Aşk. Ayn. Şin. Kaf. Harflerinden oluşan hem isim hem eylem. Dünyada ne kadar çok insan varsa o kadar tanımı olan isim. Eyleme girdiğinde ateş acısıyla eşdeğer bir sızıyı kalbe konduran acı.
Üzerine sayfalar dolusu kitapların yazılan ve tarih kadar eski bir şeyi anlatma girişimine kalkışma kişi çok zor bir işe girişmiştir denilebilir. Aşkı en iyi anlatan kişi en iyi âşık olan kişidir.
Bahsi geçen kişi Mevlana’dır. Konya’dan dünyaya yayılan zamanı delen sözlerini bilgece ama, içinde her duyguyu barındıran koskocaman bir mesneviyi ve fihi ma fih ve devasa bir hayat örmeğiyle karşımızda durur Mevlana Celaleddin-i Rumi
Elif Şafak ve Aşk kitabı günümüz itibariyle en çok satılan kitaplardan biri. Gündemden düşmemesi de bu kitabın daha çok konuşulacağını gösteriyor. Öyle de oldu. Kitap çok satıldı. Çok konuşuldu ve hala da konuşuluyor.
Aşk Elif Şafak’ın Siyah Süt’ten sonra yazdığı son kitabı. Kitap içinde barındırdığı hikayesiyle çoğu kişinin sevecek bir konu üzerinden yola çıkıyor. Mevlana ve Şems. Bu iki zat çok konuşuldu. Çokça da yazıldı. Elif Şafak da kendi okumaları ve araştırmalarıyla zihninde oluşturduğu bir Mevlana ve Şems tasviriyle kitabını kaleme almış. Bu yüzden de tamamı gerçek bir hikâyedir diyemiyoruz. Kitap Mevlana ve Şems’e karşı biraz daha hayran toplayacağı kesin. Çünkü insanlar bu gibi kitaplara çok ilgi gösterir ve o yazarın kaleminden düşen her kelimeyi kabul edip onaylar. Ama demem şu ki kitap hakkıyla bir Mevlana ve Şems portresi çizmemiştir. Eksik hatta bazı bazı yanlışlıklar olduğunu da belirtmek lazım.
Aşk tasavvufi öğelerle dolu bir kitap. Ama tam olarak tasavvufu anlattığı söylenemez. Tasavvufa uymayan tasvirlerle süslü olması bunu kanıtlar nitelikte. Yani kitabı okurken kimsenin bu kitap hakkıyla tasavvufu anlatıyor demesin. Elif şafak’ın uzun zamandır tasavvuf ile ilgilendiğini biliyordum. Özellikle Pinhan’ı okuduktan sonra bunu daha net olarak gördüm. Yazarın tasavvufa ilgi duyup araştırması tasavvufu hakkıyla biliyor anlamına gelmemeli.
Aşk kitabı büyükçe bir aşkın göstergesi niteliğinde. Bu bilinen aşk kavramından uzakta bir aşk. Ruhların birbiriyle buluşup ilahi bir aşk için birbirine pervane olması gibi.
Kitabı okurken iki roman okumuş gibi sayabiliriz. Çünkü kitapta Mevlana ve Şems’i Aziz Zahara’nın yazdığı ”aşk şeriati”nden okuyoruz. İki önsözlü kitap olması da roman içre roman olması hasebiyledir. İlk önsöz Elle hakkında açılan bölüm, ikinci bölüm ise Ella’nın okuyacağı ”aşk şeriati”nın önsözü. Her şey ikinci kitabın Ella ya gönderilmesinden sonra başlıyor.
Mevlana fihi ma fih’de ”söz hakikatin gölgesi ve feridir. Mademki gölge çeker o halde hakikat, daha iyi bir tarzda cezbeder” demiştir. Aşk kitabı o denizin bir gölgesi sayılabilir. Ama hakikati görmezden gelmeyenler için. Hakikati görmezden gelecek olanlar içinse öylece bir kitap olarak yerinde durur.
Kitabı okuduktan sonra bittiğini pek fark edemedim- belki de tasarladığım gibi gitmediği için-. Bizim doğu kültürüne uymayan pek çok tasvirlerle süslü olması ve bize uymayan -aslında Mevlana’ya da uymayan birçok yanlış kelimelerle- çoğu insan tarafından okunup elden ele dolaşıyor.
Aşk kitabı her ne kadar büyük kitlelerce okunsa da içindeki tasaavuf örneği çok saçma. Karşımıza namaz kılmayan ve dine karşı birçok yanlış yargı barındıran bir kitap olmuş. Elif Şafak her ne kadar tezini tasavvuf üzerine yapsa da birçok eksikliği göz önünde duruyor. Bu kitapta aşikâr biçimde gözüküyor. Tasavvufun meditasyonla bağdaştırılması da çok cahilane bir şey.
Aşk kitabında Kendi okumalarından ve araştırmalarından oluşturduğu bir Mevlana şekliyle karşımıza çıkan bu kitap okunduğunda bilinçli bir şekilde üzerinde durulmalı.

86 yılının mayıs ayında doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji öğrencisi.
Filbahar | Edebiyatın Yeni Baharı sanal dergisini 15 sayı yayınladı.
Yolcu Dergisi'nde düzenli olarak deneme yazıları ve kitaplar üzerinden yazar portreleri yazıyor. Şiirleri çeşitli dergilerde yer alıyor.
Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor.
Bilal Can İsmine Kayıtlı 197 Yazı Bulunmakdadır.