Başkasının Dünyasından Bizim Ülkemiz

Başkasının Dünyasından Bizim Ülkemiz

Başkasının Dünyasından Bizim Ülkemiz

04.05.2020 - Gevher Aslıhan Uncu
Başkasının Dünyasından Bizim Ülkemiz

Hepimiz içinde bulunduğumuz evrenden çoğu zaman şikâyet edip mükemmele yakın bir evren tasarımının hayalini kurarız. Hayalini kurduğumuz bu evren tasarımları bize ideal bir toplumun, devlet yapısının ve insan ilişkilerinin nasıl olması gerektiğinin portresini çizer. Ütopyalar böyledir.. Henüz gerçekleşmemiş olan gelecek tasarımlarıdır. Bu tasarımlar kimi zaman insanların mutluluğu için düşünülmüş ideal bir toplum modelini yansıtırken kimi zaman ise geleceğe yönelik endişeleri içeren bir toplum modelini ortaya koyar. Teknolojik gelişmelerin artması ile deterninist bir topluma doğru evrildiğimiz düşüncesi istenmeyen ütopyalar ya da diğer bir ifade ile distopyaların gerçekleşme ihtimali üzerinde düşünmeye sevk etti bizi. Ütopyalardaki amaç insanlığın yaşayacağı ideal toplumu gösterrnek iken distopyaların amacı geleceği yönelik endişe içeriğine karşı toplumu uyarmaktı. Muhtemelen Orwell’ın 1984’ü ve Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sına denk gelmişizdir. Bu eserlerin, teknoloji ve bilimin gelişmesine paralel olarak yapaylık içerisine sıkışmış ve mahkum olmuş bireyleri gerçekçi bir kurgu ile ele alırken gelecek hakkındaki endişelerinizin haklılığını kavrayabilmemize olanak sağladığını söylemek sanırım yanlış olmayacaktır.

Gilman’ın kaleme aldığı Bizim Ülkemiz adıyla Türkçeye çevrilen kitap distopik bir eser olma özelliğine sahip. Kitap anlaşılır ve akıcı bir üsluba sahip olmasının yanında kurgusal anlamda etkileyici olarak birkaç kavram üzerinden bölümlere ayrılmış. Gilman’ın başarılı bir sosyolog olması, Bizim Ülkemiz’de ataerkil düzenden kaynaklı sorunları keskin bir şekilde eleştirmesine olanak sağlarken, eserinde seçtiği kahramanlar aracılığıyla bu durumu güçlendirdiğini kitabı okumaya başladığınızda fark ediyorsunuz. Ayrıca kitabın feminist yönüne istinaden yazarın kadınlık nosyonuna verdiği önemi kitap sonuna kadar görebiliyorsunuz.

Eser, Gilman’ın daha önce kaleme aldığı Kadınlar Ülkesi’nin devamı olarak görülebilir, zira bu iki eser konu bütünlüğü açısından birbiriyle oldukça ilişkilidir. Feminist ütopya tarzındaki Kadınlar Ükesi’nin içeriğine baktığımızda; tamamen kadınlardan oluşan bir ülkeye üç Amerikalı erkeğin gitmesi üzerine gelişen olaylar üzerinden bir ütopya tasviri yapılmaktadır. Yazar, Kadınlar Ülkesi’ndeki Elledor ile ülkeye gelen üç erkekten bir olan Van’ın evlenmesi ile toplumlar üzerinden karşılaştırmalı bir analiz sunar. Kadınlar ülkesinde Elledor’ın toplumu ve anaerkil toplum düzenini ele alınırken Gilman Bizim Ülkemiz’de Van’ın toplum düzeni üzerinden distopya örneğinin ana hatlarını vermeye çalışır. Böylelikle yazar Elledor ve Van’ın kendi aralarındaki konuşmalar ile iki evren tasavvurunun ana hatlarını çizer.

Elledor, evlendiği eşi Van’ın dünyasını görmek üzere beraber bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk eserin ana kavramlarını vurgulaması açısından oldukça önemlidir. Bizim Ülkemiz’de, ataerkil bir sistemin var olduğu, savaş, cinsel ayrımcılık, ırkçılık nefret ve baskının hüküm sürdüğü bir dünya modelinin resmini çizmektedir. Bu ülkede ekonomiden, siyasal rejime hatta toplumsal ilişkilere değin her şey tek düze bir sistem üzerine kuruludur. Elledor ve Van arasındaki diyaloglar aracılığı ile ataerkil toplumun uğradığı çatlakları sosyolojik bakış açısı ile derinlemesine irdeleyen yazar önerdiği toplum modelinde barışçıl, cinsiyetler arası dayanışmanın hakim olduğu toplumsal refahın ve özgür düşüncenin var olduğu bir betimleme ile okuyucusuna hayalini kurduğu ütopyanın sırlarını açar. Hemen hemen tüm distopik ütopyalarda olduğu gibi Bizim Ülkemiz’de de bireyselliğin ön planda tutulduğu, herhangi bir otorite tarafından yönetmeye elverişli insan modelin nasıl olması gerektiği yer yer işlenmiştir. Kitapta ilerlediğinizde kahramanların ağzından anlatılan betimlemelerle ülkenin nasıl bir yer olduğunu kolayca kavrayabiliyorsunuz.

Öte yandan Bizim Ülkemiz, distopya olarak ele alınan Van’ın ülkesi üzerinden aslında Amerikan toplumunu tüm yönleri ile incelerken Amerikan toplumu üzerinden cinsiyet ve ırk sorunlarının yanı sıra evsizlik, yoksulluk gibi sosyal meselelere de dikkat çekmesi bakımından bir pop kültür dünya eleştirisi olarak da okunabilir. Günden güne mekanikleşen ve bir kafese dönüşen dünyada insanların mutlu olup olmadıklarının farkına varmadan yaşamaya çalışması son derce ürkütücü olsa gerek. Bu bakımdan yapaylaşmaya başlayan dünya da doğal olanı algılamamız oldukça zor hale gelmektedir. Gilman’ın Bizim Ülkemiz’i feminist bir distopyada var olan meselelere değinirken buradaki insan ilişkilerinin betimlemesini yapmayı da ihmal etmiyor. Bu anlamda eserin yalnızca feminist bir distopya örneği olmadığının toplumu kültürel, ekonomik, sosyal açıdan değerlendiren bir yönü olduğunun altını çizmek gerekecektir.

Bizim Ülkemiz

Charlotte Perkins Gilman

Çev. Aylin Onacak

Otonom Yayıncılık

280 s.

2014

Gevher Aslıhan Uncu - 04.05.2020

,

2230

Gevher Aslıhan Uncu Hakkında

Gevher Aslıhan Uncu

1993 Hatay doğumlu. 2011-2013 yılları arasında Kilis 7 Aralık Üniversitesinde Felsefe okudu. 2014 yılında Gazi Üniversitesi Felsefe Bölümünde Eğitimine devam etti. 2015 yılında Konya Necmettin Erbakan Üniversitesinde tezli yüksek lisans eğitimine başladı halen burada eğitimi devam etmektedir. Mekan, Arka Kapak, Ayraç, Selamlık gibi dergilerde yayımlanmış yazıları mevcuttur.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin