Belâgat İlminin Efradı

Belâgat İlminin Efradı

Belâgat İlminin Efradı

27.07.2016 - Serdar Kocabaş
Belâgat İlminin Efradı

Allah Teâlâ insanlığa son mesajı olan Kur’ân-ı Kerîm’i Arapça olarak indirmiştir. Bu sebeple Müslümanlar Arapçaya diğer dillerden çok daha fazla önem verirler. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm, insanlığın kurtuluş mesajı olmasının yanı sıra aynı zamanda bir hayat kitabıdır. Müslüman halkın günlük hayatı Kur’ân-ı Kerîm tarafından belirlenmekte ve inşâ edilmektedir.Arapça az kelimeyle çok mana ifade edebilen son derece zengin bir dildir. Arapça öğrenmek isteyenler Sarf (kelime bilgisi) ve Nahiv (cümle bilgisi) ilminden sonra Belâgat derslerine başlarlar. Kur’ân-ı Kerîm’in doğru anlaşılmasında belâgat ilimlerinin önemi son derece barizidir.

Fahreddin er-Râzîbelâgatı şöyle tanımlar: “Belâgat, söz sahibinin kalbinde olan mananın özünü, onu bozacak kısaltmadan ve usandıracak uzatmadan sakınmak suretiyle ifade etmesidir.” Sekkâki ise belâgatı; konuşan kişinin kazandığı meleke sayesinde manaları ifade ederken tertiplerin hakkını vermesi; teşbih, mecaz ve kinaye çeşitlerini ise maharetle kullanması olarak ifade eder.

Belâgat ilmi üç bölümde incelenir ki bunlar; Meânî, Beyân ve Bedi’ ilimleridir.Belâgat ilmi hicri IV. asrın sonralarında kendi terimleriyle müstakil bir ilim haline gelmiştir. Şüphesiz bunda Kur’ân-ı Kerîm’in belâgatıyla dünyaya meydan okuması en önemli sebeptir. EbûUbeyde’ninMecâcü’l Kur’an ile Câhiz’in el-Beyânve’t-Tebyîn adlı kitapları belagat ilminin ortaya koyan ilk yazılan eserlerdir.

***

Fesahat sözlüklerde sözün açık ve anlaşılır olmasının yanı sıra telaffuzunun da akıcı olması ve kulağa hoş gelmesi olarak açıklanır. Bir kelimenin fasih olarak tanımlanması için dört kusurdan uzak olması gerekir:

  1. Tenâfürü’lHurûf: Dile ağır gelen ve zor telaffuz edilen harflerin bir kelimede bulunması halidir.
  2. Kıyasa muhalefet: Kelimelerin sözlük kurallarına aykırı olmasıdır.
  3. Garâbet: Bir ifadede manası herkes tarafından bilinmeyen alışılmamış kelimelerin kullanılmasını ifade eder.
  4. Kelimelerin kulağa hoş gelmemesi: Kullanılan lafızların kişinin dinleme zevkini bozması yani kulağını tırmalaması halidir.

İşte bir kelimenin açık ve anlaşılır olması yani fasih olması için yukarıda sayılan dört kusurdan uzak olması gerekmektedir. Kelimenin fesahatinin kuralları olduğu gibi cümlenin fesahatinin de kuralları vardır. Lisana ağır gelen kelimelerin peşpeşe kullanılması, cümlenin dilbilgisi kurallarına aykırı olması, cümleden kastedilen mananın kapalı olması, dile ağır gelen aşırı tekrarlar ve çok uzun zincirleme tamlamalarının kullanılması cümlelerin fasih olmasını engellemektedir.

Bütün bu açıklamalarımızın ana sebebi belâgat ilminin Kur’ân-ı Kerîm’in tefsirindeki önemini anlatabilmek içindi. Zira Kur’ân-ı Kerîm’in tefsir edilebilmesi ve doğru anlaşılması için belagat ilmi şarttır. Çünkü Belâgat ilminin kaideleri olan teşbih, mecaz, istiare, kinaye gibi usuller bilinmeden yapılan her tefsir hata ile maluldür. Mesela Nur suresinin 51. Ayetinin meali şöyledir:

Allah gökyüzündeki dağlardan (cibâl) dolu indirir, onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden uzak tutar.” Bu ayeti kerimedeki “cibâl (dağ)” kelimesinin mecaz yoluyla “bulut” manasına geldiğini bilmeyen bir kişi ayeti anlamayacak ve gökyüzünde dağ aramaya kalkışacaktır. Yine belagat ilmi sayesinde ayetlerdeki lafzi ve manevi güzellikler ortaya konur. Mesela Meryem Suresinin 4. Ayetinin meali şöyledir:

İhtiyarlıktan dolayı baş tutuşup alevlendi.” Bu ayeti kerimede ihtiyarlık saçlardaki aklık sebebiyle ateşin alevine; bu aklık yani ağarmanın başta yayılması sebebiyle de ateşin tutuşmasına benzetilmektedir.

İşte bu ve bunun gibi yüzlerce mananın, inceliklerin ve sanatların doğru anlaşılması için Belâgat ilminin öğrenilmesi gerekmektedir. Prof. Dr. Hikmet Akdemir tarafından yazılan ve Nizamiye Akademi tarafından basılan “Belâgat” kitabı yukarıda anlatmaya çalıştığım Belâgat ilmini efradını cami ve ağyarını mani bir şekilde anlatmaktadır. Kitapta, Belâgat ve Fesahat tanımlanmakta sonra Belâgat ilminin Kur’an tefsirindeki yerini anlatılmaktadır. Bu giriş bilgilerinden sonra Belagat ilmi üç bölümde inceleniyor: Meânî,Beyân ve Bedi’ ilmi. Klasik belâgat kaynaklarındaki tertip usulüne göre yazılan kitap, zengin örneklerle konuyu anlatması ile diğer belagat kitaplarından ayrılıyor. Başta İlahiyat ve Edebiyat fakülteleri öğrencileri olmak üzere her seviyedeki okuyucuya hitap eden eser akıcı bir üslupla yazılmış.

Belâgat
Nizamiye Akademi Yayınları
Prof. Dr. Hikmet Akdemir

Serdar Kocabaş - 27.07.2016

,

997

Serdar Kocabaş Hakkında

Serdar Kocabaş

kendi halinde bir halsiz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin