Bir 'Sis'e Hayat Dokumak, Edebiyat, Mustafa ATALAY

Bir 'Sis'e Hayat Dokumak yazısını ve tüm Mustafa ATALAY yazılarını Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Bir 'Sis'e Hayat Dokumak

22.07.2013 16:01 - Mustafa ATALAY
Bir 'Sis'e Hayat Dokumak

"Bir de üzüntü insanı öldürmez derler…"

Sarsıcı bir gerçeğin ilk filiz verdiği rivayetler, hakikatin değerini her zaman geride bırakır. Hayalin konusu olan bu tür mülahazaların içinde bulunduğu hikayemsi metodoloji, gerçeğin izine baş koymuş her gönlü tahrik eder. Bir kaosun rüzgârında, yepyeni bir yönteme aralanan kapı ise kendisini açacak bir el bekler.

Her el kayıp olanın izini bulmak için harekete geçer. Maddi dünyanın kavramı olan kayıplar, manevi dünyanın kayıplarını unutturur insana. Hayallerin yazılabilir olması, gerçeklerin yaşanabilir olmasıyla karışır. Trajik duygular yapışır ensemize.

Trajik duyguların temsilcisi, İspanyol yazar Miguel de Unamuno "Sis" adlı romanını -daha doğrusu kendi ifadesiyle romanlaşmış hikâyesini- tamamen insanın med-cezir duyguları üzerine kurmuştur. Başkahramanımız Augusto’nun can çekişen aşkını, damla damla ölüme götüren başkaldırısıyla bütünleştirmiştir. Soyuttan somuta damlayan her sevginin baş döndürücü cazibesine kapılan Augusto, aslında kendi gerçekliğine ve kendi sevgisine uzanan taşlı yollarda ölüme adımlamıştır.

Eser bir önsöz ve bu önsöze son-önsöz cevabıyla başlar. Eserin sonuna doğru taşlar yerine oturduğunda daha çarpıcı bir hale gelecek bu önsözlerde, Unamuno, edebiyat dünyasıyla yaşadığı sıkıntıları arkadaşının(!) kalemiyle dile getirir. Hatta romanlarını (novela)roman olarak değerlendirmeyen eleştirmenlere karşı kendi eserini "nivola" tanımlamasıyla sunar: "…evet, evet, nivola! Böylece türünün kurallarını çiğnediğimi hiç kimse söyleyemeyecek… Türü ben bulmuş oluyorum, bir türü bulmak, ona yeni bir ad takmaktan başka şey değildir ve kuralları istediğim gibi koyuyorum."

Betimlemelerin az olması, bunun yerine roman ve hikâyelerinde genel olarak diyalog pasajlarının hâkim olması Unamuno’ya özgü bir formdur. O, diyalogların küllerinden insanı çıkarır ve okurlarına tüm çıplaklığıyla resmeder. Öyle ki kahramanına yalnızlık diyalogları kurdurmak için bir yavru köpeği (Orfeo’yu) kullanmaktan kaçınmaz. Kahramanıyla geçen diyalogunda bunu açıkça ifade eder:

-Tartışmaya gereksinim duyuyorum, tartışmasız, itirazsız yaşayamam; benimle tartışacak ve bana karşı çıkacak bir kimse olmazsa içimde bunları gerçekleştirecek birisi yaratırım. Monologlarım diyalog olur.

Augusto nefesini aşkında bulmaya çalışırken, Unamuno, Augusto üzerinden kendi düşünce dünyasıyla savaşır. Augusto’yla birlikte sevgiye dokunan okuyucuyu, beklenmedik sürpriz sona doğru usulca ve sinsice davet eder. Kendiyle hesaplaşmasını Augusto üzerine yıkarak, okuyucu karşısında kendi konumunu yükseltmeye çalışır. Bir yazarın düşüncelerinde nefes alan Augusto, varlığı konusundaki şüpheleri duyunca film kopar:

-Evet. Bir insanın kendisini öldürebilmesi için ne gerekir?- diye sordum
-Bunu yapabilecek cesareti olması- diye yanıt verdi.
-Hayır- dedim ona,- yaşıyor olması!
-Kuşkusuz!
-Sen yaşamıyorsun ki!
-Nasıl yaşamıyormuşum ben? Ben öldüm mü?
-Olmaz dostum olmaz diye yanıtladım. Sana önce ne uyuyorsun ne uyanıksın dedim; şimdi de ne ölüsün ne diri diyeceğim…

Bir kurgunun parçasıdır Augusto. Hepimizin içinde nefeslenen nice kurgudan bir kurgu olarak. Her yaşanmışlığın yanağını okşayacak denli gerçeğe yakın… Her hayali kana bulayacak kadar kırık dökük… Hatta yazarını bile korkutacak kadar hakikat…

Ürkekliğini resmederken hırçınlaşan Unamuno, aslında kaderin ellerinde oyalanan hikâyesini tamamen tanrı- kul eksenine hapseder. Bir hikâye yazarının etkisini tanrı rolüne bürüyerek, aslında asıl yazgının ne olursa olsun kul değil tanrının elinde olduğunu fısıldar gönüllerimize…

Böyle bir bakış açısını kendi elleriyle inşa etmesi okuyucuyu muhakkak etkileyecektir. Ayrıca kahramanının imkânsızlaşan hikâyesinin, okuyucunun dikkatini celbetmeye olacak etkisi de yazar tarafından ihmal edilmemektedir.

Diyaloglardan kurulu bir eserin kavramsal yoğunluğu okuyucuyu şaşırtmamalı. Eseri farklı bir konuma oturtan nedenlerden biri de, bu kavramların 225 sayfalık bir cümleler dizisine ustalıkla yerleştirilmesidir. Yalnızlık, çaresizlik, kaygı, şüphe, zaman, umut, ölüm, aşk, heyecan, yalan, ruh, beden, hayal kırıklıkları… Bu ve buna benzer kavramları büyük bir ustalıkla eserinde işleyen Unamuno, asıl vurguyu insanın kendisine yapıyor: "Ne sesini, ne yüzünü tanımayan bir insan, hiçbir şeyini kendinin, bütünüyle kendinin gibi, kendinden bir parçaymış gibi görmez sanıyorum…"

Unamuno insanı kendisine çağırıyor. Her insanı, kendi gerçekliğini sorgulamaya davet ediyor ve ancak kendi hikâyesini yazarken bulabileceği ışıkla, kendi yolunu çizebileceğini haykırıyor.

Sis
Miguel De Unamuno
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
225 sayfa


Yazar: Mustafa ATALAY - Yayın Tarihi: 22.07.2013 16:01 - Güncelleme Tarihi: 19.11.2021 09:45

,

2690

Mustafa ATALAY Hakkında

Mustafa ATALAY

Bir gölün kıyısında 88 yılının Temmuz sıcağında hayata gözlerini açtı. Eğitiminin büyük bölümünü burada geçirdi. Bir denizin kıyısında 2007-2012 yılları arası Üniversite eğitimiyle birlikte hayat eğitimi de aldı.

Bir gölün kıyısına döndüğü yaşamını, 2012 Ağustos'undan bu yana 'Lale'lerle bezeli düşüncelerle 'Eczane'sinde devam ettiriyor.

Okuyor, yazıyor, çalışıyor ve başka alanlarda eğitimine devam ediyor.

Daha önce Üniversite bünyesinde çıkarılan Sentez Dergisi'nin editörlük ve yazı işleri sorumluluğu görevlerini üstlendi. Kardelen Derneği Bülteni'nin editörlüğünü yaptı. Dernek ve Vakıf bültenlerinde ara ara göründü, Alıntılar Mektebi'nde talebe oldu, Yolcu Dergisi'nde nefeslendi, on5yirmi5.com'da uzun bir serencamı oldu. Kitaphaber.com.tr'yi ise evi gibi görüyor...

Facebook: mvatalay
Twitter: @atalaymstfa
Blog: http://aynsinkaf.blogspot.com.tr

Mustafa ATALAY ismine kayıtlı 99 yazı bulunmaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin