Benleşen Sızı - Mihrimah'ın Annesi

Benleşen Sızı - Mihrimah'ın Annesi

Benleşen Sızı - Mihrimah'ın Annesi

02.05.2011 - Yakup Çak
Benleşen Sızı - Mihrimah'ın Annesi
Ateş düştüğü yeri yakar derler. Evet, ateş düştüğü yeri yakıyor. Etrafına ne kadar sıçrasa da, her zaman yangına ram olan yer, düştüğü yerdir. İnsan benliğinin dışına çıkamayan nice buhranları, herkesin seni anlıyorum demesine rağmen, anlayamaz. Acıyı, kederi, bunalımı ve kısacası hayatı herkes kendisi yaşar. Ve kendi iç âlemine yaptığı yolculukta her zaman kişi yapayalnızdır.

En büyük marifetlerden birisi de, hiçbir tepkiye aldırmadan içindeki hislerini, ortaya dökebilmektir. Hele ki bu döktüğün hislerin, senin hayatına mal olacak türdense, büyük bir cesaret ister. Kendini anlatmak isteyip de anlatamamak, herkesin bildiği halde, gerçeği kendine bile itirafta aciz kalmak, belki de bunalımların en büyüklerindendir.

Zamanın adım adım sona götürürken, tutunamadığın umutlarının elinde kaymasının sancısını hangi kelime anlatabilir ki? Ve bu gidişe dur demenin, diyememenin ve gözlerde ki o çaresiz yaşların, her şeyi anlatmasına rağmen, yinede yutkunmak zorunda kalmanın çaresizliğini hangi dil telaffuz edebilir ki?

Çaresiz bir hastalığın pençesine düşen, etrafındaki bütün sevdiklerinin gözleri önünde, ölüme doğru doludizgin yol alan bir hastanın, kendisine nasıl yaklaşılmasının istendiğini anlatan muhteşem bir eser. Bir hastanın, hayat, hastalık ve hayal ekseninde düştüğü kaygıların anlatıldığı bir yaşam öyküsü.

Bir kanser hastasının, hastalık sürecinde içinde bulunduğu haleti ruhiyeyi okuyacağınız bu eserde, böyle bir durum karşısında hayata ve sevdiklerinize hastanın gözleriyle bakacaksınız. Çaresizliğinizin onun gözündeki yerini göreceksiniz. Hayata sımsıkı sarılan ve umutlarının, hayallerinin, hayatının bir anda tersyüz olduğunu göreceksiniz. Manaların bile anlamını kaybettiğine şahitlik edeceksiniz.

“Hastanede benim hasta olmadığa, o kadar inanmışlardı ki,”siz kimi bekliyorsunuz” diye sorduklarında, “arkadaşımı” diyordum. Ben benim arkadaşımdım ve bunu seviyordum. Kesinlikle doğru söyleyemiyorsanız, tek tercihiniz yalan değildir; doğruyu ifade farkı!

Nesi var?” diye sorduklarında cevabım hazırdı ve kolaydı. O zaman ben benden başkası oluyor, ondan haber veriyordum:

Bu kitapta anlatılanlar, kanser hastalığının çaresi değildir. Fakat kanser hastası bir kişinin, hastalığıyla mücadelesidir. Kanseri yenen bir kişinin, hastalığa ilk yakalanışı, hastalığının ilerlemesi ve ilk defa yüzleşmesinin, hasta yakınlarının değil, kendisinin dilinden anlatımıdır.

Hastalığın hayatından aldığı hayallerini, ümitlerini ve vücudundan parçalarını, varlıkla yokluk arasındaki o ince çizgide anlatıyor.

Yaşayan insanlar, kansere muhataptı, ben de yaşıyordum. Kanserle birlikte yaşam devam edecekti. Nefes alıp vermek, yapılacak bir şeyler var “demekti.

Zaman, sınırlanmış, tamamlanmış ızdıraplar için ilaç ve iyi bir silgiydi. Ancak, kanser devam eden bir olguydu ve devam eden zorunlulukları vardı.

Bedenimi tedavi eden doktorum, ruhumu tedavi tedavide gayret gösteren dostlarım vardı.

Yükümü paylaşmak, bana düşen ağırlığı azaltıyor, zorluklarımı kolaylaştırıyor, zorunluluklarımı doğru şekilde yerine getirmemi sağlıyordu.

Herkes diğeri için aradığı teselliden kendisi de nasipleniyordu.

Ve bir gün ben "Eğer yaşacaklarıma insanların dayanması mümkünse, ben insanım dayanırım; eğer insanların dayanması mümkün değilse, ben insanım dayanamam” diye düşündüm. İşte bu düşünce bir ışık oldu.

Kısacası baştan sona kadar, çaresizliği en acı şekilde yaşayan birisinin etrafındaki kişilerin kendisini nasıl anlaması gerektiğini de anlatan güzel bir kitap. Hayatın gerçeklerinin insanın karşısına çıktığı anda, ona gösterebileceği tepkileri okuyabileceğiniz oldukça duygusal bir kitaptır.

Yazar, Mihrimah’ın Annesi: 1967 yılında dünyaya geldi. Çocukluğundan beri gelen anne olma arzusu, doğmadan önce çocuğuna isim koymasını beraberinde getirdi. Doğmamış kızına Mihrimah ismini verdikten sonra "Mihrimah’ın Annesi” olarak tanındı. Hayatının ikinci başlangıcı olarak kabul ettiği kanser teşhisi sonrasını Benleşen Sızı kitabında kaleme aldı.

Benleşen Sızı
Mihrimah'ın Annesi
Mihrimah Yayınları
141 sayfa
Yakup Çak - 02.05.2011

,

2886

Yakup Çak Hakkında

Yakup Çak

1971 Karaman doğumluyum, ilkokulu kendi köyümde, ortaokulu da Karaman?da okudum, Lise?yi ise Konya Meram Ticaret lisesine gittim ama bitirmek nasip olmadı. Şu anda Konya da Özel bir ambalaj tesisinde çalışıyorum. Edebiyata olan düşkünlüğüm elimden kalemi bırakmama müsaade etmedi. Ve kendi imkânlarımla Sızak adında bir roman çıkardım. Halen şiir, hikâye, deneme ve roman alanında çalışmalara devam ediyorum.

Not: Fotoğraftaki şahıs kendisi değildir.

Yorumlar
  • Hakan 2012.05.25 08:26

    harika bir kitap. okurken gözlerinin dolmasına engel olamıyor insan..

  • sema oz 2015.12.20 18:02

    Benlesen sızı kitabını internet üzerinden nasıl alabilirim

    Edit. Not: muhtelif kitap satış sitelerinden temin edebilirsiniz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin