Bilal Can yazdı: Karakoç’un Siyaset ve Aydın Bakışı

Bilal Can yazdı: Karakoç’un Siyaset ve Aydın Bakışı

Bilal Can yazdı: Karakoç’un Siyaset ve Aydın Bakışı

06.11.2020 - Bilal Can
Bilal Can yazdı: Karakoç’un Siyaset ve Aydın Bakışı

Sezai Karakoç Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı I ve II. Kitaplarında gündelik siyaset, siyaset felsefesi, siyaset sosyolojisi ve Türk Siyasi Tarihini masaya yatırarak ele almaktadır.

Sezai Karakoç Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı II ‘de gündelik siyaset, ekonomi, tarih ve aydın sorunu üzerine çıkarımlarda bulunur. Kuruluş seslerini duyurduğu Yüce Diriliş Partisi’nin bir nevi manifestosu olan Parti ve Biz I-II-III-IV yazıları ile partinin kuruluş ve düşünce yapısını ortaya koymaktadır.

Kuracağı parti için “Çağrı” yazısında insanlara, “kendi partisini, kendi hakiki partisini” kurmaya davet eder. Bu partiyle “gerçek anlamda varolacağını, gerçek kimliğini yeniden bulacağını” ifade eder. Bu partinin salt gündelik siyaseti değil, geçmiş ve gelecek, var olma ve yok olma ayrımıyla ortaya koyar. Bu da kuracağı partinin misyon ve vizyonun çok geniş bir biçimde olduğunun göstergesidir.

“Yönetim ve Düzen” başlıklı yazısında Türk Siyasi Tarihine eleştirel bir yaklaşım sergileyen Karakoç, bu eleştirisini II. Abdülhamid Dönemine kadar götürür. Bu dönemde İttihat ve Terakki’nin II. Abdülhamid’i devirip liyakatsiz ve bilgisiz kişilerin başa geçtiğini belirtir. Bu aslında Türk Siyaset tarihinde bir dönem noktası olarak kabul edilir. Bilgisiz ve liyakatsiz kişilerin başa geçmesi, yönetimi ele geçirmesi, bu ülkeyi bir gayya kuyusuna düşürmüş, kör dövüşlerle ilerlemeler engellenmiş, toplumsal olarak büyük yıkımlara uğranılmıştır.

Türk Siyasi Tarihi belirli aralıklarla kendini başa saran bir yapıda gibidir. İttihat ve Terakki’nin benzer durumu İsmet İnönü ve Celal Bayar ve arkadaşlarının yönetimi ele geçirmesiyle olmuştur.(s.67) Bu dönemde Türk Siyaset tarihi ve ülke yönetimi Karakoç’a göre “ihtiyarların kör dövüşüne” maruz kalmıştır. Bu kör dövüşten de zararı en çok millet görmüş, ilerlemeler durmuş, ekonomi gittikçe geriye doğru gitmiş, kültür ve düşün alanında büyük oranda durağanlıklar yaşanmıştır. Keza 27 Mayıs ihtilali yine bir tür duraklama dönemidir. Bu dönem için Karakoç’un yaklaşımı; devletin, ülke yönetiminin adeta çoluk çocuğun eline geçtiği yönünde olmuştur. Yine bilgisiz ve liyakatsiz kişilerin bu ülkeyi, yönetimi felakete sürüklediklerini ifade etmektedir.

Türkiye’de siyaset uzun yıllar boyunca bir çekişme, bir gerginlik içerisinde devam etmiştir. Bu gerginlik “ihtiyar politikacılar ile acemi politikacılar arasındaki çekişme”den kaynaklanığını ve bu durumun yaklaşık olarak son iki yüzyıldır devam ettiğini belirtir Karakoç. Liyakatsizliğin ve bilgisizliğin cezasını çeken millet için bu durum bir tür felaketler yumağıdır. Bunu aşmanın yolu, tarihine medeniyetine, unutturulan yakın geçmişinin ayrıntılarına vâkıf olup bu durumları irdeleyecek bireylerin yetiştirilmesi ve yönetime geçmesi ile mümkün olacaktır. Karakoç’un siyaset ve yönetim ile ilgili düşünceleri salt eleştiri içermez. Çeşitli öneriler de getirir. Bu önerilerden biri: “Toplum, yaşamak istiyorsa, öne sürülen yeteneksiz, kaygısız, idealsiz, çıkarcı, gösterişçi kişileri değil, köşe bucakta da kalmış olsalar, sorumluluk duygusu içinde olabilecek gerçek atılımcıları bulup ortaya çıkarmak zorundadır” (s.76) şeklinde olup, bu öneriyi gerçekleştirme görevini de topluma yükler.

Birlik Şuuru ve Aydın Sorunu

Sezai Karakoç, eserlerindeki tüm anlatıların amacının “birlik şuuru”nu uyandırıp bu birlikteliği gerçekleştirmek üzerine olduğunu bildirir (s.92) Bu birleşme sayesinde ancak ve ancak bir güç oluşturacağını ve dünyada söz sahibi olunacağını aktarır. Doğu, Karakoç’a göre İslam’dır ve Batı Hıristiyan Birliğidir. Doğu ilerlerken Batı’nın geriye gittiğini, Batı’nın ilerlerken Doğu’nun (Müslümanların) gerilediğini aktarır. Bunu aşmanın yolunun milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, tarihi ayrıntılı bir şekilde inceleyip irdeleyen Aydın kesimine bağlar ve Aydınların da yaşadığı topluma karşı sorumluluk duygusu ile hareket etmesine bağlar.

Ülkemizde tepeden bakan bir “Aydın” sorunun olduğunu belirtir Karakoç. Aydınlarımızın halkı anlamaya çalışması bilgi ve tecrübe paylaşımının eksikliğine, bu da geri kalmaya sürüklemektedir. Aydınlarımız halkı anlamaya çalışmadan sürekli olarak suçlayıcı bir bakış açısıyla baktıklarını aktarır. Bu durum da tepeden bakan aydınların halktan kopukluğuna işaret etmektedir.

Aydın sorunu, toplumun sahip olduğu medeniyetine, geçmişine olan hınç ile kendini göstermektedir. Aydınlarımızın orjini sürekli olarak Batı olduğu için, halkın bağlı oldukları milli ve manevi değerler geri kalmanın sebebi olarak kabul edilmiştir. Aydınlarımız için iyi ve güzelin ölçütü Batı’dır. Doğu’nun yönelimleri ve sahip olduğu miras eski ve köhnemiş gibi bir algı söz konusudur. Aydınlarımızın sahip olduğu bakış açısından vazgeçerek içerisinde yetiştikleri kültür ve medeniyet havzasına sahip çıkmaları, bunun üzerinden hareketle işler yapılması toplumla olan kopukluklarının önüne geçecektir.

Karakoç, aydın sorununa öneri ve eleştiriler getirerek toplumsal ilerleme ve yönetimde bir istikrar sağlanmasını için aydınlarımıza içerisinde yetiştiğimiz havzanın değerlerine sahip çıkarak, içinde yaşadıkları bu topluma fildişi kuleden değil, içlerine karışarak, bir bütünlük oluşturmalarını önermektedir.

Sezai Karakoç (2011), Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı II, Diriliş Yayınları, 3. Baskı, İstanbul

Bilal Can - 06.11.2020

,

2429

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.  Yayınlanmış 2 kitabı vardır. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin