Bilal Can Yazdı: İslam ve Modernizm

Bilal Can Yazdı: İslam ve Modernizm

Bilal Can Yazdı: İslam ve Modernizm

10.01.2017 - Bilal Can
Bilal Can Yazdı: İslam ve Modernizm

İslam ve Modernizm

Modernlik, ülkemizde yoğun tartışmaların toplandığı bir konu olarak, üzerinde birçok kıyaslamaların yapıldığı, çıkarımlarda bulunulduğu bir tür gelişme alanı olarak sürekli aydınlık olana, geçmiş olanın gelecek için kırdırılması anlamına götüren düşünce biçimi olarak okunmaktadır. Değişim ile birlikte okunan modernlik, değişimin koşulsuz şartsız bir tür köksüzleşmeye götürdüğü, ortaya çıkan yeni durumun eskiden farklı bir hale evrildiği olarak anlaşılmasına da neden olmuştur. Bir tür çarpışma anına tekabül eden modernlik, tarihsel süreç olarak farklı aşamalardan geçerek kendini var etmiştir. Endüstri Devriminden sonra ortaya çıkan kent yapılarındaki toplulukların kendi hapishanelerini süslemek, hapishanelerinde rahatlamak, yalnızlıklarında boğulmamak için modernliği bir araç olarak kullanması modernliği çok tanımlı bir hale bürümüştür. Sosyal bilimcilerin bile üzerinde uzlaşamadığı bir tanımı olan modernliğin, tanımdan ziyade getirdiği olay ve olgularla değerlendirilmeye tabii tutulması onu hem daha kolay anlaşılır kılacak hem de tarihsel bir zeminde daha iyi irdelenmesini sağlayacaktır.

Çağdaşlaşma, aydınlanma gibi farklı kavramlarla kendine bir çerçeve çizen modernlik Alain Touraine’nin ifadesiyle “akılcı, bilimsel, teknolojik ve idarî etkinliğin ürünlerinin yaygınlaştırılması” olarak okunmaktadır. İnformal olandan ziyade formel bilgilerin, zihnin gelişimi ile birlikte değerlendirilmesi pozitivist aklın zirvesini yaşatmıştır. Yeniliği bir tür hastalık olarak gösteren modernlik, çarpışmalar alanında eskiyi tasfiye yeniyi koşulsuz şartsız benimseme olarak kendini şekillendirmiştir.

Tarihsel süreç içerisinde Osmanlı’dan günümüze Türkiye’nin geçirmiş olduğu modernleşme evreleri Batı etkisiyle Tanzimat Dönemiyle tam olarak başlamıştır. Batı’nın sadece bilimini, fennini alalım diyenlerle birlikte Batı’nın hem bilimini, hem kültürünü, hem de ahlaksal özelliklerini alalım diyen düşüncelerle başlayan serüven bu gün artık çok daha makro bir tartışma zeminine yayılmıştır. Değişim ve dönüşümün zamanla daha da farklı ve daha geniş bir alana yayılması sosyolojik olarak modernlik sürecinin de değerlendirilmesini kendisiyle beraber getirmiş, Türkiye’nin sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik gibi alanlarında yeni bir okuması yapılmıştır.

Modernleşme serüveninde toplumlar birçok farklı unsuru içerisine alarak kendine de yeni alanlar açarak yol almaktadır. Bunu bir şekilde tamamıyla sadece “ilerleme serüveni” olarak okumak eksik ve yanlış bir bakış açısıdır. Modernleşme süreci her toplumda farklı biçimlerde işlediği için bu süreç kimi toplumlarda sıkıntısız – özellikle Batı süreci için denilebilir- kimi toplumlarda ise sıkıntılı bir süreçten sonra kendini konuşabilir hala getirmiştir.

2000’den 80’lere Bakış

Günümüzü anlamlandırmak için geçmişin tarihsel içerisinde kesitlere ayrılarak incelenmesi gerekmektedir. Sosyolojik olarak elzem olan yöntem budur. Göle’nin farklı zamanlarda farklı özellikteki -fakat aynı notadan seslendiği- yazılarının bir bütünsellik içerisinde sunduğu Melez Desenler adlı çalışması İslam ve Modernliğin etkileşimi üzerinden bir toplum örneği sunmaya çalışır. Kısmî bir yaklaşımla Türkiye fotoğraflarının belirli parçaların incelenmesinden oluşan eser Türkiye’nin özellikle 90’lı yıllarındaki renkliliği ve kabuğunu çatlatan hareketliliğini gözler önüne sermeye çalışırken 90’ları ortaya çıkartan 80’li yılları ve 80’li yılların oluşmasına sağlayan 70’li yılların da kısa bir değerlendirmesini sunmaktadır. Kültürel unsurların toplumsal bir argüman olarak kitlelerin topluca eğildiği unsurun başında geldiğini bilmemiz gerekir. Göle de Türkiye’nin modernleşme serüveninde kültürel kodlarını çözümlemeye çalışarak buna katkı sunmaktadır. Özellikle müzik dünyasındaki ilerleme ve aydın-müslüman karşılaştırması, kamusal İslam ile Cumhuriyet muhafazakârlığı gibi kavram grupları Türkiye’nin sosyal, siyasal ve sosyolojik zeminini açıklamak için öne sürdüğü kavramlardandır. Arabesk Kültürü hakkındaki “Türkiye’ye yerli coğrafyasını hatırlatmıştır. 1990’ların pop müziği nitekim bu yerlileşmenin özgürleştirici etkisi altında kendine yeni ifadeler bulmaktadır… Türkiye’nin sivilleşmesi, hatta kültürel anlamda özgürleşmesi, varoşlardan başlamış, arabesk buna ilk modern dili kazandırmış ve arkasından yerlilik daha bir kentlileşmiş, incelmiş ve müzik daha seçkin zevklere doğru yeni bir evrim çizgisi yakalamaktadır” ifadesi yerinde bir tespit olmuştur. Aydın ve seçkinler sınıfınca dışlanmış, dili aşağılanmış, kültürü dalga unsuru olmuş varoş kesimlerin ortaya koyduğu unsurlar onların sosyal dünyaya adaptasyonu süreciyle birlikte okunmalıdır. Tıpkı kırdan kente göç eden kesimlerin gecekondular kurarak bunu kentin adaptasyon süreci/geçiş süreci olarak değerlendirilmesi gerektiği gibi Arabesk Kültürü de kırdan kente göç etmiş insanların modernleşme/kentlileşme sürecinin bir yansıması olarak okunabilmektedir.

Melez Desenler ve Bütünleştirici Öğeler

Modernizm bütünleştirmekten ziyade ayrıştırmaktan, toplumsallaştırmadan ziyade bireyselleştirmeden yana bir tavır sergilemektedir. Bu tavrı nedeniyle insanların her biri ayrı dünyaların vatandaşları olarak günümüz toplumunu şekillendirmektedir.

Apartman katlarında yalnızlığına çare arayan – belki de bu yalnızlığın farkında değildir- modern insanın serüveni dahil olduğu grup, oluşum, din ve halka öğretileri bağlamında değişmeye, görüş farklılıklarının oluşmasına neden olmuştur. Göle’nin Melez Desenler’deki amacını “saflık arayışları ve karmalaşma arasındaki gelgitler üzerine bir eskiz” ifadesiyle açıklamaktadır. Yazıların bir kısmı deneme niteliğinde bazıları ise akademik biçimde okuyucuların ilgisine sunulmuştur.

Melez Desenler, coğrafyamız üzerindeki farklılıklara bir nevi vurgu yapmaktadır. Özellikle İslam ve modernlik konularını kendine çıkış noktası olarak belirleyen eser bu iki eser üzerinden toplumun değişim ve dönüşümünü sorgulayarak çıkarımlarda bulunmaktadır.

Bilal Can - 10.01.2017

,

1284

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2012 yılından beri Kitaphaber.com.tr nin editörlüğünü, 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin