Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum

Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum

Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum

18.06.2019 - Mustafa Atalay
Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum

Mikrop Deyip Geçmeyelim

İnsan vücudunu anlamak hususunda ortaya atılan bütün teoriler yeni verilerin ve teknolojik gelişmelerin ışığı altında zaman zaman değişime uğramaktadır. Bu değişim süreci, insanı anlamak hususunda her yeni bir gün yeni bir farkındalık sürecini de beraberinde getiriyor.

Adına mikrobiyota dediğimiz, insanın içindeki duygusal karmaşıklıkla beraber biyolojik karmaşıklığa da vesile olduğu fark edilen gözle görünmeyen varlıklar topluluğunun, insanı tanımlamanın ve anlamanın zorluğunu biraz daha zorlaştırdığı (veya duruma göre kolaylaştırdığı) görülmektedir.

Bununla birlikte insan vücudunun, çevresindeki milyarlarca virüs ve bakteriye karşı geliştirdiği yeni korunma yöntemlerine karşılık, karşısındaki canlının da kendisini geliştirmeye devam ettiğini ve bu önlemleri aşmaya çalıştığını unutmamak gerekiyor. Ayrıca beslenme hususunda, kapalı paket gıdalar ve doğal olmayan atıştırmalıklar ile vücudunun dengesini alt üst eden insan, kendi bağışıklık sistemini de kendi eliyle şoka uğratıyor.

Doktor ve Eser

Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum adlı eser fizyolog Dr. Serkan Karaismailoğlu tarafından kaleme alınıyor. Yazarın özgeçmişini esprili bir şekilde kitabın arka kapağında bulabiliyorsunuz: “Kendisi çok küçükken eve gelen kadın komşuların annesine sorduğu ‘bugün beyin için ne yaptın?’ sorusunu tümüyle yanlış anlayıp her gün beyin ile ilgili yeni bir bilgi öğrenme çabasıyla büyümüş ama halen çocuk olan bir yetişkindir… Doktorasını Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’nda ‘beyin cinsiyeti’ üzerine yapmış olup hala aynı kurumda çalışmaya devam etmektedir.”

Yazar, beynin kıvrımlarının bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikropların oluşturduğu kimyasallar tarafından etkilenmesi, insanın aldığı kararları ve hatta karakterini oluşturabilecek bir boyuta ulaşması hususunda sizinle keyifli bir yolculuğa çıkıyor.

Eser on bir bölümden müteşekkildir. İnsanın hayat serencamını, yaşama tutunma çabasını ve besinlerle ilişkisini, hastalıkların arka planı, bağırsak yapısını detaylı bir şekilde okurlara sunuyor.

Yine bağırsağımızda yaşayan mikroorganizmaların varlığını düşündüğümüzde karşımıza nasıl bir tablonun çıkacağını oldukça zevkli bir dil ve mikrop/bakteri/virüs tasvirlerini içeren resimlerle herkese hitap ederek, mikrobiyota konusuna zihinlerimizde yer ayırmamızı sağlıyor.

Bir hikâye ile başlayan ve eser boyunca da bazı bölümlerde hikâyeyi devam ettiren yazar, bu hikâye ile ilintili olarak da aslında insanın biyolojik süreç ve aşamalar boyunca varlığa çıkmasını, varlıkta tutunmaya çalışmasını ve varlığının sonlanmasını ele alıyor.

Beyin- Bağırsak İlişkisi

Bu aşamalarda beynin ikinci bağırsak olarak arka planda kalış sürecini esprili bir şekilde karşılaştığımız günlük olaylarla ilgili verdiği örneklerle anlatan yazar, eserin okur tarafından sahiplenilmesini de sağlayacak bir dil kullanmış oluyor.

Yeme alışkanlığımızı belirleyen mikroorganizmaların, aslında bir şeyi yemek isterken bizim irademize de yön verdiğini, kısmen içgüdülerimizi kontrol ettiğini belirtiyor. Bağırsağımızdaki, sağlığımız için yararlı mikroorganizmalar arasındaki dengenin korunmasının, sağlığımızı koruyabilmemiz için elzem olduğunu ifade ediyor.

Yemeğin ağzımızdan mide ve bağırsaklara yolculuğunu “İskender” üzerinden ele ele alan yazar, besinin parçalanması, bağırsaklarımız ve mikroorganizmalar ile karşılaşması sürecini detaylı olarak anlatmaktadır.

Aslında tüm anlattıkları limbik sistem (beyin sapıyla ön beyin arasında yer alan, güdüsel davranışların organizasyonu (yeme-içme, cinsellik), korku, kızgınlık, öfke gibi heyecan yaşantıları, saldırma- kaçma veya hafıza gibi faaliyetlerle ilişkisi bulunan, birbirine bağlı yarım düzine yapıdan oluşan nöron ağlarına verilen addır) aracılığıyla mikroorganizmaların duygusal anlamda bizimle kurmuş oldukları ilişki boyutudur: “Bağırsaklarınız, dolaysıyla da burada yaşayan minik canlılar, sizinle limbik sistem aracılığıyla iletişim kurduklarından, onlara duygusal anlamda bağlısınız. Mesele bu kadar basit aslında.”

Sona Doğru Tüneli Karartmayalım

Mikrobiyota, beslenme alışkanlıkları ve hastalıklar ile ilgili bağ kurma çalışmaların yoğunlaştığı günümüzde eser bu çalışmalara mütevazı bir katkı sunuyor. Okurlarını bilinçlendirme yanında hastalıklara karşı doğal mücadele yollarının bağırsakta düğümleneceğini, sağlıklı bağırsak florası olmadan ne kadar doğal yöntem denense de sağlıklı bir vücut elde edilemeyeceğini ortaya koyuyor.

Bugün kilo problemlerinden tutun da çağın büyük hastalıklarından depresyona, otizmden tutun da kronik yorgunluğa kadar birçok hastalığın temelinde bağırsağımızdaki bu küçük canlıların oluşturduğu veya azınlıkta kaldığı kolonilerin yattığını görüyorsunuz.

Eserin sonu, başta başlayan hikâyenin devamıyla geliyor. Tünelin ucundaki karanlık adında, bir bölüm ile yazar devam edecek hikâyesini şimdilik sonlandırıyor. Hayata düşerken yaşadıklarımız, yeniden gözlerimizi açarken nerede olduğumuzu, ne yaptığımızı ve kendimizi dipsiz bir kuyuya nasıl attığımızı…

Eseri bitirince aynadaki sizin siz olup olmadığını merak edip, tekrar altını çizdiğiniz cümlelere dönebiliyorsunuz…

Unutmadan, bir de bir ay boyunca yediğiniz yemekleri ve bunları gerçekten isteyip istemediğinizi sorgularken eseri tekrar tekrar hatırlıyorsunuz…

Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum

Serkan Karaismailoğlu

Elma Yayınevi

280 Sayfa

Mustafa Atalay - 18.06.2019

,

323

Mustafa Atalay Hakkında

Mustafa Atalay

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter:@ayn_sin_kaf
Blog:http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin