Ay Terapisi: Terapi Öyküleri - Mustafa Ulusoy

Ay Terapisi: Terapi Öyküleri - Mustafa Ulusoy

Ay Terapisi: Terapi Öyküleri - Mustafa Ulusoy

05.10.2011 - Büşra Nur Karaarslan
Ay Terapisi: Terapi Öyküleri - Mustafa Ulusoy
“İkimiz birden sevinebiliriz, göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan, şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden, güneşlerden, yanab otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar,
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut,
Bu evleri atla... Bu evleri de; bunları da...
Göğe bakalım”*

Ayrılık, yalnızlık, ümitsizlik, kin, nefret, öfke, hüzün, kapıları çarpmalar, duvarları yumruklayışlar, suskunlukları insanların... Çağımızın en büyük sorunu ergen ve genç yetişkinlerde sıklıkla görülen, adına “depresyon” dediğimiz abartılı bunalım hali sanırım. Yeme içmeden kesilme, konuşmaktan, yürümekten bıkma, gitmek isteme sürekli hep bir yerlere başka bir yerlerden kaçarak... Depresyon halinin kısaca tanımı bu benim zihnimde. Doktorlara ya da psikolojik danışmanlara göre terimsel manası nedir-ne değildir bilmem, lâkin bildiğim bir şey var. “Elimizden bir şey gelmeli; hiç değilse elimizi yüreğimize daldırdığımızda elimize bir şeyler gelmeli” demişti bir aziz dost vakti zamanında; benim de elimden bir şey gelmeli idi, Ay Terapisi’ne başladım. Psikiyatri uzmanı doktor Mustafa Ulusoy’a ait olan bir metot bütün bu kaos ortamını süt liman hale getireceğe benziyor; denemekte fayda var: Ay Terapisi.

Yaşadığımız hayat bize aslında herkesin her an ölmekte olduğunu çoğu zaman sessizce, kimi zamansa büyük vaveylalar kopartarak öğretir. Mesela ben iki hafta önce büyük bir yardan düştüm; zihnim kırıldı, düşüncelerim ve gözlerim de öyle. Birçok soru sordum kendime, anneme, dostlarıma, yaratıcıya. “Sorular insanın yaşamdaki ihtiyaç listesi gibidir.” dedi Ay Terapisi’nin başında yazar; hak verdim tüm kalbimle, bir teselliciye ihtiyacım vardı, evet, ama O kimdi?

...

“Ben size gerçeği söylüyorum, benim gitmem size faydalıdır; zira ben gitmeyince, tesellici size gelmez.”**

Aslında tesellici, Hz. İsa’nın da bahsettiği idi. Tesellici kâinatın uğruna yaratıldığı idi. Tesellici O(s.a.v) idi. Ve hain gerçek; O(s.a.v) şimdi bu dünyada değildi. Öteliydi; ötelere aitti. Öyleyse O(s.a.v)’nu bize hatırlatacak, sol yanımızdaki boşluğu dolduracak bir güce ihtiyacımız vardı. Bir kırmızı gül? Bir yağmur taneciği? Bir huzme? ... Hiç biri yeterli değildi; daha büyük, en büyük hatırlatıcı elzemdi. Bu sebeple, başını göğe kaldır dedi birçok şair şiirlerinde. Bakmakla görmek arasındaki farkı yakala dedi Mustafa Ulusoy da Ay Terapisi’nde.

Gerçekte her şey her şeyle ilintili ve insanın en ağır yükleri duygusal olanlar iken eğer kişinin rabbi varsa her şeyi vardır dedi sonra yazar inançla. Zaten eğer inançla yapıldı ise bir iş, karşılık bulurdu her daim; yine buldu dimağlarda. Ve okuyucu iman etti gökyüzünün rabbine. Boşlukla yüzleşemedi insan; kaybettiklerini aramaya gitti kimi zaman, kimi zaman isyan etti, kaybetti bu kitapta da. Kaybetmek ağır bir kelime gibi düştü terapi öyküleri arasından okuyucunun zihnine. Bu kelimenin altını üç kez çizdi okuyucu; üstünü sonra da. Üstünü çizdiğinde okuyucu; hikâyedeki kahramanların hepsi anladı hatasını ve tesellicinin öğrettiği duayı mırıldandı her görüşünde hilâli, efendimiz gibi:

“Allah’ım bu ayı bizim için hayırlı kıl... Muhmmed(s.a.v)’in nuru ruhumuza değdi teselli buldum”... Gökte ay vardı. Varlık bir hak değildi, mülk O(c.c)’nundu; varlık O(c.c)’nun. İdrak etti okuyucu.

“-Geçici olan ne? Diye sordu İlyas. -Kaçınılmaz olan. –Peki, kalıcı olan ne? -Kaçınılmaz olandan çıkardığımız dersler...”***
Ve okuyucu ile kahramanların hepsi aynı anda anladı gerçeği. Yaratıcı hayatı küçük parçalar halinde yollar bize dediler hep birlikte. Hani, bir bakarsın tepsi gibi yuvarlak olduğundan kesinlikle emin olduğun o ay, birden yarımay ve hilal şekline dönüverir ya işte öyledir yaşamak. Yaşamak inadına ve hoyrat! Ayın nuru hem okuyucuya hem hikâyedeki bütün kahramanlara iyi geldi, mutlu sonla bitti kitap.
Okuyucunun notu: Eğer hâlâ geç olmadığına inanıyor ve depresif halinizden kurtulmak istiyorsanız, yazarı dinleyin. Gökte ay var, göğe bakın!

* Turgut Uyar
** Yuhanna İncili 16/7
*** Beşinci Dağ / Paulo Coelho

Ay Terapisi: Terapi Öyküleri
Mustafa Ulusoy
Timaş Yayınları
Büşra Nur Karaarslan - 05.10.2011

,

5581

Büşra Nur Karaarslan Hakkında

Büşra Nur Karaarslan

Sakarya Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu; çalışıyor. Öğrencileri ve kitapları ile mutlu. Büyüyünce yazar olacak sanıyorlar; bakalım kısmet diyor; sınavı kazanırsam...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin