Bıçağını Öpen İsmail Teslimiyeti / Yusuf'un Kuyusu

Bıçağını Öpen İsmail Teslimiyeti / Yusuf'un Kuyusu

Bıçağını Öpen İsmail Teslimiyeti / Yusuf'un Kuyusu

20.09.2013 - Mehtap Altan
Bıçağını Öpen İsmail Teslimiyeti / Yusuf'un Kuyusu

Şiir, gönlün dergâhında kelimelerin ateş ve yağmur arası iklimini sessizliğe yükleyip çığlıklar mayalamaktır! En güzel şiirler en derin susmaların ardında anavatanına kavuşur. Gurbetlik ne kadar uzun sürer şiirin yüreği o kadar ağıt yakar. Kalbi var mıdır şiirin der yüreğinin penceresi olmayanlar! Kalbi olan şiirler öpmez mi kâinatın vuslata çizilen haritasını? 

İlk şiiri 1978 yılında Mavera Dergisi'nde yayınlanan Şakir Kurtulmuş Mavera’nın kuruluş sürecinde Cahit Zarifoğlu’nun yanında bulundu. 1985’de “Ah Güzel Bir Gün” adlı ilk şiir kitabını Akabe Yayınlarından çıkardı. O dönemlerde  “Hz. Hamza” ve “Hz. Bilal-i Habeşi” adlı iki biyografi çalışmasına da imza attı. Dönemin çeşitli gazete ve dergilerinde çalışan değerli şair Şakir Kurtulmuş uzun sürecek bir sessizliğin adımını atarak küskün sanatçılar kervanına katılmış oldu. Bazen kendine, bazen gidişatın yakıcı yoğunluğuna, bazen de vefasızlığın kördüğüm eden yansımasınadır susuşlar!. Ve şair Kurtulmuş’un küskünlüğünü Bıçağını Öpen İsmail’in teslimiyetine benzetiyorum…

Şairin şiir ve edebiyata verdiği 26 yıllık uzun ara kendi deyimiyle fetret dönemi Yusuf kuyusunda mayaladığı kendine has dökülüşler ile son buluyor. Sözcükler hüznün güvertesinde vuslatını arayan sitemkâr ırmaklardır bazen. Bazı şairler gül yangınına sükûtun yağmura banmış soluğu değmeden konuşmaz; demler sessizliğini ruhunun kanayan odalarında. Doğumuna şahitlik edecek dizelere vebaldir belki de bu birikim!

İşte Şair Kurtulmuş’un konuşma vaktinin geldiğini söyleyen kuyudayız! Yusuf’u sabrın sofrasına oturtup; duanın, affedişin, tövbenin ve iffetin kucakladığı duvarlar bir şiirin adını koymuyor muydu zaten? Şiir, Yakub’un evladının kanlı gömleğini koklaya koklaya kaybettiği gözündeki nur değil miydi? Şiir, zindanların soğuk duvarlarına duanın şefkatini anlatmak değil miydi? Şiir acının ta kendisi değil miydi? Şair Kurtulmuş’un suskunluğu işte tam da burada kuyu kutsallığındaki sırra şiir sürmekle başlıyor…

Şakir Kurtulmuş’un şiir kitabı Yusufun Kuyusu (*)  dört şiirin elçiliğinde maneviyatın süt mavisi huzuru ile buluşturuyor okuyucuyu. Ben bu kitabın özetine süt mavisi huzurun kuyudan gelen kanat sesidemek istiyorum… “Konuşmak Üzre Sustum” “Yusufun Kuyusuna Razıyım” “Akdeniz’e Düşen Çocukların İlk Sözleri Gibi” ve “Saklı Gölgeler” Kitabın bütününü kanatlarına alan bu dört şiir, yaşadığımız yüzyılın kanayan yanlarını inancın işaret ettiği sığınaklara çağırıyor!..

Kitabın kapak tasarımı Mustafa Cemil Efe imzasını taşıyor. Kapak tasarımdaki koyuluk karanlığın duvağını temsil ederken, kuyu duvarlarını ören taşların gün ışığını menzil edinmesi okuyucunun dimağında kitabın içeriği adına ilk hisleri veriyor. Tasarımın kahverengiden açık sarıya giden renk kompozisyonu yaşamın arka sokakları ile ruhun vuslata göz kırpan yanının diyaloğunda buluşturuyor insanı. Kuyu duvarlarını kucaklayan her bir taşın altında, şairin şiire hasret duyduğu anlarda nabzının kervanında taşıdığı acılar yüklü ve sanki şiirin kalbi, o taşlara sürülen sessizliğin yüreğini tavaf ediyor.

Sesi hiç gitmeyen ama gerçeğin ateşini içmek zorunda kalınca bir süre yağmur demine duran bir şair Şakir Kurtulmuş. Kitabın ilk şiiri “Konuşmak Üzre Sustum” sükûtun sandığında boşluğu emziren şairin, gümbür gümbür gelecek sesinin habercisi gibiydi. “şiirin sesidir taş düşer göynüme/bir taş sesidir yeni seslere açılır” (syf:7) Bazı anlar ruhumuzu dış dünyaya kapatırken aynı anlar penceremizi sonuna kadar açmamıza vesile olur.

Âciz kaldığımız anlarda üşüyen yanlarımızı inancın hırkasını giyerek ısıtırız ki işte şiir tam da burada giydirir kendini. İnsanın çıplak olan ruhu bir teslimiyetin kokusunu giyinmeden huzur bulmaz. “ölümden sonraki sessizlikten haberler getirir/mahşerin kapısında gül dağıtır sığırcık kuşu” (syf:57) Şair Kurtulmuş, birçok dizesinde ateş ve su birlikteliğini kuşların kanatlarına yükleyip sürmüş kervanı şiir ülkesine. Sığırcıklar, güvercinler, kırlangıçlar ve serçeler taşımış sancısını gönlünün kuyusundan göğün göğsüne!

Hayat düşe kalka öğrenmenin okulu değil midir? En çok da en yaralı olduğumuz anlar da ezberlemez miyiz kendi içimizdeki yolculuğun lisanını? Kendi içine yolculuk yapamayanlarca büyümedi mi kâinatın sancısı? “hem koştum hem düştüm/döndüm de kalbimin akşamlarına düştüm” (syf:8) İşte bazı dizelerinde şair kırık bir dalın çıkardığı sesteki o gizli umudu yansıtıyor okuyucusuna. Bu çok kolay olmayan devinimin temeli, çağının sancıyan soluğuna inancın soluğu ile yoldaşlık etmekle atılıyor sanki…

neden yağmur ölüleri yıkarken/neden başucunda bekler kuşlar” (syf:63) Kuşlar şairin yaşarken susuşuna, ölürken asıl yaşama kanat çırpışına, sabrın sofrasında kalbi vurulurken gül yağmurları ile arınışına şahitlik eden yol arkadaşları olmuş!.. Heybesinde biriktirdiği her mânâyı kuşların gül kokusuna banmış kanatları ile zenginleştiriyor. Öyle ya cevabını emziren sorular değil midir şiirin membaında insanı özüne kavuşturan!? “kuşların sırtındaki yük bile/taşıyabileceğinden fazla değil” (syf:21)

gazze’de kurşunlarla savaşan bir çocuğun/gözlerinde dünyaya ait izi silmekte anne” (syf:22) Bosna, Kudüs, Gazze şairin kaleminin ucundan akan hüzünlerden birkaçı sadece. Mostar’dan geçerken kirpiklerinden dökülen evrensel acıyı yüreğinin odalarında topluyor yeniden şair; çünkü biliyor, hakikat acının olgunlaşması ile aslını bulur!

Kudüs bakışlı karıncalar duyarsız insanlığın yüreğini dua ile besledikçe şiirlere doğan kelimeler bazen Şair Kurtulmuş’un dizelerinde bazen bir başka şairin dizelerinde uyanacak! Değerli şair Şakir Kurtulmuş’un bizlere maneviyatın derinliğinde huzura meyyal anlar yaşattığı için teşekkür ediyor daha nice kitaplarını okumaya diyorum/z..

Yusufun Kuyusu
Şakir Kurtulmuş,
Yedi İklim Yayıncılık
64 sayfa

Not:  Bu yazı Temrin Dergisi'nin Eylül /Ekim 2013 tarihli 61.Sayısında yayınlanmıştır.

Mehtap Altan - 20.09.2013

,

2754

Mehtap Altan Hakkında

Mehtap Altan

1973'de Kayseri'de doğdu. Anadolu Üniversitesi AÖF Halkla İlişkiler Bölümü mezunu. Hâlen İzmir'de yaşamaktadır.

Şiir, deneme, öykü, kitap tanıtım yazıları ve edebî söyleşileri Dil ve Edebiyat, Yedi İklim, Temrin, Acemi, Dîvanyolu, Berceste, Berfin Bahar, Hayal Bilgisi, Şehir ve Kültür, Sincan İstasyonu ve Ihlamur'da yayımlandı. 2014 yılında Yağmur Dergisi Ulusal 6. Hikâye Yarışmasında "Kuyudan Kumbara" adlı öyküsü üçüncülük ödülü almıştır.

Yayımlanmış kitapları:

  • Beyaz Ağıt, şiir, 1995
  • Çivi, şiir, 2014
  • İmgenar Sokağı, öykü, 2015
Yorumlar
  • Hetem Kanber 2013.09.20 19:47

    Mehtap Hanım teşekkürler....bu güzel eserle tanıştırdığınız için...Kuyu'dan çıkma rehberi olmuş tahliliniz saraya ,Yusuf'un Kuyusu'na...

  • ADEM EFİLOĞLU 2013.09.20 21:01

    ŞİİR NEFES ALDIKÇA UĞRAĞIMIZ VE SONSUZLUĞA ÇİZDİĞİMİZ RESİM VAROLSUN ŞİİR

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin