07 14:04

    neyin ne olduğunu bilmeden para karşılığı böyle uydurma bir kitabın yazılması siz ayfer aytaç tarafından etik sanırım ve siz kitap okuma ve beğenme kriterlerinden bi haber olan okuyucular ve kitap yorumcuları okuduğunuz şeyler hakkında tek taraflı olmayın, okuduktan sonra araştırmanızı yapıp eleştirilerinize de yer verin

  • Nizâm'ul-Mülk 2012.04.09 11:30

    ellerinize sağlık bize böyle bir tarihi pencere açtığınız için. Ispartada ne kadar kendini bilmez, ruhsuz şahsiyetsiz, devletin sırtında yaşayan asalak çapulcu takımı varsa hep haddini bildiriyorsunuz. üniversitelerde ve devlet dairelerinde mesken tutup milletin kanını emen bu ahlaksızlara karşı mücadelenizde sizi hep takdir ettik, her zaman da edeceğiz. meyvedâr dırâhta taş isabet etmesi kaçınılmaz bir gerçek. Sizi kıskananlar yine hasetlerinden çatırdıyorlar Ayfer hanım. Durmak yok yola devam. Onlara sizin eserleriniz cevap olarak yeter.

  • GÖKHAN KOÇER 2012.04.27 14:47

    Öncelikle bu olaylar 50 60 yıl once meydana gelmıstır ve bu olayda anlatılan kısılerın cocukları ve bız torunları hala hayattayken bu uslupla yazılması ne kadar dogru bılmıyorum..Ayrıca olayın ıcerıgını dogrusunu bılmeden ne cesaretle boyle bır kıtap yazarsınız babalarımız bızlere bu olayları anlatmadı ıcımızde karsı tarafa kın duymayalım dıye bızler unuttuk ama sanırım bazıları hala unutamamıs buradan bu yazıya yorum yapan Hacıbesırlı koyunden kısılere seslenıyorum ben bu yorumu yaptıktan sonra altına adımı yazacagım gercek adımı cunku ben dogruları soyluyorum eger sızler de dogru soyledıgınıze ınanıyorsanız gercek adınızı verırsınız sız kıtabın yazarı o kıtapta bahsettıgınız kasık dıslı MEHMETIN torunuyum ben ve sız kurban olun benım dedeme kıtap yazacaksanız arastırmanızı tarafsız yapacaksınız bızler devletın uzerınden yasayan asalaklar degılız devlet sabıkası olmayan temız adamları polıs asker yapar sızde calısaydınız olaydınız bıze karsı fesatlık besleyecegınıze calıssaydınız gecmısle yasamayı bırakmamıssınız anlasılan halen daha ıcınızde bızlere karsı kın guduyorsunuz Mustanlardan ne zarar gordunuz sızler ama sunu anladım kı yıllarca koylumuz dıye baktıgımız sızler bıze karsı halen kınle baktınız Allah sızlerı bıldıgı gıbı yapsın Rabbım tum bunları INSALLAH karsılıgını verecektır Bunu yazıyı yazan ben MUSTANLARDAN MEHMET KOÇERIN TORUNU HACI MEHMET KOÇERIN OGLU GÖKHAN KOÇERIM... yuregı olan adını yazar

  • Bursam 2012.04.29 18:47

    bu kitapta anlatılanlar bence kimseyi ilgilendirmeyen sade normal herkesin başına gelebilecek türden bir hikayenin film tadında yazılara dökülmesidir, bunları kimsenin üstüne alınması gerekmez. ve aşağıda yazılanlara bakılırsa birileri çok kafaya takmış bunu, bence gereksiz. yazarın diğer kitaplarına bakılırsa parayla menfaat için iş yapmayan bir Allah kulu olduğu anlaşılır. ben bursadan adem:)

  • Tolunay KOÇER 2012.04.29 19:10

    Öncelikle bu kitap'ı yazan Ayfer AYTAÇ hanımefendiyi böyle bir yazıyı yazmadan önce olayın meydana geldiği yörede bir araştırma yapıp her iki taraftan ve tarafsız kişilerle yüz yüze anket yaptıktan sonra bu olayları doğru olarak objektif bir şekilde kaleme alması gerekirken,sadece birileri tarafından mektup yazar gibi tek taraflı ve insanların içerisine nefret tohumları eken,insanlar arasında ikilik yaratan bu yazıyı yazdığı için hem kınıyor hemde gerçek yazarlara bir hakaret olarak düşünüyorum.Hanımefendi kitap yazmak masada oturup birilerinin yalanlarla dolu hiç aslı astarı olmayan,gerçeği yansıtmayan düşüncelerini ve içindeki dışa vuramadığı kinini kitap haline getirerek yazmak ve ebediyete intikal eden kişilere lakap takmak sanırım size mahsus bir davranış diye düşünüyorum herhalde meşhur olmak istediniz ama merak etmeyin olamazsınız.
    geçmişte yaşanan ve hoş olmayan bu olayları tasvip etmemiz düşünülemez,bu ve bu gibi olayların bir daha yaşanmaması,en doğal hak olan insanın yaşama hakkının elinden alınmasının en büyük insanlık suçu olduğuda muhakkaktır.Bu olayların meydana geldiği yıllarda insanların okuma yazma bilmediği,okulların ya hiç olmadığı yada okuma imkanı olmadığından bu olayların cehaletten kaynaklandığı görülmektedir. bizim gibi düşünen insanlar köyümüzde ve memleketimizde yetişen gençlerin daha iyi bir yaşam sürdürmeleri için mutlaka ilim irfan öğrenmeleri ve kendilerini günün ekonomik şartlarına uydurmaları,hem memlekete hem çevreye hemde devlete ve millete yararlı bireyler olarak yetişmeleri gerektiğine inanmaktayım.Benim memleketimden kim olursa olsun devlet organlarında,üniversitelerde ve devletin çeşitli alanlarında görev yapan kişilerin olması hepimiz için gurur verici olmalıdır.
    Bazı yorum yazan kişilerin yorumlarına göz attım,insanların üniversitelerde ve devletin çeşitli kademelerinde görev yapmasını hazmedemeyen bu kişilerin onun tabiri ile çapulcu ve devletin kanını emen kişiler olarak nitelendirmesi,yorumda (nizam'ül.mülk)rumuzunu kullanan kişinin kendisi ile bile barışık olmadığı,sadist,hasta beyin ve ruh yapısına sahip orta çağ zihniyetinde olduğu görülmektedir.Devlet organlarında,üniversitelerde akademik kariyer yapan insanlar niçin seni bu kadar rahatsız ediyorki,onlar bu görevlere getirilirken adli sicil kaydı temiz olan kişileri devlet tercih eder,onlar kan emen değil kan veren can veren devletin itibarını kazanan insanlardır.
    Bu yazara alkış tutanların ne kadar dar bir kafa yapısına sahip oldukları zaten kişiliklerinide ortaya koymuştur.
    Şairin dediği gibi benim güzel memleketimin güzel insanları
    Saygılarımla

    Tolunay KOÇER

  • AYDIN ŞANLI 2012.07.10 15:38

    AYFER HANIM YAZMIŞ OLDUĞUNUZ KİTAP HİÇDE HOŞ OLMAYAN BİR DAVRANIŞ TIR.ÇOK YANLIŞ BİR İŞ YAPTINIZ 60 70 SENE ÖNCEKİ YAŞANMIŞ OLAYLARIN BUGÜNDE YAŞANMASINI İSTİYORSUNUZ SANIRIM.GÖKHAN KOÇER KARDEŞİMİNDE DEDİĞİ GİBİ KİTAPTA İSİMLERİ GEÇEN ŞAHISLARIN EVLATLARI TORUNLARI HAYATTAYKEN O KALEMİ ELİNİZE NASIL ALDINIZ BİLMİYORUM.BU KİTABI YAZAN AYFER HANIMI VE O BİLGİLERİ AYFER HANIMA VEREN ŞAHISI KINIYORUM.O OLAYLAR 70 SENE ÖNCE OLMUŞ VE BİTMİŞ BUNU KİMSENİN DİLE GETİRMEYE HAKKI YOKTUR.BURADA YAZMAYI İSTEDİĞİM DAHA ÇOK ŞEY VAR AMA YAZAMIYORUM...

  • serkan 2013.01.02 08:06

    Alim efeyi buğday tarlasında ateşe verilip yakıldı diye bilinir idam edildi diye değil adanada

  • sedat 2013.01.19 19:12

    Tesadüfen girdiğim sayfada hayret doğrusu alt satırlarda neler yazılmış öyle, 60-70 sene öncesinin insanlarının torunları olduklarını söyleyenler, kendilerinin okumuş, aydın kişiler olduklarını savunanlar buradan neyin tartışmasını yapıyorlar. sizin güzelliklere örnek olmanız gereklidir diye düşünürüm. geçmişte yapılan yanlışları devam ettirmemek aksine dostluğu sürdürmek olmalı gayeniz. Ben şahsıma kitabı okumadım, ancak Yakup Çak beyefendinin yorumundan söz konusu kitapta ülkemizde Cumhuriyetin kabul edilişi sırasındaki mücadeleden söz edildiğine dair bilgilendim. İşin o yönü beni ilgilendirdi ve o zamanki şahısların zorluklara direnmesine hayran kaldım. Keşke günümüzde de güzellikler için mücadelede birliktelik sağlanabilse, bu yönü bize hatırlatan her insana saygı duymamız gerekir. Ölümlü dünya neyi paylaşamıyoruz ki? Bence öyle insanlar geleceğe örnek gösterilmeli, varsa daha nicelerinin hayatı yazılmalı, böyle düşünmek lazım gelir, saygılarımla...

  • Musa Tan 2013.03.09 16:35

    Hikaye olarak iyi bir kitap, gercek olmuş olmamış önemli değil, bizi ilgilendiren kısmı kendini okutması, surukleyici ve basarili.yoksa bize ne bilmem neredeki çobanlardan.

  • mehmet 2013.07.10 11:27

    Adı çok duyulan efeler hakkında rivayetler her zaman farklı olabilir. burda alim efe'nin dağa çıkış sebebi önemlidir. Türk töresi o zamanlar nasıl olması gerekiyorsa öyle olmuştur. ben afyon dan yazıyorum, eğer adam askerdeyken sanıldığı gibi karısı kaçırıldıysa adamın sessiz sedasız oturması beklenemezdi. kadının kendi rızasıyla kaçması bile olsa askerdeki bir adama hainlik yapılması beraberinde istenmeyen olayları da getirir. kaçan ya da kaçıran bu olaydan dolayı birini vuran askerden firar eden bunların hepsi sonucunda ne olacağını kestirebiliyordur muhakkak. kitapta iftira atılıyorsa uygun makamlara şikayet edilebilir. lakin bu folklorik bir kitap sadece halk arasında anlatılagelen hikayeleri anlatıyorsa o zaman doğruluğu anlatan kişilere bağlıdır. sonuç olarak koçer soyadlı yukarda adlarını gördüğüm arkadaşlar gereğinden fazla öfkelenmeye gerek yok. bugün kimse bu kitapta okuduklarından şimdiki nesli sorumlu tutamaz. ve kimse de geçmişte yaşanmış bu olaylardan dolayı utanmalı veya soyunu savunmalı diye bir kaide yok. üstelik adını yazsın ve benzeri sert çıkışlara girmişsiniz. adını yazsa gidip dövecek misin bu ne biçim konuşma. konuşma yapanı ortadan kaldırdığını varsayalım konuşmalar bitecek mi. birileri bir şey yapmaktan çekinmiyor diğerleri onun suçunu konuştu diye suçlu mu oluyor. burda birbirine karşı duran iki sülaleyi çatıştırmak hangisi daha mertti demek cahilcedir. Türk devletleri böyle iç çatışmalar yüzünden yıkıldı. her şeyi zamana bırakmalı. işi şeytanla melek savaşına iyilikle kötülük savaşına çevirmemeli. iki tarafın da kendine göre anısı vardır. Allah en adil şekilde herkese hakkını verecektir. Bundan sonrası aynı vatan üzerinde geçmişten ders alarak eşit şekilde yaşamaktır.

  • imran soytürk 2013.11.17 18:01

    tarih bilgisi zayıf olan yazar biraz daha dikkatli geçmişi araştırsın. alim efe idam edilmedi hasımları tarafından pusuya düşürülerek öldürüldü
    .cenazeside vahşi bir şekilde parçalanmıştır.

  • Ali Efe Coskun 2016.05.07 09:48

    Yorede uc bes cakalin anlattiklarini kor okuz gibi dogru belleyip kaleme alan bir Bayanin o donemin gercekleri karsisinda Manokyanin sermayeler kadar degeri yoktur .Eskiyaligin son buldugu yillardan sonra ayni koyde kardesce yasayan iki sulalenin tekrar arasina nifak sokmak ancak hainlere mensup bir degerdir .Illa bir sey yazmaniz gerekiyorsa keske kendi soy kutugunuzu arastirsaydiniz belki ermenilere kadar dayaniyordur

  • Ahmet Çakır 2019.07.22 13:23

    Aslında idam edilmedi,bildiğim kadarıyla,hasımları pusu kurup yakaladılar,çuvala koyup,yaktılar.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin