Bilal Can Yazdı: Es-Siyâsetü’l-Medeniyye veya Mebâdi’ül-Mevcu

Bilal Can Yazdı: Es-Siyâsetü’l-Medeniyye veya Mebâdi’ül-Mevcudât

Bilal Can Yazdı: Es-Siyâsetü’l-Medeniyye veya Mebâdi’ül-Mevcudât

18.01.2018 - Bilal Can
Bilal Can Yazdı: Es-Siyâsetü’l-Medeniyye veya Mebâdi’ül-Mevcudât

Türkistan’ın Farab bölgesinde doğan Farabî’nin asıl adı Ebu Nasr Muhammet’tir. Doğum yerinden dolayı Farabî adıyla anılır. İlköğrenimini doğduğu yerde yaptı. Eğitimini ilerletmek için Bağdat’ta bir dönem kaldı. Zamanının ünlü âlimlerinden dersler aldı, eğitim alırken müslim-gayrimüslim ayrımı yapmadan hakikati aramaya adadı kendini, bazı Hristiyan filozoflarından mantık ve dilbilgisi dersleri aldı. Eski Yunan filozoflarını inceledi, en dikkatini çeken Aristoteles üzerinde yoğun biçimde çalıştı. Farabi yaşadığı zamanın üzerinde konuştuğu için kendi zamanında değeri pek bilinmeyen kişilerdendir. Çok zaman sonra, ölümünden sonra batıda Ortaçağ Hristiyan filozoflarının ilgisini çekti. Haklı ününe o zaman kavuşmuştur.

Farabi’nin en önemli eserleri:

  • Risale fi’l Akl
  • İhsanu’l- ulûm
  • Uyunu’l Mesâil
  • Et-Tenbih ‘alâ Sebili’s-Sa’âde
  • Tahsilu’s-Sa’âde
  • Fusülu’o-Medeni
  • El-Cem’beyne Re’yeyil-Hakimeyn Eflatun ve Aristotalis
  • El-Mendetü’l Fâdıla
  • Es-Siyasetü’l-Medeniyye

“Eflatun ve Aristo’nun görüşleri ile Farabî’nin görüşleri arasındaki önemli farklar-ki, bunlar, İslam Felsefesinin kendine özgü özelliklerini oluşturmaktadır- din ve felsefe ilişkisinin Yunan ve İslam toplumlarındaki başkalığından ileri gelmektedir.(s.11)” Farabî daha çok metafizik alanında çalışan bilginlerdendir. Felsefeyle İslâm dini arasındaki ayrılıkları, uyuşmazlıkları, çelişmeleri mantık ilkelerine dayanarak gidermek amacıyla çalışmalarını yürüttü. Dini değişmez bir öz olarak aldı, çünkü şeriatın ilkeleri kesindir ve Aristoteles mantığının verilerini göz önünde tutarak, İslâm dinine felsefî bir nitelik kazandırmaya çalışmıştır. Bu yüzden İslâm felsefesinin kurucusu sayılır. Ona göre, dinle felsefe birbirinden ayrılamaz bir bütünlük arz eder, felsefe dinin yardımcısıdır; din konuları dışında ve dine karşı bir felsefe olamaz. Bunu yaparken temel çıkış noktası “hikmet” idi. Bu yitiğin elde edilmesi için eserlerini ortaya koymuştur. “Farabi’nin psikolojik tahliller sonucu insan nefsi hakkında vardığı sonuçlar, ahlaki ve fikri faziletlere temel olmakta, faziletlerin tespit ve tasnifi ise siyasetin özünü oluşturmaktadır. Bu yüzden Aristo, siyaseti inceleme konusu olarak seçen kişiye psikoloji çalışmasını tavsiye eder.(s.13)” Ahlaklı siyasetin özünün psikolojik temellerde aranması gerektiği noktasına vurgu yapan Farabi, Makyevelci bir siyaset anlayışı gibi “ zafere giden her yol mubahtır” ifadesi yerine “erdemli siyasetten” bahseder. Bu da onun siyaset felsefesinin temelini oluşturmaktadır.

80 yaşında vefat etmiştir. Yüzden fazla eser yazan bilgin, kendinden sonra gelen İbn-i Sina ve İbn-i Rüşd gibi ünlü bilginleri büyük ölçüde etkilemiştir. Farabi’nin Aristotelesçi Ortaçağ filozofları üzerindeki etkisi, İbn-i Rüşd’e duyulan ilgiden ileri gelmiştir. Batı kaynaklarında Alp-harabius ismiyle anılan Farabî, kendinden önce ve sonra gelen İslâm filozofları arasında batının en çok başvurduğu kaynak isimlerinden biridir.

Son zamanlarda, hemen hemen bütün batı dillerinde, büyük Türk-İslâm filozofu üstüne araştırmalar, incelemeler yayımlandı. Hakkında yapılan çalışmaların her biri Farabi’nin tekrardan değerlendirilmesi için onun ortaya koyduğu ve ahlaki ve fikri faziletlerin temeliolarak atfettiği siyaseti anlama açısından önem teşkil etmektedir.

Farabi El Medinet-ül Fadıla’da faziletli şehrin yapısını, durumunu, nasıl olması gerektiğini ortaya koyarken Es-Siyasetü’l-Medeniyye’de de bu şehirlerin siyasetle nasıl yönetilmeleri konusunda sağlam dayanak noktaları ortaya koymaktadır. Farabi siyasetin ilkelerini ortaya koyarken cisimler ve arazlar dünyasından başlayarak felsefesinin odak noktasına bunları koyar.”Cisimlerle arazların varlığını oluşturan ilkeler altı sınıf olup bunların da belli başlı altı mertebesi vardır. Bu mertebelerden her biri o sınıflardan birini içine alır: Birinci mertebede İlk Sebep, ikinci mertebede ikinci derecede sebepler, üçüncü mertebede Madde bulunmaktadır. Birinci mertebede bulunan ilk Sebep’in birden fazla olması mümkün olmayıp O yalnızca birdir, tekdir; fakat diğer mertebelerin herbirinde varolanlar çoktur. Bunların üçü, cisim olmadıkları gibi, cisimde de bulunmazlar.(s.35)”

Medeni Topluluklar

Farabi, siyaset felsefesini sunarken ayrıca topluluklar üzerinden bunun kullanım durumlarını da ortaya koymuştur. Toplumları farklı kategorilere bölen Farabi ilk ayrımı büyük, orta ve küçük toplumlar olarak yapar ve bunlara “yetkin topluluklar” adını verir.

Büyük topluluklar birbirleriyle ilişkilerde bulunan ve birbirlerine yardım eden birçok uluslardan oluşur. Orta büyüklükte olanlar, bir tek ulustan meydana gelir. Küçükleri ise, bir şehirde bulunanlardır. Bu üçü yetkin topluluklardır. Dolayısıyla, şehir, yetkinlik mertebelerinden ilkini temsil eder.(s.75)” Daha sonra şehir dışı ya da küçük yerleşim yerleri olarak tabir edilen yerler konusunda bir ayrıma gider.

“Öte yandan, köylerde, mahallelerde, sokaklarda ve evlerdeki topluluklar eksik topluluklardır. Bunlardan en az yetkin olanı ev topluluğudur ki, o, bir sokakta oturanların bir parçasıdır. Sokak topluluğu da mahalle topluluğunun bir parçasıdır. O da şehir topluluğunun bir parçasıdır. Köylerdeki ve mahallelerdeki toplulukların her ikisi de şehrin varolması içindir. Şu farkla ki, mahalleler şehrin parçaları oldukları halde, köyler yalnızca şehre hizmet ederler. (s.75)” Tüm bu ayrımlar toplum yapısını ayrıntılı olarak ortaya koyarken bunların yönetiminin nasıl olduğunu ve bu birimlerin hepsinin yönetimlerinin ayrı ayrı usul ve kaidelerle gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır.

Hayal Edilmiş Topluluk veya Modern Bir Kurum Olarak Ulus

Bu gün içinde yaşadığımız dünya bir uluslar sistemidir. Son iki yüzyıl içinde milyonlarca insan kendi ulusal devletlerini kurmak için ayaklanmış ve bu tarihte büyük bir hareketin gerçekleşmesine sebep olmuştur. Çok uluslu imparatorluklar bu hareket sebebiyle parçalanmış, her ulus kendi devletini kurmak için kendi özel sınırlarını çizmeye başlamıştır. Uğruna canlarından geçen ve büyük fedakârlıklarla kurulan bu ulus devleri nasıl anlamalıyız sorusuna verilecek cevaplar çok olsa da ulus devlet bir “hayal edilmiş” devlettir. Benedict Anderson’un milliyetçi ve siyasal hareketler üzerine yapılmış çalışmalarının tümünü kapsayan bu “ulus devlet hayali” Farabi’nin de gündeminde olmuş ve ulusu bir tam bütün olarak medeni toplulukların bir parçası olduğunu ifade etmiştir. (s.75) Ayrıca ulusları anlamak için onları şehirlere bölmüş, bu şekilde ulusların daha ayrıntılı bir biçimde incelenebileceğini ortaya koymuştur. (s.75) Şehirleri ulusun bir parçası olarak kabul eden Farabi şehirleri de belirli kategorilere ayırmıştır: “Bir şehir diğer bir şehirden iki tabii özellikle ayrılır; tabiat yapısı ve tabii karakteri. Üçüncü olarak da, tabii şeylerde temeli bulunmakla birlikte, insanlarca oluşturulan dil ile yani, insanların kendi kendilerini ifade ettikleri araçla da ayrılırlar.(s.76)” Şehirleri tabiat ve yapı bakımından ayrıma tutmakla kalmamış ayrıca Cahil, Fasık ve Sapık şehirler olarak da tekrardan bir ayrıma tabi tutmuştur. Bu ayrım “Erdemli Şehir” yapısını ortaya koymak ve “her şey zıddı ile bilinebilir” deyişine bir açıklama olarak gözükür. Ona göre;

  • Cahil şehir: Bilgisiz şehir halkı siyasi bir topluluktur. Zorunlu ihtiyaçların karşılanması bir araya gelmişlerdir. Servet ve zenginliği, zorunlu şeyleri veya onların yerine geçen şeyleri elde etmeye çalışırlar.
  • Fasık şehir: onların halkı varlıkların ilkelerine inanır ve onları tasavvur eder. Mutluluğun ne olduğunu hayal eder ve ona inanırlar. Bu şehirde yaşayanlar düşünce ve görüşleriyle bilgisiz şehirlerden ayrılırlar.
  • Sapık şehir: Bu şehirde halka sunulan mutluluk gerçek mutluluğun bir taklididir.

Tüm bunlar ele alındığında görülecektir ki Farabi “siyaset felsefesini” ortaya koyarken Aristo felsefesini İslam esaslarına göre tekrardan ele alarak İslam felsefesine dair katkılarda bulunmuştur. Sonuç olarak denilebilir ki; Farabi’nin siyaset felsefesi, devletlerin halkları için iyi ve gerekli olan işlerin onlara kazandırılması, korunması ve bilinebilmesi içindir. Ona göre erdemli şehir amaç edinilen bir şehir yapısıdır. Erdemli şehrin bir ilk başkanı vardır, ilk başkan toplumun yönetimiyle birlikte eğitiminden de sorumlu kişidir. En iyi toplum ona göre erdemli toplumdur ve erdemli toplum Cahil, Fasık, ve sapık toplumların karşıtıdır.

Es-Siyâsetü’l-Medeniyye veya Mebâdi’ül-Mevcudât

Ebû Nasr El-Farabî

Büyüyen Ay Yayınları

128 Sayfa

Bilal Can - 18.01.2018

,

1230

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin