Bir Kış Masalı: Çıldır Gölü

Bir Kış Masalı: Çıldır Gölü

Bir Kış Masalı: Çıldır Gölü

06.07.2020 - Necla Dursun
Bir Kış Masalı: Çıldır Gölü

Çıldır Gölü, geçmişiyle ve bu günüyle türkülere ve hikâyelere konuk olmuş zümrütten bir göl. Bu göl üzerine bu güne kadar sayısız aktarımlarda bulunulmuş, göl; insanlarla bütünleşmiş, insanlar bu gölle hayatlarını şekillendirmiştir. Gündelik hayat pratikleri, yaklaşım biçimleri, geçim ve duygu durumları yaşanan mekâna göre şekillenen insan üzerinde dağlar, ovalar, yaylar gibi göllerin de büyük etkisi vardır. Çünkü insan gördüğünden yola çıkarak hayal kurar ve bu hayaller muhayyilesinin gelişimine katkıda bulunur.

“Bana Çıldır’ı Anlat” kitabı da Çıldır Gölü’nü, anlatan, anlatımındaki berraklık nedeniyle okudukça anlatılan yeri görmek için can attıran bir eser. Eksiği fazlası, olumlu olumsuz yönleriyle hiçbir detayı atlamadan. Eski ile yenin bir aradalığı, övgü ve eleştiriyi de içeren bu eser bazen de öz eleştiri içermektedir. Ne de olsa kitabın yazarı da Çıldır’lı.

Eğitimci-yazar Yaşar Geler çocukluğunun, ilk-gençlik çağlarının geçtiği Çıldır’ı anlatırken adeta bir canlı tarih tanığı kimliğine bürünmüş. “Bu yazdıklarımın tamamını ve de doğruluğunu hem gözlemlerime hem de yaşadıklarıma dair bilgiler ışığında aktarıyorum”(1) derken tarihe tanıklığını teyit etmiş. Okuyucuyu ise bir zaman makinası içinde yakın geçmişte yolculuğa çıkarmış.

Geler’in babası bir esnaf; ilçedeki Şafak Ekmek Fırınının sahibi. Bu vesile ile neredeyse tüm Çıldır’da tanımadığı kimse kalmamış.(2) Eğitime önem veren bir aileye mensup ve hayata tutunamayan üç can sonrası dünyaya geldiği için de ailenin kıymetlisi olarak büyümüş. Meslek olarak (genelde) öğretmenliği seçen ailede 8 tane öğretmen bulunmakta ve yazarımız da bunlardan biri.(3)

1979 yılında Eskibeyrahatun Köyü’nde kendisinin okuduğu ilkokulda öğretmen olarak çalışmış. Meslekteki bu gurur verici başlangıcın ardından Çıldır’ın Köyleri, Kars ve Ardahan’da 10 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul’a tayin olmuş ve 30 yıl İstanbul’un çeşitli okullarında görev yapmış.

İstanbul’da geçen yıllar içinde doğduğu yerle gönül bağını koparmamış ve bir vefa borcu niteliğindeki kitabını kaleme almıştır. Çıldır’a ait yazdıklarına odaklanmadan önce halen sürdürdüğü mesleği ile ilgili yazdıklarına kulak verelim: ”39 yıl geçti… Her yıl okullar açıldığında mesleğe yeni başlayan bir öğretmen heyecanıyla başlıyor ve yılı tamamlıyorum. İdeallerim henüz ölmedi. Zaten bizim meslek öyle bir meslek ki, öyle bir kutsiyeti var ki; idealin, şevkin, zevkin kırıldığı an her şey bitmiş olur... Öğretmenlik mesleği defolu insan yetiştirmeye olanak vermez.”(4)

Türkiye’nin Tamamen Donan Tek Gölü

Kars ve Ardahan il sınırında yer alan Çıldır Gölü, ülkemizin kışları tamamen donan tek gölüdür. Aralık ayından itibaren sıcaklığın sıfırın altına inmesiyle donmaya başlayan gölün üzerinde atlı kızaklarla kayılabilecek kadar kalın bir buz kütlesi oluşmaktadır. Göl öylesine çabuk donar ki balıkçılar balık tutmak için açtıkları hazneleri her gün yeniden açmak zorundadırlar. Çünkü gece donarak kapanmış olurlar.

Her yıl “Kristal Buz Festivali”’nin düzenlendiği göl 120 km2 büyüklüğündedir ve bahar aylarında temizliğiyle dikkat çekerken görenlere “içinde yüzsem hatta yüzerken suyunu da içsem” dedirtecek kadar berraktır.

Tüm bu bilgileri Yaşar Geler’in kaleme aldığı “Bana Çıldır’ı Anlat” isimli kitabından öğrendim. Tabii Ardahan’a bağlı Çıldır ilçesine ait bilgiler bu kadarla sınırlı değil. Kitapta onlarcası bulunan bilgilere birkaç örnek verecek olursam şöyle olur:

*Çıldır, Osmanlı döneminde birçok ilin bağlı olduğu bir Sancak Beyliğiymiş. Serhat ilçenin geçmişindeki bu özelliği, okuma yazma oranının yüksek olma mirasını bırakmış günümüze.

*Arazi az verimli olduğundan tarım yapılamamaktadır.

*Meraların varlığına rağmen hayvancılık yok denecek kadar azdır.

*Özellikli bir göle sahip olunsa da turizmde kendisine yer edinememiştir. İlçe sınırları içinde Uartular dönemine tarihlenen Şeytan Kalesi olsa da turizme kazandırılmış değildir. Hatta civardaki mağaralar, ibadet yerleri kalıntıları da aynı akıbeti paylaşmaktadır.

*Göle rağmen balıkçılık beklenen/arzu edilen seviyede değildir.

*Ekonomik girdiye dönüşenler alanlar; kaz yetiştiriciliği, süt ve süt ürünleridir.

Sonuç

Kış aylarındaki mahrumiyetler, batı insanına şiirler yazdıran romantik bahar aylarının yöre halkına yaşattığı zorluklar, insan boyu yağan karlarla kapanan yollar, Çıldır Gölü ve Karaçay’ın donan yüzeyindeki kızak maceraları, kuraklığın sebep olduğu ekonomik sıkıntılar, oynanan çocuk oyunları, düğünler, bayramlar, geziler, yöreye has yiyecekler, deyimler, terimler, sıfatlar... Yazıma başlarken değindiğim gibi Çıldır’daki sosyal yaşama dair çok şey olan kitapta “Özünde öznesinde Çıldır olmasına rağmen tüm Ardahan’ı, Kars’ı hatta belki de tüm Anadolu’yu kapsayan bir yaşam ortaklığı olarak da anlamak mümkündür.” (5) diyen yazar, aslında Anadolu coğrafyasındaki gündelik yaşamı tarih süzgecinden geçirerek kendi yaşantısının kronolojisi içinde aktarmaktadır.

“Ben işime aşık oldum.”(6) diyen Geler’in doğduğu topraklara olan aşkını ise satır aralarında netlikle görmek mümkün.

Bana Çıldır’ı Anlat

Yaşar Geler

İkinci Adam Yayınları

125 sayfa

(1)93.syf

(2)70.syf

(3)75.syf

(4)75.syf

(5)93.syf

(6)89.syf

Necla Dursun - 06.07.2020

,

4860

Necla Dursun Hakkında

Necla Dursun

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans’ını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans tezini yazarak tamamlamıştır. İstanbul’da yaşamaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin