Anna Dostoyevski - Fyodor Dostoyevski

Anna Dostoyevski - Fyodor Dostoyevski

Anna Dostoyevski - Fyodor Dostoyevski

28.12.2012 - Enes Yaşar
Anna Dostoyevski - Fyodor Dostoyevski

"Beni hayatta anlamış olan tek kadın sensin"
Dostoyevski

Dostoyevski bu cümleyi hayatta en değerli varlığı olan Anna'sı için söylemiştir. Çünkü Anna, Dostoyevski'nin hayatında huzur bularak sığınabileceği tek limanı olmuştur her zaman için. En verimli çağlarından itibaren onun yanında yer alarak, tüm sıkıntılarına ve sırlarına ortak olmuş, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar anlamaya çalışmıştır onu. Öyle ki Dostoyevski de ölümünün ardından; her zaman için özverili bir kadın olmuş olan Anna'yı, ruhunun geriye kalan bir parçası olarak bırakmıştır. Bu yüzden olsa gerek Anna ve mazinin derinliklerinden çıkarılmış olan cevher niteliğindeki hatıralarından oluşan "Fyodor Dostoyevski" kitabı, bizler için büyük bir önem arz etmektedir. Hem Dostoyevski'yi dönemin içerisinde tanıma fırsatı vermekte hem de sosyal hayatta nasıl bir insan olduğunu göstermektedir.

Anna'nın gözlerindeki Dostoyevski'yi (eseri dilimize kazandıran Tahsin Yalım aracılığıyla) görebilme şansını elde edeceğimiz bu kitap; Dostoyevski romanlarının yazılışına ve Dostoyevski'nin içinde bulunduğu ruh haline her yönüyle şahitlik eden Anna'nın hatıra kırıntılarından oluşmaktadır. Her ne kadar okuyucuyla Anna arasına yüzyıllar girmiş olsa da, eser sayesinde okuyucunun onu tanıyor gibi olması ve Dostoyevski'yi onunla birlikte yaşıyor olması zaman farkını oldukça ortadan kaldırmaktadır. Ki kitabı değerli kılan etkenlerden birisi de budur zaten.

Ayrıca kitabı sempatiyle okumamızı sağlayan nedenlerden bir diğeri de anlatımın; yazarın kendisi ya da edebiyat çevresince değil de duygusal bir bakış açısıyla eşi tarafından yapılmış olmasıdır. Tahmin edileceği üzere de Anna'nın hatıraları, diğer (Dostoyevski) hatıratlardan çok daha kıymetli ve çok daha değerlidir. Öyle ki Dostoyevski'yi, onun bir parçası haline gelmiş Anna'dan dinleyebilmek; o muhteşem romanların yazıldığı soysal çevreye ve Dostoyevski'nin hissiyatına şahit olmak anlamına gelmektedir.

Kitap ilk olarak, on yedi yıl boyunca Dostoyevski'ye hayat arkadaşlığı yapmış Anna'nın, stenografi yapmak üzere gittiği Dostoyevski'nin evindeki tanışmayla başlar. Anna'nın eve girdiği ilk andan itibaren yapmış olduğu tasvirlerinden çıkarımlarda bulunmaya başlayan okuyucu ise; orada bulunan, yaşanılanları algılayan, Anna'yı ve Dostoyevski'yi tanıyarak onlarla yaşayan biri olarak hisseder kendisini.

İlerleyen sayfalardaysa elinden geldiğince kocasına iyi gelmeye çalışan bir Anna görürüz. Becerikli bir eş olmanın yanı sıra iyi bir yardımcı olarak da karşımıza çıkan Anna, sonraki bölümlerde; Suç ve Ceza, Kumarbaz, Ecinniler ve Karamazov Kardeşleri gibi kitapların oluşum süreçlerine değinir. Birçok romanın; borçları kapatmak üzere yazılmış olduğundan da bahseden Anna, aklımıza gelmeyecek çeşitli Dostoyevski portreleriyle karşılaştırır bizleri. Öyle ki, romanların ne şartlar altında, nerede ve ne zaman yazıldığı hususunu en ince ayrıntısına kadar okuyucuyla paylaşarak, bilinmeyen Dostoyevski'yi elinden geldiğince yansıtmaya çalışmıştır. Hatta, Dostoyevski'nin edebi yanını bir tarafa bırakarak; ondan iyi bir baba, iyi bir eş daha da ötesi kaybolan ineğini arayan bir adam olarak dahi söz eder.

Dostoyevski'ye beslediği sevgiyi kitabın sonuna kadar içtenlikle sürdüren Anna'nın iç dünyasına çekildiğimiz bu okuma süreci içeresinde, Anna'nın samimi ifadeleri bizler için yeri geldiğinde bir aşkın mütevazı beyannamesi, yeri geldiğindeyse edebiyat dünyasına kazandırılmış olan bir kaynak niteliğindedir. Fakat her ne olursa olsun unutmamamız gereken bir şey var ki o da; Anna'nın fedakârlıklarından beslenen bir Dostoyevski gerçeğidir...

Enes Yaşar - 28.12.2012

,

3002

Enes Yaşar Hakkında

Enes Yaşar
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin