Bir Filozofun Romanı

Bir Filozofun Romanı

Bir Filozofun Romanı

17.04.2015 - Mustafa Şevgin
Bir Filozofun Romanı

Reha, Nurettin Topcu ‘nun 1926-1936 yıl arasında yazdığı ve bugüne kadar yayınlanmamış bir gençlik romanı.Topçu, romanı sağlığında yayınlamak istemediğini fakat vefatından sonra yayınlanabileceğini kendisine yakın talebelerine söylemişti. Bilinen yalnızca bu kadardı, ta ki 1998 Şubatında romanın nüshası ortaya çıkana kadar...

Kederler içinde dur durak bileyen içindeki aşkı hiç bir yere sığdıramayan Niyazi. Ve Reha'da aradığı ferahlık, bir türlü neticelenmeyen sessizlikler ve yalnızlıklar.Niyazi’yi sığınacak bir kucak gören ve anlam veremediği bir hodgâm ile Niyazi’yi görmemesi...Ve hiç bir şeyin farkında olamayan Naci, Reha'nın sevgiyi ve şefkati aradığı adam...Yalnız hayatlar arasında bir garip çocuk Pakize…Niyazi’nin nefrete ve O’na uzanan öyküsü…Reha'ya ne demeli insan vefasız mı yoksa kendini beğenmişlik mi? Ama hissizlik içinde Reha Naci ile evliydi

Naci, dünyevi tüm saadetlere kavuşmuş bir bey çocuğu, Reha aşk dilenen gözlerle ona bakıyordur da kendisine bahşedilen nimetin farkında olmaz Naci Bey.Oysa Niyazi'nin artık tek istediği şey Reha'nın ıstıraplarının dinmesidir. Reha romanında Nurettin Topçu'nun fikir hayatı ve dünya tasavvurunun teşekkül devri hakkında önemli ipuçları veriyor. Gençliğin verdiği sıkıntılar, insan ilişkileri ve ferdiyet bunalımları sosyolojik incinmeleri ince ince özetlenmiş bu romanda. Roman harika betimlemelerle okuyucu zihninde sürekli bir hareketlilik içindedir. Toplumdan bireye uzanan ara ara fikir veren bir roman Reha.

Romandan bir alıntı yapacak olursak bu alıntı şu olmalıdır:

“Kapıda durmuştum. Camiye girecektim; evet bir camiye. İçerde yarı karanlık uhrevi bir âlemin, insan elinin dokunmamış olduğu anlaşılan bir âlemin eşeğinde duruyordum. Boş mihrabın yanında iki tane uzun mum, sanki içinden dua okuyor gibi, alevlerini iki yana sallıyor; yerde daha küçük mumlar ve yukarıda yarı kapalı, vecd içinde uyuyor sanılan yağ kandilleri. Bu uhrevi bir aydınlık… Ne insan gözlerini acayip renklerle parlatan çiğ ışıklar, ne tanıdığım dünyanın bozuk sesleri, ne de kaba, çirkin renklerden eser var (syf:85) Eşyaların bir canlı gibi sunulması, mekânın insan için ne anlama geldiği, bu mekânın kültürümüzdeki yansımaları cümle içerlerinde gizlenmiş olarak sunulmuştur. Bu da Topçu’nun eserini ince ince işlediğinin göstergesi olabilir.

Nurettin Topçu, yaşam serüveninde verdiği mücadelerde her zaman bir dinamizmin içerisindeydi. Fikirleri ve hayat tarzı Anadolu insanın vakur bir duruşuydu. Topçu bu bağlamda birçok eser kaleme almış ve fikirlerini keskin bir dille savunmuştur. Eserlerinde toplumsal konuları Anadolu halkın buhranlarını, idare ve yaşayış gibi temel konuları baz alarak üreten Topçu, sosyoloji, felsefe ve tarih üzerinde çok durmuştur. Reha romanını kaleme alması bekli de edebiyat alanında nasıl bir eser bırakmalıyım düşüncesi mi yoksa gençliğin verdiği bir haz ile mi kaleme almış biz bunu bilemiyoruz. Nitekim romanda Reha girdaplar içinde, mahzun bir duruş. Reha, aşkına cevap arayan yaralı bir kuş. Ve her şeyin bir nedenini araştıran bir düşüncedir. Ama Reha’nın vurdumduymazlığı… Kendisini Naci’de araması… Niyazi daima bir bekleyişte, anlam veremediği tuhaf bir sevgi… Naci diye bir adam paşa oğlu ve Reha’nın ona tutsaklığı. Reha, romanında insan ilişkileri son derece dikkat çekicidir. Bir ahlak adamı olan Nurettin Topçu çizdiği karakterlerle de, kahramanlarına sosyal görevler yüklemiş ve onlara nasıl hareket edeceğini ‘’Ahlakçı’’ bir anlayışla okuyucuya sunmuştur.

REHA

NURETTİN TOPÇU

DERGAH YAYINLARI 1999

Mustafa Şevgin - 17.04.2015

,

4407

Mustafa Şevgin Hakkında

Mustafa Şevgin

1986 yılında Urfa'da doğdu. Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi bölümüne bir süre devam ettikten sonra Erciyes Üniversitesi İletişim fakültesinden mezun oldu. 

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin