F. Burcu Demiröz Yazdı: Bir Ağıdı Olanların Hikâyesi: Toprak An

F. Burcu Demiröz Yazdı: Bir Ağıdı Olanların Hikâyesi: Toprak Ana Kitabının Değerlendirmesi

F. Burcu Demiröz Yazdı: Bir Ağıdı Olanların Hikâyesi: Toprak Ana Kitabının Değerlendirmesi

18.01.2018 - Misafir Köşesi
F. Burcu Demiröz Yazdı: Bir Ağıdı Olanların Hikâyesi: Toprak Ana Kitabının Değerlendirmesi

Fitnat Burcu Demiröz yazdı...

20.yüzyılın önemli yazarlarından birisi olan Cengiz Aytmatov, 12 Aralık 1928’de Talas Vadisi’ndeki Şeker köyünde dünyaya gelmiş. Babası Sovyet Kırgızistan’ında yetişen ünlü devlet adamı Törekul Aytmatov, annesi ise Tatar asıllı Nahima Aytmatova’dır. Babası Törekul Aytmatov, 1937'de Sovyetler Birliği tarafından gerekçe gösterilmeksizin tutuklanmış ve 1938'de kurşuna dizilmiş. Babası öldürülünce, annesi çalışmak zorunda kalmış ve Aytmatov’u babaannesi büyütmüş.

İkinci Dünya Savaşı'nın SSCB üzerindeki yıkıcı etkileri gençleri de kuşatmıştır. Dolayısıyla Aytmatov’un gençlik yılları bir hayli sıkıntılı bir döneme denk gelmiş. O dönemde yeni yeni yerleşmeye başlayan siyasî sistemle ve savaşla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Yetişkinler savaşta olduklarından, gençlere büyük iş düşmüş ve bu yüzden Aytmatov çok genç yaşta çalışmaya başlamak zorunda kalmış. On dört yaşında köyündeki sekreterliğe girmiş, burada tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalışmış. İlköğrenimini köy okulunda tamamladıktan sonra Kazakistan'a giderek 1946 yılında Cambul Veterinerlik Teknik Okulu'na kaydolmuş ve bu okuldan mezun olmuştur. Daha sonra şimdiki Kırgızistan'ın başkenti olan Bişkek'e giderek burada Frunze Tarım Enstitüsü'nde öğrenimine devam etmiş ve ardından da Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'nde staj görmüştür. Bu yıllarda Pravda gazetesinde yazmaya başlayan Aytmatov, yazdığı eserleriyle, katlanarak büyüyen bir üne kavuşmuş.

Onun eserlerindeki ilham kaynakları Kırgız destanları, özellikle Manas Destanı'dır. Cengiz Aytmatov, Sovyetler Dönemi’nde yaşamış bir yazardır. Eserlerinin öznesini Kırgız Türk kültürü ve karakterleri temsil etse de içinde yaşadığı Sovyet toplumunun serüvenini de kaleme almıştır. Onun “Cemile”sine bütün erkekler âşık olmuş, “Toprak Ana”sıyla herkes dost olmuş, “Beyaz Gemi” siyle bütün çocuklar yolculuk yapmıştır. Yazar eserlerinde milletinin ürünü olan masalları, efsaneleri, mitleri, destanları kısacası halk kültürünü güzel bir şekilde eserlerine yansıtmıştır.

Toprak Ana Kitabına Genel Bir Bakış:

Toprak Ana, Aytmatov'un yazdığı ilk romanıdır. Nice mutluluklar, hüzünler, savaşlar, umutlar, aşklar, ihanetler gören Toprak Ana ve elbette savaş... Sonunda barışı getireceğini vadeden ancak bireylerden, ailelerden, toplumlardan nice canlar götüren savaşlar... Gülümsemeleri solduran, umutları yok eden, tüm acımasızlığını insan kalbinin en derinlerinde hissettiren savaş...

Babasını 1937 yılında kaybetmiş, İkinci Dünya Savaşı yıllarını babasız geçirmiş ve çocukluğundan itibaren çalışmak zorunda kalmış Cengiz Aytmatov, Toprak Ana kitabında İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçen hüzün dolu bir hikâyeyi işlemiştir.

Toprak Ana, patlak veren İkinci Dünya Savaşı sırasında bir Kırgız köyünde, köyün erkeklerinin birer birer cepheye çağrılmasının ardından geride kalan kadınların hayatta kalma mücadelesini anlatmıştır. Köyde savaş yıllarında yaşanan zorlukları, savaş nedeniyle ocağına ateş düşen kadınlardan sadece biri olan Tolgonay Ana'nın ağzından öğreniyoruz her şeyi. Tolgonay Ana tüm hüznünü Toprak Ana'ya aktarırken, duygu dolu anılara şahit olunuyor kitabı okurken. Toprak Ana'da açlığın, sefaletin, bekleyişlerin, sona kalan umut kırıntılarının hüznü bizi dört bir yandan kuşatıyor.

Okumuş olduğum bu 135 sayfalık ince kitapta savaşın insanlardan götürdüklerini ancak bu kadar duru ve bu kadar etkileyici şekilde anlatılabilirdi diye düşünüyorum. Cengiz Aytmatov en acı verici, en sarsıcı gerçekleri bile o kadar yalın bir şekilde anlatıyor ki bir taraftan kendinizi yaşananlara üzülmekten alamazken bir taraftan da akıp giden sayfalar arasında yolumuzu kaybedebiliyoruz. İkinci Dünya Savaşı yıllarının sefaletini yaşamış biri olan yazarın Toprak Ana kitabında bu konuya yer vermesi, yaşanmışlıklar açısından okuru daha fazla etkilemiş ve kitaba daha fazla yoğunlaşmasını sağlamış olabilir. Az sayfayla çok şey nasıl anlatılır, bir cümle bile insanı ne denli derinden sarsabilir, kitapta yazarın karakterleri aracılığıyla söylediği şeyler nasıl bu kadar doğru olabilir? Cengiz Aytmatov bunların hepsine Toprak Ana ile cevap vermiş.

Kitabı önemli kılan şey ise aslında savaş acılarının çarpıcı şekilde okuyucuya ulaştırılması olabilir. Bana göre kitaptaki diğer önemli nokta da güçlü kadın modeli ve kadına yüklenen toplumsal rol. Kadınların kendilerini sakınmadan ağır işlere girişmesi ve karınlarını doyurmak için çektiği birçok zorluğun altından kalkabilmeleridir. Bu bakımdan kadınların da toplum içinde ne kadar önemli, değerli ve fedakar olduklarının bir göstergesi olmuştur Toprak Ana.

İnsanın gücünü fark etmesini sağlamıştır. Hayata bakış açısıyla mutlu olmayı bilen insan, iradesiyle savaşları da engelleyebileceğini anlatmıştır. Dünyadaki savaşların son bulması insanın istemesine bağlıdır. Aytmatov da toprağı konuşturarak insanın tüm bencilliğine rağmen toprağın da söz sahibi olduğunu vurgulamıştır.

Kitabın Bakış Açısı Ve Hitabetinin Değerlendirilmesi

Toprak Ana kitabına baktığımızda yazarın: "Babam Törekul Aytmatov, bilmiyorum mezarın nerededir, bunu sana sunuyorum. Anam Nahima Aytmatova, biz dört kardeşi sen yetiştirdin, bunu sana sunuyorum." sözleriyle başlamaktadır.

“Toprak sevdiklerimizi aldığı için mi böyle güzel kokar.” Roman, tarlasını bir dostu gibi bilen Tolgonay'ın tarlasıyla dertleşmesidir. Romanının girişinde Tolgonay’ın tarlaya gidişi gözlemci bakış açısıyla anlatılmıştır: “Üzerinde yeni yıkanmış beyaz entarisi ve koyu renkli beşmenti, başında beyaz yazmasıyla, bir ana, biçilmiş tarlaların arasından geçen yolda ağır ağır ilerliyor.” Daha sonra Tolgonay, yaşadıklarını anlatan kahraman anlatıcı konumuna geçmiş ve romanın bundan sonraki bölümüne kahraman anlatıcı hâkim olmuştur: “Evet, ilk gelişimi hayal meyal hatırlıyorum. Küçücük bir çocukken hasat zamanı beni buraya getirirler, biçilmiş buğday saplarından oluşan bir yığının gölgesine oturturlardı.”

Mekânsal Açıdan Bakış

Toprak Ana romanında mekân unsuru önemli bir yere sahiptir. Kahramanların karakterlerini, yaşam şekillerini, ruh hâllerini belirleyen temel unsurdur. Tolgonay’ın tarlası, Sarı Vadi, Yukarı Talas, ev, evin avlusu, askerlik şubesinin avlusu, tren istasyonu, ambar, bozkır romanda geçen ana mekânlardır. Özellikle Sarı Vadi’de uzanan uçsuz bucaksız “bozkır”, kahramanların hayatını şekillendirmiştir. Romanın adının Toprak Ana olarak seçilmesi de, bozkırın, tarlanın, ekin ve buğdayın, açlığın, varlığın kaynağı ve odağı olan açık ve geniş mekân algısının toprakla kurduğu ilişkiye dayanmıştır.

Misafir Köşesi - 18.01.2018

,

1050

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin