Beyazperde’ den Kitap Sayfalarına

Beyazperde’ den Kitap Sayfalarına

Beyazperde’ den Kitap Sayfalarına

16.07.2020 - Necla Dursun
Beyazperde’ den Kitap Sayfalarına

Film izlerken uyguladığınız bir teknik, benimsediğiniz bir usul var mı? Peki, izlediğiniz filmlerden aklınızda kalan bir cümle veya bir replik var mı? İzleme tekniğim olmasa da aklımda kalan iki cümle var. “Biriyle birlikte yola çıktığında nereye varacağına tek başına karar veremezsin.” cümlesi birkaç gün önce izlediğim 2020 yerli yapımı, başrollerini Dilan Çiçek Deniz ve Metin Akdülger’in paylaştığı “Yarına Tek Bilet” isimli filmden. Cümlenin aklımda kamasına son izlediğim filmin son sahnesinde yer alması sebep oldu. “Yıllar, aşklar ve kadehler sana asla merhamet etmezler.” cümlesiyse uzun zaman önce izlediğim Türkçe ’ye “Ölümsüz Aşk” olarak çevrilen “The Age of Adaline” isimli 2015 tapımı başrollerini Blake Lively ve Michiel Huisman’ın paylaştığı bir Amerikan filminden. Konusuyla müsemma bir cümle olduğu için hatırlıyorum sanırım.

Film hafızamı canlı tutmak için sosyal medyada takip ettiğim hesaplar var. Örneğin; filmlerdeki yemek sahnelerine odaklanarak yorumlayanından tutun da filmlere mekân olan yerlerin günümüzdeki haliyle (güncel tanımla; before/after yani eski ve yeni durumunu) beraber yan yana görsel olarak takipçilerine sunanlara kadar. Ancak filmlerdeki cümleleri inceleyerek açıklayan bir hesap veya yazılı bir kaynak görmemiştim. Bu fikir bir kitap olarak karşıma çıktı. Kitabın yazarı Ramazan Sarısakal’ı tebrik etmek gerek “Kıntsugı” gibi teferruatlı bir kitabı oluşturduğu için. Ayrıca da; sinemasever okuyucularda (en azından kendi adıma) inanılmaz bir farkındalığa yol açtığı ve film izlemenin de şeklinin olabileceğine dikkat çektiği için.

Daha Kusurlu ve Daha Değerli

Kitabın adı “Kıntsugı”, kırılan bir nesneyi altınla yapıştırmak demekmiş ve bu bir Japon geleneğiymiş. Bu gelenekle kırılan nesne bünyesinde artık altın barındırdığından daha değerli olmaktaymış. Kırılma fiili, işe yaramazlık, yok olmak değil aksine kusurlu olsa da daha değerli şekilde var olmayı hem de “yeni” bir var oluşu anlatmaktaymış. Kitabın arka kapağında ve önsözünde değinildiği üzere: genel olarak kusursuzlaştıkça daha değerli olunacağına inanılmasının aksine yazar kıntsugı felsefesinden hareketle, film ve kitaplardan topladığı alıntılarla oluşturmuş “KIntsugı” isimli kitabını.

Eserin dayanak noktası; filmler ve filmlerdeki mesaj içerikli, derinlikli anlamlar içeren, sosyolojik ve psikolojik olarak irdelenebilecek cümleler olmuş. Günlük yaşantımız içinde aklımızın takıldığı, cevap aradığımız bazı konulara filmlerden alınmış cümle ve repliklerle yüzeyde görünenin özüne inme ve anlama çabasını içeriyor.

Açıkçası izlediğim filmlerde bir izleme stili benimsemediğim için, kitaptaki film repliklerinden alıntılanarak ele alınan, açıklanmaya çalışılan, gündelik yaşam pratiklerinin çeşitli disiplinler penceresinden yorumlanma gayreti keyifli ve meraklı bir okuma deneyimi yaşattı bana.

Anlama ve Anlatma Üzerine

Yazar kitabında kırkın üstünde filmden alıntı yapmış ve bu alıntıları kısa bölümler halinde ele almış. Anlamaya çalıştığı alıntıları, okuduğu kitaplardan ve aldığı eğitiminden edindikleriyle damıtarak anlatma gayreti içinde.

*İnsan neden bir şey beklemek istediğine inanmak ister? (1)

*İnsanlar için bir mutluluk ölçeği varsa nedir/nasıldır?(2)

*Korktuğumuz şeyler kadar onlardan korkma şeklimiz bizi ele verir mi?(3)

*Kadınlık ve kurbanlık arasında ne gibi bir ilgi vardır?(4)

*Sevmekle ve sahiplenmek arasında bir ilişki var mıdır?(5)

*Adaletin sağlanması ile sıradan insanlar arasındaki bağ nedir?(6)

*Yasak olan neden kışkırtıcıdır?(7)

*Eşyalar, binalar, araçlar yer kaplarken insana ve insani olan yer mi kalmadı şu dünyada.(8)

* Gizlenen şey neden caziptir?(9)

*Ten bir hafızaya sahip midir?(10)

gibi soruların cevaplarının bulunmaya çalışıldığı 58 adet bölüm var kitapta. Bölümlerden sonra yazarın bir dergide yayınlanmış söyleşi metniyle son bulan kitapta, üzerine kafa yormaya yönelten öyle çok cümle var ki. Okurken hem çeşitli konularda düşünerek akıl yürütüp fikir üretiyor, hem de bakış açısı kazanıyorsunuz; farkına bile varmadan.

Kitaba Ait Bir Deneyim

Kitabı bitirdikten sonra şöyle bir şey denedim. Yazarın birden fazla yerde alıntı yaptığı “Şeytanın Avukatı” isimli filmi izlemiş olmama rağmen oturup bir kez daha izledim. Aynen kitaptaki gibi; dikkatle ve filmden alıntılanmış cümlelere odaklanarak. Alıştığım izleme stilinin dışında bir teknikti bu; daima tetikte, yorumlamaya çabalayarak, cümlelere odaklanarak… Kabul etmeliyim ki oldukça zorladı beni bu izleme tarzı. Film bittiğindeyse sadece filmin son cümlesi aklımdaydı: ”Kibir kesinlikle en sevdiğim günah.” Tıpkı Ramazan Sarısakal’ın Kıntsugı’sinin son cümlesinin aklımda kalması gibi: “Herkes yaşayacağını umut ederek ölür.”

Film izleme konusunda tarzım olmasa da kitap okurken bir tarzım var. İlgimi çeken bölümlerin altını çizdiğim ve bazı sayfalarına notlar aldığım için (kitaba ait her ne kadar son cümle aklımda kalıyor olsa da) belirginleştirdiğim bu yerlerin üzerinden geçerek kitabı zihnimde tazelemek bu tarzın bir bölümünü oluşturuyor. Ancak filmde bunu yapmak için odağa aldığım cümlelerin filmin hangi dakikasında yer aldığını not almak ve o dakikayı ait sahneleri tekrar izlemek gerekiyor. Bu da hayli zaman alan bir gözden geçirme ve hafızaya nakşetme yolu.

Sonuç

Yazar kaleme aldığı Önsöz’de, kitapta yer alan filmlerin seyredilmesini önermediğine vurgu yaparken amacının bir film seyretme şeklini tarifi etmek olduğunun altını çizmektedir. Her ne kadar uyarmış olsa da kitapta adı geçen filmlerin bazılarını izlemek üzere not aldım. Çünkü izlediğimde yazarın dikkatini çeken noktaları, cümleleri, yorumlara götüren irdelemeleri yapacak mıyım merak ediyorum. Esasında bu yapacağım çözülmüş bir denklemi yeniden çözmek gibi olacak ancak yazarın kitabı yazarken amaçladığı da bu değil miydi zaten? Bu tutumum ise yazarın kitabı yazma amacına ulaştığının bir kanıtı olacak.

Keyifli okumalar ve keyifli (tarz sahibi) seyirler…

Kıntsugı

Ramazan Sarısakal

Okur Kitaplığı

182 sayfa

(1) syf:10

(2) syf:60

(3) syf:14

(4) syf:53

(5) syf:20

(6) syf:35

(7) syf:51

(8) syf:45

(9)syf:50

(10)syf:46

Necla Dursun - 16.07.2020

,

2924

Necla Dursun Hakkında

Necla Dursun

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans’ını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans tezini yazarak tamamlamıştır. İstanbul’da yaşamaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin