Aşk İçre Rüyalar

Aşk İçre Rüyalar

Aşk İçre Rüyalar

09.10.2014 - Kitaphaber
Aşk İçre Rüyalar

Kainat aşkla yaratılmış. İnsan da aşktan aşk ile yaratılmış. İnsanoğlu asırlardır kendini mana aleminde bir varlığa nispet ettirmeye çalışıyor. Bu bazen bir nesne, bazen karşı cinsten birisi, bazen de bütün kainatı yaratan Allah olmuş. Bu minvalde binlerce şiir, hikaye, roman yazılmış; türkü, şarkı, ilahi, naat söylenmiş. Son zamanlarda buna sinema da eklendi. Peygamber şairi Hasan Bin Sabit'ten Sezai Karakoç'a, Dede Efendi'den Beethoven'a, Balzac'tan Tanpınar'a kadar binlerce kalem, kelam ve kemal ehli aşkı anlatmış, anlatıyor.

Aşk her dönemde hemen her yerde geçer akçe.  Binlerce çeşidi var. Fakat insanın "arıza" yaptığı bu çağda aşk genelde karşı cinse duyulan ilgiden ibaret. Halbuki geleneğimizde aşk insanı hakikate ulaştıran en önemli vasıtalardan biri olarak kabul ediliyor.

Aşk ve rüya birbirini besleyen şeylerdir. Öyle ki konusu "aşk" olup da içinde rüya geçmeyen çok az eser vardır. Bu durum en güzel şekliyle yıllardır dillerden düşmeyen o şarkıda ifade edilmiştir: Aşk rüyadır çok zaman...

Sahih ve salih rüyalar misal alemine açılan pencerelerdir. Gayptan haber verir. Hadisin ifadesiyle artık dünyayı nurlandıracak, hakikatin kapısını aralayacak olan müminin sadık rüyalarıdır. Kul rüya ve onun bir üst perdesi yakazalarla şehadet aleminden misal alemine, oradan da ruhlar alemine yükselebilmektedir.  Başta Efendimiz (s.a.v.), Yusuf ve İbrahim Peygamberler olmak üzere birçok Peygamber rüya içre Risalet vazifelerini ifa etmişlerdir.

Tasavvufta rüya insanı hakikate ulaştıran önemli bir terbiye metodu olarak kullanılmaktadır. Efendimiz (s.a.v.) Veysel Karani'ye mana aleminde ders vermiştir. Birçok müellif eserlerini rüyalarında telif etmişlerdir. Birçok şair ve yazar bilhassa Efendimize (s.a.v.) duydukları sevgiyi ilk önce rüyalarında yazmışlardır.

Günümüzde de birçok yazar rüyaları hakikati ifade etmenin bir yolu olarak tercih ediyor. Mustafa Oral da bunlardan birisi.

Mustafa Oral kısa süre önce rüyaların, duaların ve aşkın anlatıldığı "Aşk İçre Rüyalar" (Sütun Yayınları, 2014) isimli kitabı ile okurunun karşısına çıktı. Kitap hayli ilgi gördü.3 ay içinde ikinci baskıyı yaptı.

Oral, Risale-i Nur'dan beslenen bir yazar.  Bu minvalde yıllardır hikayeler, şiirler, denemeler yayımlıyor. Bedizzaman'ın yaşadığı mekanları ve saff-ı evvel dediğimiz Tahiri, Zübeyir, Sungur gibi Nur şakirtlerini kendi hayatından kesitlerle yoğurarak İhtiyarlar Risalesini hatırlatan bir üslup ile okuyucuya aktarıyor. 

Uzun yıllar İstanbul'da yaşayan yazar Bediüzzaman'ın İstanbul mekanları olan Eyüp Sultan, Emirgan ve Yuşa Tepesine göndermeler yaptığı hikayelerini Sana Aşktan Soruyorlar (2002) ve Aşktan Öte Bir Yol (2006) isimli kitaplarında toplar.

Bediüzzaman 1926 yılında Barla'ya sürgün olarak gelir. İhlaslı Barla dağlarında, derelerinde geçirdiği dua, niyaz ve tazarru ile dolu geceler Risale-i Nur olarak sürgün verir.

Mustafa Oral Üstadın Barla hayatına gıpta ile bakar. Üstadın ahir ömrünü mağaralarda geçirmek istemesi gibi o da Barla'da geçirmek ister.

Üstad, Barla'da şimdi 160 ülkeye uzanan manevi Nur imparatorluğunun tohumlarını atar. 7 asır önce de Bilecik'te üç kıtada hüküm süren Osmanlının tohumları atılmıştır.   

Mustafa Oral işi gereği 2008 yılında Bilecik'e yerleşir.

Edebali ve Dursun Fakıh Hazretlerinin makamında, Ertuğrul Gazi ve Osman Gazinin  otağında kendi manevi imparatorluğunu kurmak ister. Üstadın Barla Dağlarında geçirdiği gecelere nispetle, Edebali ve Dursun Fakıh Türbelerine gider. "Bilecik'i benim için Barla eyle," diye diye dualar eder. Üstadın Barla gecelerini hatırlayarak dualarla, tazarrularla geceyi ihya eder. Barla ruhunu Edebali'ye taşımak ister.

Duaları kabul olur. Gerçekten de Bilecik onun için küçük bir Barla olur.  Üstadından 'güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel rüya görür." dersini alan Oral, Edebali'de, Dursun Fakıh'ta, Risale-i Nurlarla, dualarla dopdolu bir hayat yaşamaya başlar. Bu güzel haller bir zaman sonra güzel rüyalara dönüşür. Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), Hz. Hatice (r.a.), Bediüzzaman gibi zatları rüyalarında görmeye başlar.  Daha sonra bu rüyaları hikaye formatında yazmaya başlar. Böylece Aşk İçre Rüyalar kitabı ortaya çıkar. Barla Risalelerin doğum yeridir. Şeyh Edebali ve Dursun Fakıh Hazretlerinin makamları da Aşk İçre Rüyalar isimli kitabın doğum yeri olur.

Mustafa Oral kitabında aşkın ve rüyaların olumsuzlandığı bir çağda okurunu salih aşka ve sahih rüyalara çağırıyor.  Ucu hakikate çıkan rüyalardan bahsediyor. Rüya tadında kutlu hayatlardan, nurlu beldelerden geçerek Nur'un sahibine varıyor.

Aşk rüyası asrı saadetin eşiği Ravza'da başlıyor. Kırklareli'deki Hızır Bey ve İstanbul'daki Eyüp Sultan camilerinde soluklanıyor. Osmanlının beşiği Edebali ve Dursun Fakıh Türbelerine uğradıktan sonra bu yüzyılda bizlere ikinci bir asr-ı saadeti yaşatan Nur kahramanlarının menzili Barla'ya varıyor.Risale-i Nurdan devşirdiği lem'alar, şualar ve sözler ile rüyalarda aşkı arıyor. Kainata, varlığa rüyalarla varıyor. Bir şakirdin kalbinden haramsız, hilesiz, hurdasız aşkı anlatıyor. "Sen Muhammed Mustafa (s.a.v.) olursan Hz. Hatice (r.a.) gelir seni bulur. Sen Hz. Hatice (r.a.) olursan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) gelir seni bulur.", diyor.

Mustafa Oral, bizi rüyanın ve aşkın sırlarla dolu dünyasına çağırıyor. Diyor ki: Herkesin bir aşkı, o aşkın da rüyası olmalı. Rüyanız olmayan şey sizin aşkınız/davanız olamaz...

 

 

Kitaphaber - 09.10.2014

,

2641

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini bu profilden paylaşıyoruz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin