Aliya / Düşünsel Varoluşun Eylemsel Estetiği

Aliya / Düşünsel Varoluşun Eylemsel Estetiği

Aliya / Düşünsel Varoluşun Eylemsel Estetiği

02.05.2016 - Ferhat Özbadem
Aliya / Düşünsel Varoluşun Eylemsel Estetiği

Bugünlerde tekrar Aliya’yı keşfetme çabası içine girdim. Birçok gerekçem var ama en önemlisi entelektüel eylem adamlarının nasıl bir zihin yapısına sahip oldukları ve bize bıraktıkları mirasa sahip çıkma duygusu ile Aliya okumaları yaptım. Aliya sadece bir sıfat ile sıfatlandırılabilecek biri değil. İyi bir okur, iyi bir yazar, iyi bir düşünür, iyi bir eylem adamı, iyi bir devlet adamı, iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir dost ve büyük bir ufuk…

İslam Deklarasyonu adlı kitabını ellili yıllarda ilk yayınladığında pek ses getirmiyor. Sonra seksenli yıllarda ikinci kez yayınladığında bütün dikkatleri üzerine çekiyor. İslam düşüncesinde yeni bir ufuk açan Deklarasyon içinde barındırdığı hazineler ile hala gözde bir çalışma olarak önümüzde duruyor. Müslümanların İslamlaşması için hazırlanmış bir program olan İslam Deklarasyonu üç bölümden meydana gelmekte. Müslüman halkların geri kalmışlık sebepleri ve geri kalmışlıktan kurtulma yolları, İslami bir düzenin nasıl olacağını işleyen bölüm ve İslami düzenin bugünkü sorunları ve çözüm yolları olmak üzere üç bölüm…

Doğu ve Batı Arasında İslam adlı çalışmasında kurucu irade olarak İslamın merkezde olması gerektiğini beyan eden Aliya, kendi düşünce dünyasının nasıl şekillendiğini en iyi şekilde bu eserde ifade etmektedir. Birçok soruna el atan Aliya özelde İslamın diyalektik boyutunu tespitleri ile örgüleştirmektedir.

Birçok konuda ortaya koyduğu özgün tespitler olmak ile birlikte en dikkat çekici hususlardan biri olarak genel kabul gören anlayışları eleştirmesi yönü ile dikkat çekmektedir. Misal olarak: “İslam gerçekten insandan bütün sorumluluğu üzerine almasını istemektedir. Fakirlik ve ıstırap dolu terk-i dünya zihniyetini ise ideal olarak ortaya koymamıştır. İslam’ın insandan talep ettiği hayat iki koordinat üzerinde durmaktadır: Birisi mutluluğa ve kudrete olan meyil; öbürü ahlaken yükselmek, “kendi kendini durmadan yaratmak”tır/varoluşsal olarak yenilemektir/. Bu eğilimler ancak mantıkta birbirine zıttır; gerçek hayatta ise birleşir ve karşılıklı olarak birbirine nüfuz eder.“(Doğu Batı arasında İslam sayfa 246) der.

Aliya’nın kendi hayatını anlattığı Tarihe tanıklığım eseri ise Bosna tarihinden, Aliya’nın çocukluk ve ilk gençlik yıllarına, hapis hayatından Demokratik Eylem Partisini kurmaya, Bosna’nın bağımsızlığını ilan etmesinden Bosna cihadına, cumhurbaşkanı olmasına ve cumhurbaşkanlığı görevini bırakmasına kadar olan hayatının hemen hemen bütün ayrıntılarını içeren bir otobiyografidir. Eserde en çok dikkat çeken hususlardan biri Aliya’nın barış için verdiği çabalardır. Savaş olmadan barışçıl yollarla sorunların çözülmesi için elinden geleni yapan ama nihayetinde mecbur kaldığında kendi halkını korumak için mücadele eden Aliya savaşın en şiddetli olduğu zamanlarda bile barış için çabalamaktadır.

Aliya özel olarak bir ekol ya da cemaat ile organik bağ halinde değildir. İlk gençlik yıllarında girmiş olduğu Genç Müslümanlar teşkilatı Bosna’da yerel bir organizasyondur. Bununla birlikte gerek eserlerindeki olaylara ve düşüncelere yaklaşımı gerekse mücadele anlayışına baktığımızda Hasan el Benna, Seyyid Kutub, Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh ve benzeri kişilerin fikirlerinin izleri görülmektedir.

Kendi çağının şahitliğini en güzel şekilde yapıp, Müslüman dava adamı sorumluluğunu yerine getiren Aliya bizlere düşünce ve fikir olarak büyük bir miras bırakmıştır. Bu mirasın en güzel şekilde korunup diğer nesillere teslim edilmesi ise bizim sorumluluğumuzdur.

Aliya’yı anlamak ve yolunu devam ettirmek Aliya’ya olan sevgimizin en belirgin ispatı hükmünde olacaktır. Bununla birlikte simgesel olarak verdiğimiz değerin göstergesi olarak Aliya’ya yazmış olduğum mektup ile sizleri baş başa bırakıyorum.

Sevgili öğretmenimiz Aliya

Sevgili Aliya, insan gözü ile görmez kalbi ile görür, asıl görmesi gerekeni. Sen hikmet ve bilgeliği cem ederken, kalbinin güzelliklerini ve aklının keskin görüşlerini bizimle paylaşıyordun. Ve sen gittiğinden bu yana senin fikir kaleni korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Düşünmenin ve düşündüklerini yapmanın en zor olduğu bir çağda sen elindeki meşale ile yollarımızı aydınlatıyordun. Sana öğretmenim demek istiyorum. Fikir öğretmenim, direniş öğretmenim, dava öğretmenim…

Şimdi, değiştirmeye gücümün yettiği yanlışları değiştirmeye çalışıyorum. Değiştirmeye gücümün yetmediği meseleler ile ilgili kendimi yetiştirmeye çalışıyorum. Yapmak istediklerimi düşünerek ve danışarak yapıyorum. Düşünen ve düşünmek ile kalmayıp düşündüklerini eyleme döken adamların çektiği acıları yeni yeni hissediyorum. Acı seanslarında seni daha iyi anlıyorum sevgili Aliya, sevgili öğretmenim.

Yolda her gün gördüğümüz ama tanımadığımız o insanların çektiği acılara derman olmak adına neler yapabileceğimi düşünüyorum. Acıyı hissetmenin canlı olma alameti, başkasının acısını hissetmenin insan olma alameti olduğunu daha iyi idrak ediyorum şimdilerde. Kimsenin kimseyi uyandırmaya niyetinin olmadığı bir zamanda insanları uyandırmanın temel vazifemiz olduğunu senden öğrendik sevgili Aliya.

Her zaman için kalbimizin bir kenarında duran devrim ihtimali bizi mutlu etmeye yetecek kadar büyüktü. İslam devrimi bir nostalji olarak birileri için keyif verecek içecek hükmünde iken senin ve bizim için gerçek ve güzel bir ihtimal olarak her zamanki yerini koruyor. Zamanın kendisinin insandan daha şefkatli olduğu bir hayatın tam ortasında tutunduğumuz dalımız sendin sevgili Aliya.

Öyle güzel koşuyordun ki, sadece koşmanı izlemek bile insana huzur veriyordu, fikir veriyordu, umut veriyordu. Bak şimdi bayrağı biz devraldık. Koşuyu kalan yerden biz devam ettiriyoruz. Finale varmak istiyor olmak ile birlikte zafer ile değil sefer ile mükellef olduğumuzu hiçbir zaman unutmuyoruz. Seni özledik ve kitapların/fikirlerin ile teselli buluyoruz sevgili Aliya.

Bir parçası kayıp bir bulmaca çağında kayıp olan parçayı bulma gayreti ile nasıl iyi adamlar olabiliriz diye düşünüyoruz. İyi adamlar olmak için çok sebep ve çok çalışmak lazım. Kötü olmak için ise bir sebep yeterlidir. Aynaların kirlendiği bir çağda sen bizim temiz yüzümüzdün sevgili Aliya.

Sen bize bütün hücrelerimizde hissedeceğimiz güzellikler bıraktın. Güzel fikirler, güzel düşünceler, güzel duruşlar, güzel tavırlar, güzel dertler… Bu dünyada ne yaptığını sorduklarında güzel işler yaptığını rahatlıkla söyleyebilirsin. Ardında bıraktığın güzel insanları, güzel fikirleri ve diğer güzellikleri göstererek. Sen, bizim en sevdiğimiz şarkının en güzel notasısın sevgili Aliya.

Sevgili Aliya, "Ölmeye hazır olan insanlar, ölmeye hazır olmayanlara karşı galip gelirler." diyerek bir zafer nasıl kazanılır ve zaferini nasıl kazandığını anlattın bize. "Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına." diyerek Batı’nın kirli yüzünü bir daha ortaya koydun ve erdemli bir mücadelenin nasıl olması gerektiğini. "Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız." diyerek bir zaferden sonra nasıl olmamız gerektiğini öğrettin bize. İntikam peşinde olmamamız gerektiğini en güzel şekilde anlattın bize. "Hayat inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur." diyerek hayatın anlamını ve değerini bir daha hatırlattın bize. Bir anlamda hayat iman ve cihattır diyenlerin kazanacağını diğerlerinin kaybedeceğini bir daha anlattın bize. "Bu adil bir barış olmayabilir; fakat süren bir savaştan daha iyidir." diyerek barışçı olmamız gerektiğini barışın savaştan daha iyi bir iş olduğunu bize öğrettin. "Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü İslam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir." diyerek İslama nasıl bakmamız gerektiğini bir daha öğrettin bize. "Allah'a yemin ederim ki biz köle olmayacağız." diyerek özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu bir daha hatırlattın bize.

Ferhat Özbadem - 02.05.2016

,

1092

Ferhat Özbadem Hakkında

Ferhat Özbadem

1979 yılında Adıyaman?da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adıyaman'da bitirdi. Gül Eğitim Yardımlaşma Dayanışma İlmi Araştırmalar ve İnsan Hakları Derneği kurucu üyesidir. Özgün İrade, Vuslat, AbıHayat ve Yolcu dergisinde şiir ve makaleleri yayınlanan yazar evli üç çocuk babasıdır.

zeynepder.org, haberdurus.com, gulder.info, dunyabizim.com, kitaphaber.com.tr web sayfalarında belli periyotlar ile yazı yazmaktadır.

Yayınlanmış Eserleri:

  • Ebrulim
  • Kur'an'ın Gölgesinde Hz. Muhammed
  • Cennetin Yolu
  • Kur'an'ı Nasıl Okumalı
  • 40 Esas 40 Düstur
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin