Anlatılan Kimin Hikâyesi

Anlatılan Kimin Hikâyesi

Anlatılan Kimin Hikâyesi

23.08.2021 - Bilal Can
Anlatılan Kimin Hikâyesi

Kitaplar, insanların düşün ve anlam dünyasına sağlamış olduğu katkılarla muamma olan benliğin bir tür açıklamasını içerir. İnsana ve insanî olana dair olan tüm açıklamalar insanın açıklanması yönünde bir tür girişimdir. Bu bir tür şerh olarak da tanımlanabilir. İnsanlık, bir şerhe muhtaçtır. Kendini tanımak ve tanımlayabilmek için açıklanması gerekli olan insanın duygu ve düşün dünyası ile birlikte ruhsal boyutu da vardır. Bu bakımdan insanı salt fiziki unsurlar bakımından ele almak eksik kalacaktır. O, makro kozmozu mikro ölçekte gösterebilen bir yapıdadır. İnsanın açıklanması; evrenin, kâinatın açıklanmasıdır. Çünkü kendinde barındırdığı cevher, birçok unsurun özüdür. Bu bir yaradılış gerçeğidir. Gizli bir hazinenin bilinmesi için bir bildirime tabi tutulan insanlık bu bildirim için duyargalarını olabildiğine genişletmeli, anlayış, feraset ve basiret ekseninde görmeyi yoldaş etmelidir.

Görmek; çeşitli biçimlerde gerçekleşen bir olaydır. Aklın, kalbin ve gözün görmesi farklıdır. Bu görme biçimleri; idrak etmekle, bir şeyin iç yüzüne vâkıf olmakla, sezmekle hakikate vasıl olmakla amacına ulaşır. Bakmak ile görmek arasında temel farklardan biri de bu olmalıdır. Kainat ve kainat üzerindeki her şey okunmaya müsaittir, okumasını bilenler için her biri ayrı ayrı mülahazalar içermektedir. Görmek; yanlışı doğrudan ayırıyorsa görmektir. Bu da görmenin okuması olarak adlandırılır. Basar’ın bir tecellisi olan basiret, bu görme biçimin bir tür içselleştirilmesidir. İçselleştirilen her görme de bir tür şerh edilmeye ihtiyaç duyar.

Açıklama Yahut Şerh

Şerh edilmeye en muhtaç olan varlık evvela insandır. İnsanı anlamak için yüzyıllardır yapılan araştırmalar halen onu yeterli düzeyde anlaşılmasını sağlayamamıştır. Bu yüzden halen binlerce kitap, yüzbinlerce sayfa, milyonlarca cümle üretilip bu anlam arayışına katkılar sunulmaktadır.

Bir şeyi genişletip yaymak anlamına gelen “şerh” genellikle muhtasar metinler üzerinden yapılan açıklamaları içermektedir. Fakat anlaşılması zor yahut detaylı incelemeye değer eserler geçmişten günümüze çeşitli şekillerde ve usullerde şerh edilerek herkesin anlayabileceği hale getirilmeye çalışılmıştır. Her eser şerh edilmeye ihtiyaç duyar mı? Sorusunu akla getiren bu usulde, her insanın zekâ ve anlayış kabiliyeti farklı olduğu için herkes için olmasa bile çoğunlukla metinlerde birbirini şerh eden unsurlar olabilmekte, kitap yazıları, değerlendirmeleri de bir nebze şerh olarak anlam kazanmaktadır.

Nasreddin Hoca Fıkraları ile Kendini Mayalamak ve Mizahın Sosyolojisi

Nasreddin Hoca, yaşadığı dönem ve tarih net olarak bilinmemekle birlikte Akşehir’de kadılık görevi yaptığı ve Evliya Çelebi ve bazı tarihçiler I. Murad, Yıldırım Beyazıd ve Timur dönemlerde yaşadığı yönünde ifadeler mevcuttur. Bu durumla ilgili olarak da anlatılan fıkralar bunu desteklemektedir.

Nasreddin Hoca fıkraları Müslüman Türk halkının mizah duygusunun en büyük örneğidir. Eğer bu gün bir mizah sosyolojisinden bahsedilecekse ve Türk halkı üzerinden bir değerlendirme yapılacaksa buna Nasreddin Hoca’dan başlamak doğru bir başlangıç olacaktır. Nasreddin Hoca’nın fıkraları her ne kadar yakın coğrafyanın mizah unsurları ile benzerlik gösterse de coğrafyanın mizah eğilimi hakkında önemli detaylar içermektedir.

Nasreddin Hoca fıkraları güldürücü unsur taşımasının yanında düşündürücü ve ders verici nitelikte olmakla birlikte ayrıca şaşırtıcı özellikler de taşımaktadır. Her fıkra hikmet nazarıyla okunduğunda da ayrı ayrı anlamlar sunarak bir tür şerhe ihtiyaç duymaktadır. Fıkraların çeşitli biçimlerde okunmasının müsaitliği, bu fıkralar üzerinden folklor, dil, din, tasavvufi imgelem, felsefe, sosyoloji gibi alanlarda veriler sunmaktadır.

Kendini Mayalamak adlı eser, Nasreddin Hoca’nın fıkraları üzerinden hareketle 4 farklı bakış açısını sunarak fıkraların hikmet nazarıyla okumalarının bir sonucu. Sulhi Ceylan’ın 35 Nasreddin Hoca fıkrası üzerinden yaptığı şerhler, fıkraların nasıl farklı anlamlara geldiğini göstermesi ve açıklık getirmesi fıkraların anlaşılması açısından önemli. Eser, insanın iç ve dış dünyasındaki ayrımı arasındaki farka da değinerek insanın kendini arama eylemin içsel bir serüveni niteliğinde. Fıkralardaki metaforları, tematik bağlamda ele alan Ceylan, bu metaforlar üzerinden geliştirmiş olduğu okuma biçimini aktarmaktadır. Çok bilinen bir fıkra olan “oturduğu dalı kesmek” örneği üzerinden gidilecek olursa, oturulan dalı insan ömrüne, dalı kesen balta; insan ömrünü heba eden boş işler olarak sunulmuştur.

Ceylan, S. (2021). Kendini Mayalamak. İstanbul: Mostar Yayınları.

Bilal Can - 23.08.2021

,

434

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.  Yayınlanmış 3 kitabı vardır. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin