Beyaz Yürüyüş - Faruk Uysal

Beyaz Yürüyüş - Faruk Uysal

Beyaz Yürüyüş - Faruk Uysal

15.02.2011 - Bilal Can
Beyaz Yürüyüş - Faruk Uysal
Üç bölümde 32 şiir vardır

”artık parklar bitti
o katılık haritaları kaplamak üzere
seni de bir mevsim sanırlar sonbahar
ne kendisi ne başkası olan bir mevsim”

kitabı aralarken karşımıza çıkan cümleleri ”şair ve sonbahar” şiiriyle birleştirdik. Aklımızda kalan sözleri bu şiirin satırlarında doludizgin gördük.

”insandır kendini kendi gövdesine demirleyen”

Şiirlerdeki sadelik ve akıcılık arada insanı çarpan vurucu söylemlerle birleşince şiirin dünyasında iyi bir kalemin seslerini duyduğunuz için sevinebilirsiniz. Şiirlerdeki gidişat bir nihavent makamında ”temmuzca” şiirinde durduruyor sustuklarımızı.

”iklimler” şiirinde ”herkes kendi düşünü yaşıyor” sözüyle düşümüzü bu iklimlere yoruyoruz.

”bir gazete haberini en çok
benimle paylaşıyor babam”

Faruk uysal benim için bir ”el” şairi olmuştur. Şiirlerinde geçen her el kelimesiyle yeni cümlelerin peşinden sürüklenip gitim. Karakoç’un söylediği o mükemmel cümleden sonra aklımda bir el tasviriyle ellere çakıldı gözlerim. Evet öyleydi ”ellerinden belli olur bir kadın”
Bu cümlenin benzerlerine Faruk uysal şiirlerinde rastladığımda kitabı elimden bırakmadım.

”ellerim bu kentin yapıları gibi yabancı
ellerim bu kentin çarşıları gibi kıvrak”

ellerim şiirin sözlerinde kelimeler üzerinde gezinirken gördüğüm sözleri topladım. Ellerimde kalan kelimelerle söyledim susulanları. Şiir de bazen öyleydi. İçerimizdeki kelimeleri sayfalara söylerken sustuklarımızın sayfalara yansıması…

”ellerin soyuttan bir cüz senin” kendimi okurum her cümlede bir kere daha. Ellerinden izlerim seni. Ellerin ele verir hangi çiçeği kopartıp kokladığını, hangi kavgada yaralandığını, hangi cümleyi yazdığını. Ellerinden görürüm tüm şiirleri. Ellerinle dinlerim zamanın kıvrımlarını. Tarihin geçtiğini.

”bozkırda doğması gibi günün
biliyorum bir yol bulunur ellerine”

o elden tercüme ederim tüm lügatlerini kalbimin. Ellerinle yol alır ellerine yollanırım. Söz olur işte böyle bir cümlede.

”tara saçlarını
ellerin toprak koksun
aman ay dökülüp kırılmasın
ve sakın üşümesin geceler”

Topraktık, pustan ve dumandan önce. Kendi çamurumuzla koktuk, kendi hamurumuzda kalplendik, içimize ruh konulduğunda artık tam bir insandık.

”vakte işaretler bırakıyor uçup gidiyorum
günün tortusu kalıyor ellerimde”

ellerimde bir tarihin hesabını yaparken biriktirdiğim onca şey benim birikintim oluyor. Gün ben de ellerimin arasına dolmuş bir tortudur artık.

”ellerime
en çok ellerime dönerek
hesabına çekiliyorum gecenin ve gündüzün”

Ellerimde tüm merakım ve tarihim. Ellerimden düşerken tüm sözler ben kalbimin kulvarında ellerimle sözlerimi yasladım tarihin sayfalarına.

”biri şarkılar söylese
ben gelsem ellerine
papatyalar karışmış ellerine
bütün pişmanlıklarımla”

dönüşüm yine ellerine, ellerinde yuvalanır tüm hasretim. Dönüşüm sana, düşüşüm ellerine olsun. Açtığın ellerinde bir amin gibi belirgin bir dua olup yüzünde nurlanayım. Bilal Can - 15.02.2011

,

2555

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin