Ben, Öteki ve Ötesi

Ben, Öteki ve Ötesi

Ben, Öteki ve Ötesi

15.11.2016 - Uğur Cumaoğlu
Ben, Öteki ve Ötesi

Hayat ileriye doğru yaşanır; fakat geriye doğru anlaşılır.’ der Kierkegaard. Bu söz bağlamında Tarih, ‘Ben’ ve ‘Öteki’nin mücadelesine tanık olan kusursuz bir aynadır. İnsan(lık), ileriye doğru adım attıkça geriye bakmak zorundadır. Zira bu döngüde takip ettiği ayak izleri onu sadece geçmişini bilmeye değil, aynı zamanda fark etmesi istenilen ufka da çağırır. ‘Ben’ denince gösterilen referans noktası ‘Öteki’nin de varlığını veya yokluğunu anlam düzeyine çıkarır.

‘’Ben ve ‘’Öteki’’nin mücadelesi, içinde bulduğumuz asır içerisinde kendisini en katı görüntüleri ile bilhassa göstermektedir. Bu mücadele, insanın olduğu her yerde hep çatışma ve uzlaşmazlık olarak ortaya çıkmakta, ‘Ben’ ve ‘Öteki’ne ait sınırlar daha katı hale gelmektedir. Varlık ve varoluşun anlamı bu çatışma ile derinliğinden kopmakta, anlamın kendisi bile sentetik ve sert sınırlar üzerinden sığlaşmaktadır. Âlemşümul ve tüm insanlığı kucaklayan bir ‘Benlik’ten ‘Ben’e doğru savrulan insan, bu anlam kayması ve sığlaşması sebebiyle sadece çatışmayı görmektedir.

Bu noktada, kıymetli ilim ve devlet adamı İbrahim Kalın’ın ‘Ben, Öteki ve Ötesi -İslam-Batı İlişkileri Tarihine Giriş adlı eseri müstesna bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. İslâm ve Batı'nın iç içe geçmiş tarihinin ana hatlarını ele alan eser; İslam ve Batı’nın siyasî, askerî ve toplumsal ilişkilerinin yanı sıra, 'ben' tasavvuru, 'öteki' algısı, zaman ve mekân tasavvuru, sembolik dil ve imgeler üzerinden inşa edilen anlamlar dünyasına eğilmeyi amaçlıyor. Eser, İslâm ve Batı toplumlarının etkileşim içinde olan bu sürecine odaklanarak dünden bugüne ifade ettiği anlamları ortaya koymak için tarihten felsefeye, teolojiden sanata birçok alanda bu etkileşime tarihten örnekleriyle ışık tutmaya çalışıyor.

Eserde de vurgulandığı üzere ‘Her 'ben' iddiası bir 'öteki'nin varlığını kapsarken, her 'öteki' vurgusu da bir 'ben' tasavvuru inşasını zorunlu kılar. Fakat modern bölünmelerin tersine, bu ayrımı mutlaklaştırarak sonsuz ve sınırsız düşmanlar üretmek gerekmiyor. 'Öteki' üzerinden verilen hükümler, aynı zamanda 'ben' ve 'biz' ile ilgili tanımlamaların da bir aynasıdır. Bu kitap, İslâm ve Batı ilişkilerini tahlil ederken, arka planda yatan ben-öteki diyalektiğinin izdüşümlerini takip etmeyi amaçlıyor.’

Kalın, “İnsanlar -ve toplumlar- kendileri kalarak ‘Öteki’ ile sağlıklı ve yapıcı ilişkiler kurabilirler. Semerkant’tan Saraybosna’ya, Bağdat’tan İskenderiye’ye, İstanbul’dan Kurtuba’ya İslam tarihi bunun örnekleriyle dolu” diyor.

Daha önce Kalın’ın İSAM Yayınları tarafından neşredilen ‘İslam ve Batı’ adlı eserinin daha geniş ve tarihi vesikalarla daha da güçlendirilmiş hali olarak da okuyabileceğimiz bu eser, Europa’nın hikâyesi ile başlıyor. Avrupa’nın varlık sorusu, onun Hıristiyan kimliği, Batı Medeniyeti’nin kökleri meselesi ve İslam Medeniyeti ile ilk tanışmalar ‘Kelimelerin Büyüsü’ başlığı altında inceleniyor. Eser, ‘Teolojik, Siyasi ve Kültürel Meydan Okuma’ ile ilk karşılaşmalardan sonra ortaya çıkan tehdit algıları ve ikili ilişkileri mercek altın alıyor. Haçlı Seferleri ile uzun zaman süren bir savaş sürecinin ortaya çıkardığı bir imaj sorunu irdelenirken, skolâstik düşünceden sıyrılmaya çalışan ve Arapçadan Latinceye yer değiştiren ve kapanan bir devre ışık tutuluyor. Endülüs İslami tecrübesi, Avrupa ve Türkler, Reform, Rönesans, keşfedilen yeni dünyalar, Avrupa sömürgeciliğinin ortaya çıkışı, oryantalizm, ötekileşen İslam Dünyası, modern Avrupa, islamofobik ayrıntı ve çağımız ilerleyen bölümlerde ayrıntılı şekilde ele anlıyor.

Sonuç kısmında ‘Ben, Öteki ve Ötesi’ meselesi eserin temel tartışma konuları üzerinden yeniden değerlendiriliyor. Eserde ayrıca üç tarihi vesika ek olarak sunulmuş. Kitabın sonunda ise Peygamber Efendimizin doğumu olan 571 senesinden itibaren 2015 yılına kadar İslam ve Batı ilişkileri ile alakalı önemli karşılaşmalar kronolojik olarak veriliyor. Eserin kaynakça kısmı ise 442 farklı referanstan oluşuyor. Bu da eserin zenginliğini ortaya koyuyor.

İbrahim Kalın’nın diğer eserleri:

  • Akıl ve Erdem- Türkiye’nin Toplumsal Muhayyilesi (Küre Yayınları)
  • İslam ve Batı- (İSAM Yayınları)
  • Varlık ve İdrak- Molla Sadra’nın Bilgi Tasavvuru (Klasik Yayınları)
  • Enine Boyuna Türkiye ( SETA Yayınları)
  • İslamofobi- 21. YY da Çoğulculuk Sorunu- John L. Esposito ile (İnsan Yayınları)
Uğur Cumaoğlu - 15.11.2016

,

1238

Uğur Cumaoğlu Hakkında

Uğur Cumaoğlu
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin