Azrail'in Secde Ettiği Adam - Erdal Demirkıran, İlahiyat, Misafir Köşesi

Azrail'in Secde Ettiği Adam - Erdal Demirkıran yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Azrail'in Secde Ettiği Adam - Erdal Demirkıran

26.07.2011 20:20 - Misafir Köşesi
Azrail'in Secde Ettiği Adam - Erdal Demirkıran

Meryem Betül Altuntaş, kitaphaber okurları için kaleme aldı.

O adam sensin!

İlk anda kulağa hoş bir merakla düşen bu kitabın ismi ile, aslında insanlık tarihinin ibtidası olan önemli bir hadiseye değini amaçlanmış. Yazar, meleklerin Hz. Adem'e secde etmesi olayı ile, Azrail'in de bir melek olduğuna ve biz insanların da Ademinoğlu olmamıza temas etmiş ve kapaktaki "ADAM" sözcüğünün ters gölgesinde "ADEM" yazarak bu fikrini ispat ve izhar etmiş.

Yalnız şu var ki, kitabın tanıtımlarında;

"Kur'anı roman diliyle anlatması bakımından tarihe geçecek ilk kitap olması" iddiasına rağmen, kitabın ismi ile içeriğinin, yine kitabın içeriği ile Kur'an'ın arasında bir kopukluk var gibi. Zira; konunun Kur'an olduğu düşüncesi akla Hz. Adem'i değil, Hz. Muhammed'i getirir. Bu da tabiatıyla, fikren en münasip olandır. Ayrıca yazımda değineceğim gibi, kitap geneli itibarıyla yalın olarak Kur'an'ı değil, yazarın Kur'an'dan anladıklarını konu alıyor. Zira, kanaatimce Kuran'ı anlatıyor ifadesi, ilk olarak kitabın ya meal, yahut tefsir konulu olduğunu zannettirir.

Şahsını ilgiyle takip etmediğim halde neredeyse bütün kitaplarını okumuş olduğum yazarın fikirlerine yabancı değilim. Kendisini "Dünyanın En Akıllı İnsanı" ilan eden yazar, bunu yeterli görmemiş ve noter'e de tasdik ettirmişti. Kendi kuruluşu olan "Kashna Dahi Fabrikası"nda dahi yetiştiren yazarın, bu güne kadar okuduğum kitaplarının ana fikri: gelecek, özgüven, hedef, barış, liderlik, cesaret gibi kişisel gelişim tekniklerine dayalı iddialardı. Fakat bu son kitabı (aynı zamanda 9. kitabı) olan Azrail'in Secde Ettiği Adam'ın bir de anısı var.

Kitapta geçen ifadeye göre: yazar Erdal bey birgün Kur'an'a bir kez bile dokunmadan "çok kitap okudum" diyerek övünmenin utanç verici bir şey olduğunu farkediyor, odaya kapanıp Kur'an okumaya başlıyor ve bununla yetinmeyip, "Kur'an haktanmış, kendim anladım" diyerek yorumlarını kitaplaştırıyor. Sanırım kişisel gelişimde empoze edilen özgüvenin dik âlası bu.(!)

Zira; "Cuma'ya ayıp olmasın diye gidiyordum, tek olsam sanırım oruç da tutmazdım" diyerek kitabına başlayan bir yazarın, müfessir tabirinin içini ne kadar dolduracağını düşünmemek işten bile değil!

Aklıma, Hasan el-Benna'nın "Gençliğe 20 Tavsiye"sinde değindiği "Arapça öğrenin, çünkü Kur'an en güzel şekilde Arapça ile anlaşılır" öğüdü geliyor ve Es- Sâbunî'nin "et-Tibyan fi Ulumi'l-Kur'an adlı eserinde de geçen müfessirde aranan 7 şart harici, en azından temel klasik bilgilerle donanımı gereksinimi bir hayli düşündürüyor.

Kitap; hastane odasında bir gencin son anları ile başlıyor. 23 yaşındaki Golgota ölümün gölgesinde nefeslerini sayarken, annesi ulvi bir şefkatle klasik duayı tekrarlıyor: "yavrumu alma, beni al" Ve canını almaya gelen Azrail'i karşısında ayân beyân gören Golgota ölüme direniyor. Ölmek istemiyor. O anda, -nasıl oluyorsa- annenin duası kabul oluyor ve Azrail annenin canını almak için ona yöneliyor. Bu esnada ölümden dönen Golgota'nın Azrail'i görme sinyali açık kalıyor(!) ve annesiyle Azrail'in boğuşmasını görüyor. Boğazından Azrail'i çekmek niyetiyle, annesinin boğazına sarılıyor, daha doğrusu saldırıyor. Bir yandan kan revan boğuşurken, öte yandan ısrarla tek bir cümle haykırıyor: "Azrail'i gördüm!" Bu cümle üzerine sevki akıl hastanesine oluyor. Arada geçen 3 aylık zamanın ardından can almak için akıl hastanesine uğrayan Azrail, Golgota'yla konuşmak için izin alıyor ve Azrail'in rehberliğinde Golgota'yla Kur'an dersi serüveni başlıyor!

Erdal bey'in daha önceki kitaplarında da arka fonda temas edilen "herkes gibi düşünmeme, hep en farklısını iddia etme" olgusu bu kitapta da bariz.. Kitap, eski usûle, gelenekçiliğe, 1400 küsür yıllık otoriteye karşı hayli farklı fikir ve iddialarla ve çocukluk yıllarında İslam adına yazarda kötü bir izlenim bırakmış olan din hocasına çatarak ilerliyor.

Arka planda ziyadesiyle bir rasyonalizm hakim. Yazar Kur'an'dan anladıklarını yazarken, aklına uymayanlar üzerinde direkt yoksaycı bir yaklaşımda bulunmuş. Salt mantıkla ve matematiksel yaklaşan yazar hiç bir mesned vermeye ihtiyaç duymadan silip atabiliyor. Mesela "big bang olayının, ruhun ve kabir azabının" olmadığı yorumu gibi..

Yine, Japonyadaki bir santralin radyasyon sızıntısından dolayı patlama ihtimalini durdurmak için, kanser olma pahasına orada çalışan 300 budist japonun sadece müslüman olmadıklarından dolayı şehit olamamasının saçma olduğunu savunuyor. Bunu, hırsızlık için girdiği evde doğalgaz patlasa ölen müslüman şehit oluyorsa, insanlık adına ölen budistte şehit olmalı mantığıyla öne sürüyor. Kitap sürerken bir ara Hristiyan ve Yahudileri cennete koyan yazar (syf 193) birkaç sayfa sonra, "Kim İslam'dan başka din ararsa onunki kabul edilmeyecektir" ayetiyle (syf 200) koymaktan vazgeçiyor.

Abdestsiz Kur'an'a tutulmayacağını da kabul etmeyen yazar bunu, "kronoloji hatasıdır bu, çünkü abdestin tarifi Kur'an'ın içinde yazıyor" diye akıl yürütürken, Kur'an'dan başka kaynak kabul etmemesinin ve dahi temel dini bilgilerin eğitiminde bir yerlerin açık kalmasının etkisinde görülüyor. Zira, Sri Lanka'lı Katar üniversitesi dekan yardımcısı Prof. Dr. Dîn Muhammed Mîra'nın dediği gibi: "Avrupa rasyonalizmi aklın boyun eğmediği her şeyi reddetmeyi gerektirir. Bu ise akıllıca bir şey değildir. Yani, aklın sınırları olduğunu akılla nasıl bilebilirsiniz?"

Demem o ki: bağnaz biri değilim. Eski alimlerden de isabet edememişler olabilir, yeni bakış açılarına da açığım. Yalnız; "Açıktır ki, Sünnet'in yol göstericiliğine başvurmaksızın Kur'an'ı, muradullaha uygun tarzda anlamak mümkün değildir. Kaderi inkar eden, büyük günah işleyen müminlerin cehennemde ebedi olarak azap göreceğini ileri süren, kabir azabını, şefaati, sıratı inkar eden anlayışlara sahip kimse ve kesimlerden sahih bir dini tutum beklemek elbette mümkün değildir" diyen Dr. Ebubekir Sifil gibi düşünüyorum. Geneli Ehli Sünnet inancında olan okuyucu kitlesine mesnedsiz ve delilsiz iddiaları hoş bulmadım. Fakat ihkak-ı hakk olsun diye değindiğim hususlar haric, kitap akıcıydı. Edebiyatının ve 11 ay sandalye başında uğraşıların hakkını vermek ve ciddi bir emeğin ürünü olduğunu da belirtmeden geçmemek lazım.

İyi okumalar!

Azrail'in Secde Ettiği Adam
Erdal Demirkıran
Kashna Kitap
410 sayfa


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 26.07.2011 20:20 - Güncelleme Tarihi: 03.12.2021 11:58

,

18127

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 620 yazı bulunmaktadır.

Yorumlar
  • Kaan Bingöl 2012.01.27 15:14

    Çok güzel bir özet yapmışsınız. Tebrik ederim. Ancak ön yargılı olmaktan kendinizi alamamışsınız. Hala atalarınızın dediklerinden eminmiş gibi davranıyorsunuz. Oysa Allah emin olmayın diyor.

    Neyse kabir azabının olması size ne kar sağlayacak bunu çok merak ediyorum. Allah'tan başka kimse bizi hesaba çekemeyeceğine göre melekler bizi nasıl hesaba çekerler yerin altında? Onlar Allah'ın izniyle bizi hesaba çekecekse eğer Allah, "Biz bu kitapta her şeyi anlattık" dediği kitabında bundan neden bahsetmiştir?

    Namaz yok, vay çorbanın tarifi yok gibi saçma sapan bir itirazda bulunmazsınız herhalde:) Allah diyor ki her şeyi anlattık. O halde HER ŞEY var demektir.

    Daha uzar bu konu da yeter bu kadar anlayana.

    BEN DE OKUDUM KİTABI ve ARIZA BULAMADIM. ARIZA YOK DEMİYORUM AMA BEN BULAMADIM. AMA ATALARIMIZLA MUKAYESE EDERSEK ARIZA BULABİLİRİZ.

    Ne yani bu kadar ilim adamı yanlış biliyor sorusu yanlış olur. Zira 7 milyar insanın 6 milyarı gayrimüslim. Bu kadar gayrimüslim yanlış mı biliyor? diye soruyor zaten yazar:)

    Akletmez misiniz? diyerek sizi akıllı olmaya davet ediyor. Aklı hafife almayın zira Allah akıllılara hitap ediyor davarlara değil!

  • misafir 2012.02.04 12:33

    hocam ne kadar biliyorsun bilmiyorum bende ne kadar bildiğimi bilmiyorum sadece bildiğim kadarını biliyorum ve bildiğim birşey var ki bu kitabı okumamışsın... erdal sana bu kitabı oku Kur-an'ı anla demiyor ki kendi okuduğumdan bunları anladım diyor ve sana da bu yargılara katıl yada katılma da demiyor.. oku Kur-an'ı sende anla diyor nasıl anladığın sana kalmış herhangi bir engelin yoksa merak etme anlatılmak isteneni anlarsın

  • Meryem Betül Altuntaş 2012.03.14 21:19

    Okurlarımızın eleştirilerini saygıyla karşılıyoruz.

    Önce, kişisel gelişimde öğretilen bir öğretiye değinelim:
    ‘eleştiriye açık olmak.’
    Bir kişisel gelişim uzmanı olarak Erdal Beyin de eleştiriye açık olduğunu
    sanıyoruz. Zira aksi, uzmanlığını zedelerdi. Eh, hamdolsun biz de eleştiriye açığız. O yüzden eleştiriye -ki zaten bekliyorduk-
    hüsnen mukabele ediyoruz.

    Yazıda belirttiğimiz üzre; İslam akidesi meyânında ‘ehli
    sünnet’ yolunu izliyoruz.

    Bilen bilir; sosyolojide Hegelciler bile sağ hegelciler ve
    sol hegelciler olarak ayrılır.

    Yazarın da; bu inanç yolunda neo itizal-rasyonalist bir
    fikri benimsemesini değil, (ki buna karışacak değiliz) bunu kitabında ‘olması
    gereken tek doğru bakış’ şeklinde sunmasını eleştirdik.

    Yani biz de aklı asla hafife almayarak aklımıza yatkın olan
    fikirler kapsamında değerlendirdik ve bu akidede (ehli sünnet) olanları ihtar
    ettik yalnızca. Farklı bir akidevi bakışla değerlendirilmesi de mümkündür. Hiç
    biri yargılanamaz!

    Yalnız, belirtelim ki; kitabı elimize alıp atalarımızdan miras
    kalan birkaç mış muş’a göre değil, üzerinde ihtisasını yaptığımız akide
    temellerine göre ve üzerinde iki ay boyu durarak değerlendirdik.

    Belirtilen kabir azabı, hesap, ataların inancı gibi tabirler
    hususunda sunduğumuz görüşlere ‘yanlış’ diyen bir kimsenin, yine aldığımız
    münazara -tartışma usulü- eğitimine göre aynı ilmi bilgilerle donanımlı olması
    gerekir ki, onunla münazaraya girelim!

    Öyle olsa bile, yeri burası değildir.

  • ibrahim gökova 2013.09.21 10:20

    Arkadaşlar lütfen her yazılana inanmayalım, çoluğumuzu çocuğumuzu bu tip şeylere göre yetiştirmeyelim. Bize doğru yolu gösterecek tek kitap Kur'an-ı Kerim'dir. Müslüman olmayan hiçkimse ama hiçkimse cennete giremez, budistmiş, hristiyanmış, yahudiymiş... Müslümanlar dışında bütün din mesuplarının kitapları değiştirildi, sadece Kur'an-ı Kerim İlk yazıldığı gibi kalmıştır. Allah (c.c) biz kullarına ''Sen bana dua edip bağışlanmanı istediğin müddetçe günahlarını bağışlarım. Ey Ademoğlu ! Günahların yerle gök arasını dolduracak kadar çok olsa da, affını istersen yine affederim. Ey Ademoğlu ! Şirk koşmamış olarak, yeryüzünü dolduracak kadar çok günahla huzuruma gelsen , sana mağfiretimle mukabele eder, affederim." buyurmuştur İşte Allah (c.c) biz kullarını bu kadar çok seviyor... Neden bu sevgiye layık olmaya çalışmıyoruz değerli kardeşlerim? Yapacağımız tek şey namazımızı kılmak, orucumuzu tutmak, zekatımızı vermek... İnanın bana bunları yaptığınız andan itibaren kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz. Allah (c.c) biz insanları onu tanıyalım, ona secde edelim diye yarattı, (egosunu tatmin için değil, Haşa... Allah'ı (c.c) bütün eksik sıfatlardan tenzih ederim ki onun böyle şeylere ihtiyacı yoktur...) Hz. Muhammed (s.a.v) olmasaydı bizi de yaratmayacaktı. Öyleyse Hz. Muhammed'e de (s.a.v) bolca selam salavat getirelim, bizim cehennem azabından kurtuluş yollarımızdan biri de onun şefaatiyle olacaktır değerli kardeşlerim. Allah hepimize dayanma gücü versin, ve bütün mümin kardeşlerimize mağfiret eylesin...

  • hassas 2014.05.17 08:38

    Ben de okudum daha önceki kitapları. İtikadım bozulmasın, bilinçaltıma yalan yanlış şeyler dolmasın diye bunu okumayacağım. Bu adamın işi kabul etmese de kişisel gelişim. İlahiyat yok, imam hatip yok, doğru dürüst kuran kursuna bile gitmemiş. Almış eline kuranı, en sahih hadisleri bile yok sayarak tefsir yazmaya kalkmış. Kaldı ki mealden tefsir de yazılmaz, Kuran'ı anlamak için yeterli Arapça donanımına sahip olduğunu da sanmıyorum. Kendisinin cennete girmesi kesin değilken -bunu ancak Allah bilir çünkü- elin budistini Hristiyan ını cennete sokmaya kalkıyor. Herkes din alimi olamaz, ancak günümüzde herkes bildiği iki kelamla islam profosörü oldu çıktı.

  • Berk KÖKSAL 2015.08.20 12:23

    UNUTMA: Kuran TÜM ZAMANLARA hitap eden bir kitaptır. Kuran'ı belli bir zaman dilimindeki bilgi ve ilimle değerlendirmek yanlış sonuçlar vermektedir. Her insan Kuran'dan belli bir ölçüde ilim alabilir, yazarın bu konudaki açıklamaları da kendine göre bir bilgi paylaşımıdır.

    Türk insanı olarak herşeye çamur atmaya bayıldığımız için yazarın algısını sorgulamak yerine siz Kuran'dan ne alıyorsunuz asıl soru bu.
    Çok değerli bir eser olmuş kutlarım, herkesin okumasını öneririm.

    Duvarda asılı ve dolap üstünde duracak bir kitap yerine okunması gerektiğini anlatan güzel bir eser olmuş. Zaten Kur'anı-Kerim 'in ilk emri "OKU" dur. Sizde okuyun. Saygılarımla...

  • Tc Ecrin Lmh 2016.04.06 19:53

    Normalde Erdal Demirkîran in buyuk hayranidim taki bu kitabini okuyana kadar sevgili Meryem Betus hanima katiliyorum ve artik Erdal Demirkiran i okumamaya karar verdim

  • Dhjsks 2016.05.23 22:31

    Pardon da yahudi ve Hristiyan dinleride islam dinini kapsar.

  • Ankaralı 2017.05.20 00:11

    ben imam hatipliyim.kitap o kadar farklı ama gerçekçi/mantıklı bakış açısına sahip ki beni çok olumlu yönde etkiledi.o nedenle konuyla ilgili yakınlarıma da okuttum. Yazarına Adana kitap fuarında imzalattığım kitap en son bir genç arkadaşta kaldı.Yazar müslümanlarda kemikleşmiş birtakım inançların kuranda olmadığını ve bu inançların da batıl/saçma/hurafe şeyler olduğunu çok akıcı bir dille anlatmış.Yazarı bütün iyi niyetinden ve insanları aydınlatma çabalarından dolayı kutlarım.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin