Bir Nokta Edebiyat Dergisi Nisan Sayısı

Bir Nokta Edebiyat Dergisi Nisan Sayısı

Bir Nokta Edebiyat Dergisi Nisan Sayısı

14.04.2011 - Kitaphaber
Bir Nokta Edebiyat Dergisi Nisan Sayısı
Bir Nokta Aylık Edebiyat Dergisinin Nisan sayısı çıktı. Bu sayıda 14 şiir ile okuyuculara şiir ziyafeti veren Bir Nokta Dergisi okurları Süreyya Berfe'nin ''Böyle Zamanlarda'' isimli şiiriyle karşılıyor. Süreyya Berfe İkinci Yeni akımıyla bir dönem şiirler yazan daha sonra Halk şiiri yoluna yönelen 1960 kuşağı şairlerindendir. Berfe şiirinde yaşadığı zamanın bir çetelesini tutarak geçip giden zaman içinde kendi haline vurgu yaparak zamanın şahitliğini yapar.

"Böyle zamanlar
Her zamandır
Böyle zamanlar
Her yerdir
Bu zamanlara göre olmayan
böyle zamanlarda"

Diğer şiir Alpaslan Durmuş imzalı Samiye Demeler II ismiyle yayınlanmış. Şiir daha çok deneysel şiir görünümünde olup 3 sayfa süren uzunca bir şiirdir.

"Dediğimdir dört fassda:
Bu mudur yani bütün varoluşun,
aslında değil midir yok oluşun-ve bunu ilânın?
dinle-dinle ki dinelsin aletse rûhun:"
diyerek şiir serüvenine çağırıyor okurları. Sorulara cevaplar arayan bir derviş suretinde anlam aramaya çalışır Alpaslan Durmuş şiirinde. Bazen dingin sesler sunarak bazen de soru işaretleriyle yoğrulmuş cümleler kurarak, bulandırıp çözümler sunarak okuyucuyu bu yolculuğa dahil eder.

Kuyu şiirinde A. Uğur Keltek :
"tersine baksan görsen perdeyi
İndirince gece altın kakülleri yere
Yükselir yüzleşmenin
asi kırılgan duvarı"
diyerek kısa bir şiir ile yeni sayıda yer edinmiş. Uğur Keltek kuyudan dünyaya çevrilen bir göz ile seyretmeye çalışmış alemi. "dibine akan bir kuyu suskunun mabedi" diyerek kuyuyu bir mabede benzetip kutsallaştırması kuyunun sessizliğindendir. Sessizlik, suskunluğu getirir. Susmak onurlu bir direniştir kalabalıklara.

Aksak Saksağan şiiriyle Resul Tamgüç "aksak kumru şairi işaret verdi, dile geldim" cümlesiyle görücüye çıkartıyor şiirini. Öyküsel bir anlatımla dile getirilen şiirde şairin ironik bir dil kullandığı hemen göze çarpmaktadır:

"aksak saksağan
rüyama konmanın sırası mıydı şimdi
çok rica ederim
herkes kendi uykusuna, kendi rüyasına
ben zümrüdü ankayı bekliyorum"

Bir Irmak Düşü isimli kitabı yakın zamanda Bir Nokta Kitaplığı'ndan yayınlanan Mustafa Özçelik Irmak düşleri kurmaya devam ediyor. Bu sayıdaki şiiri ''Irmak Gazeli''nde Özçelik yine bir ırmak resmi ile okurlarının karşısına çıkmış.

"Kıvrıla kıvrıla akan ırmak
Gönlünün kıyısında
Yunus'un sesini duyar da
En son sana vurur kendini"

Geceyarısının Söylettiğidir şiiriyle Bünyamin Durali İkinci Yeni çağrışımlı bir şiir kaleme almış. "nirengi, kerteriz, kargışla" gibi sırıtan kelimelere yer veren şair
"sana nasıl anlatmalı bir bilebilsem:
uçurumlar zirvelerle öpüşür
ay çıktığında" cümlesiyle kelimelerin sınırlarını zorlayarak iddialı cümlelere yer vermiştir.

Mahmut Avcı'nın Kirlenen Renktir şiirinde insan üzerindeki cümleleri genel bir insan üzerinedir.
"yıkımı usanmadan insan yaşıyor
içinde yanılgısı büyüyor insanın
içinde eksiksiz arzusu ile insan"

Diğer şiirler: Ulaş Konuk, Mahmut Feyzi, Kemal Bulut, Arif Dülger, Necmeddin Halil, Mürsel Sönmez, Kenan Rifai

Yazılar: Şefik Memiş, Aliya Akan, H. Ziya Taşkent, Meral Afacan Bayrak,Murat Soyak, Necmeddin Atlıhan, Cemal Kılınç, Mahmut Avcı, Mesut Doğan, Mehmet Kurtoğlu, Özay Aslan

Bilal Can Kitaphaber - 14.04.2011

,

2979

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Yayınladığımız ajans haberlerini bu profilden paylaşıyoruz.

Yorumlar
  • a. gürsel güvensel 2011.04.16 22:05

    Bilal Can, eleştirmenliğe soyunmadan önce, Türkçeyi ve Türkçenin ayrıntılarda derinleşen inceliklerini öğrense, çok iyi eder. Bu kadar kötü cümlelerle, değil eleştirmen olmak, ilköğretim okullarının henüz ilk sınıflarınden bile mezun etmezler adamı.

    Şu cümleye bakın, hizaya gelin: "Süreyya Berfe İkinci Yeni akımıyla bir dönem şiirler yazan daha sonra Halk şiiri yoluna yönelen 1960 kuşağı şairlerindendir." Bilal Can'ın bu döküntü cümlesini okuduktan sonra, insan, Berfe'nin, bir dönem şiirler yazdıktan sonra, şiirden vazgeçmiş de başka bir şey yapmaya yönelmiş olduğunu algılalamak istemez mi? Fakat, hayır işte! Berfe'nin gene şiir yazdığını, ama bu defa "Halk Şiiri"ne yöneldiğini söylüyor. Burada bir de şiir bilgisi eksikliği var ki, ona aşağıda değineceğim. Sonra, o "İkinci Yeni akımıyla şiir yazmak" ne demek oluyor? Onun doğrusu, "İkinci Yeni'ni etkisinde şiir yazmak" değil midir?

    Bilal Can'ın kusurları bu kadarla kalsa, gene de şükredeceğiz Allah'a. Dili berbat kullandığı gibi, şiir bilgisi de çok zayıf, fazlasıyla yüzeysel, sade suya tirit. Süreyya Berfe'nin daha sonra "Halk şiirine yöneldiğini söylüyor ya hani, Bilal Can, bana kalırsa, Attila İlhan'ın "fedailer mangası" dediği 1940 Kuşağı'nın toplumcu-gerçekçi şiir anlayışından esinlendiğini söylemek istiyor; ama, şiir kültürü yetmediğinden; Âşık Veysel ve benzerlerinde somutlaşan hece vezni şiiriyle onu karıştırıyor.

    Bünyamin Durali'nin kullandığı bazı kelimeler için de "sırıtan" ifadedini kullanmış. Ne demek sırıtan? Sırıtmayan kelimeler hangileri, onları da saysa ya Bilal Can! Durali'nin şiirinden aktardığı
    "sana nasıl anlatmalı bir bilebilsem:
    uçurumlar zirvelerle öpüşür
    ay çıktığında"
    biçimindeki üç mısrayı da, "cümlesiyle kelimelerin sınırlarını zorlayarak iddialı cümlelere yer vermiştir." diyerek, aklınca karalamaya çalışmış ama, onu derken de, bütün cehaletini sergilemiş. Mısraya cümle denmez bir kere, bu bir. İddialı cümle nerede bu mısralarda, onu göstermemiş, bu iki. İmge kurmayı, kelimelerin sınırların zorlamak zannediyor, bu da üç!

    Bu kısacık yazısında, Bilal Can'dan daha 70 kadar yanlış ve bozuk cümleyle, şiir bilgisi noksanlığı gösteririm de, bu kadarla kalsın.

    Bilal Can, dizini kırsın, evinde Türkçe öğrensin önce. Ardından şiir teorisi çalışsın. Ahkâm kesmeye ondan sonra kalksın.

    A. Gürsel Güvensel

  • seçkin dördüncü 2011.07.28 20:31

    Bilal Can'ın, Türkçe yetersizliği aşikâr;şiirin bilgi teorisinden de haberi yok,kabul.Ama A.Gürsel Güvensel de durup dururken poetik gardını hışımla alarak , şıpınişi B.Durali'yi savunmaya girişmiş. B.Can, şuaranın müdeeiumumu değil,bu bir.B.Durali'nin sözü edilen şiiri; dergi önsöz eleştirmenine,hatta şiiiri hak etmeyen okurlara,hatta şiirin söz sahibi sandığımız şairine rağmen; kendi başına ,koltuk değneksiz, ayakta duracaksa durur.Bence B.Can da ,A.G.Güvensel de; önce şiirin bacaklarını,şeytan bacağı sanıp kırmışlar;sonra da bacaklarını kırdıkları şiire, koltuk değneği yerine, şeytan tüyü uzatmışlar.Bilmiyorlar: Hakiki şiirin mürekkebi rüzgârdan,kalemi kuşdandandır.Şiire bir orta hakem,iki yan hakem yetmiyor demek ki; bu hakemlerin de ipliğini pazara çıkaracak bir dördüncü hakem şart.O da Şiir'in kendisi!

    seçkin dördüncü

  • seçkin dördüncü 2011.07.28 20:46

    Not:Telâşla bir cümle düşüklüğüm olmuş,doğrusu şöyle olacak:Hakiki şiirin mürekkebi rüzgârdan,kalemi kuş kanadındandır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin