Biz İnsanların İdeolojiler Üzerinden Anlatımı

Biz İnsanların İdeolojiler Üzerinden Anlatımı

Biz İnsanların İdeolojiler Üzerinden Anlatımı

07.12.2020 - Ülker Gündoğdu
Biz İnsanların İdeolojiler Üzerinden Anlatımı

Kitapların olmadığı yerde fikirler olmaz. Fikirlerin olmadığı yerde çözümler olmaz. Kitaplar insanoğlunu geliştiren fikirlerden oluşur. Peyami Safa, ruhun maddeden önce geldiği, materyalizm, sosyalizm, mandacılık, milliyetçilik üzerinden fikir karakterleriyle farklı fikirlere uyandırdığı merakı, eseri Biz İnsanlar ile okura aktarmaktadır. Birinci basım 1959, inkılap ve Aka yayınından, ikinci basım 1972, Ötüken yayınlarından basılmıştır.

Yazar, hayatı çok yönlü düşünceleriyle irdelediği eserlerinde okurda dokunaklı izler bırakmaktadır. Bireysel ve toplumsal sorumluluklarımızı ilişkiler üzerinden işlemektedir. Peyami Safa okundukça içsel katmanları dış dünyamıza aktarmamızı kolaylaştıran fikirleri eserleri aracılığıyla okura aşılamaktadır. Ruha eşlik eden üslubuyla samimi ve sıcak bir merhametle okuru sarmaktadır.

Ölüm hayatın sağlamasını yapan temel bir olgudur. Başta, bütün içsel yaşanan sorunlar karşısında çekilenler bir an bile yüzü buruşturmaya değer şeyler değildir. Bütün değerleri içimizde ve içimize göre olan her sorun bir tek nefes verişi kadar alelâde şeylerdir. Şüphe ve kıskançlık yalnız içimizde olduğu için, bir fırtına gibi dışarda belirli bir gücü ve etkisi yoktur. Ölüm içini biz doldururuz ama doldursak da, boşaltsak da ölüm hayatın temel bir olgusudur ve bir tür mihenk gibi her daim karşımızdadır.

Ruh ve maddenin doğru dengede bizde ifade bulması için hayatın tek yönüne odaklanmamalıyız. İç ve dış dünyamızın olaylara yaklaşım üslubu, yeteneklerimizin gelişimiyle doğru orantıdadır. Gelişimin ilk adımı, yaşamı bir kitap gibi okumak, anlamak ve aktarmaktır. Dünyada hiçbir şey sabit olmadığı için birbirini tamamlayan içi ve dış dünyamıza olan eğilimlerimiz aynı olmalıdır. Kendimizi kendimize tanıtmaktır işin aslı. Okur, “Biz İnsanlar” eseri aracılığıyla kendini kendisine yakınlaştırmaktadır.

Peyami Safa, yazarlığının zirvesinde olduğu dönemi aktarırken Türkiye’nin yaşayacağına inanmayan bir Türk’ün kaç türlü ahlakı olabilir? sorusuna materyalizm, sosyalizm, mandacılık, milliyetçilik gibi konuları “Biz İnsanlar” eseri ile irdeler. Materyalizm, her şeyin maddeden oluştuğunu ve bilinç de dahil bütün duygularla algılanan şeyin maddi etkileşimler sonucu oluştuğunu öne sürmektedir.

Madde var olan tek özdür. Fiziksel maddenin tek veya esas gerçeklik olduğuna inanmaktır. Sosyalizm, sosyal ve ekonomik alanda toplumsal refahın demokrasiyle geleceğini ve üretim araçlarının hâkimiyetinin toplumlara ait olduğunu savunan işçilerin yönetime katılmalarına ağırlık vererek kamu üretimini desteklemektedir. Mandacılık, az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlaştırmaktır. Milliyetçilik, milletin çıkarlarını, özellikle egemenliğini kazanmayı sürdürmeyi amaçlamaktadır. Bu konular ile Mütareke döneminde aydınların gündemini işgal eden konuları tartışmaya açmaktadır yazar.

Peyami Safa, insanın maddi bir varlıktan çok manevi bir ruh olduğunu, insanda ruhun maddeden önce geldiğini “Biz İnsanlar” eseriyle göstermektedir. Ruh, insan varlığının maddi olmayan tarafı ya da özü olarak tanımlanır bireysellikle ele alınır; ölümden sonra varlığını sürdürendir ruh. Karakterleri savunduğu fikirleri Tahsin, kendisine “eşek Türk!” diyen Cemil’e taş atmasıyla yaralanması üzerinden aktarır. Olaya müdahale eden öğretmenlerinden Orhan, idealizmle materyalizm arasında bocalayan milliyetçi bir öğretmendir. Mütareke sonrası İstanbul’un zengin ve yozlaşmış kesimiyle ilişki kurar ve yalıdaki Batılı tarzda eğitim almış, kozmopolit düşüncelere sahip Vedia’ya aşık olur.

Orhan, Vedia, Tahsin, Cemil, Necati, Süleyman ve Mustafa karakterleri ile okul, köşk, hastane ve İstanbul’un mekânları üzerinden aktarılır. Tahsin, kendisine “eşek Türk” diyen Cemil’e attığı taş yanağını yaralar ve olaylar başlar. Orhan öğretmen, iki öğrenci hakkında yaptığı analizle öğrencilerinin arasında ailevi bir husumetin olduğunu anlar. Yetim olan Tahsin, Cemil’in annesinin şikâyetiyle okuldan atılmak istenir. Kimse sahip çıkmadığı için yatılı okula yerleştirilir Tahsin. Bu olay ile okul müdürü, Tahsin’i okuldan atmayı ister. Orhan, kanun maddesi kadar sade, dik başlı kendi iradesiyle kaderi arasındaki uyuşmazlığın sonucu dışardan gelecek yardımları kendine yediremez. Kadere talim olma zorunluluğuyla mücadeleye girer. Orhan, ruhunun dibinde onu sarartan merhamet duyuyordu. Merhamet ruhunu kaplayarak iradesini saf dışı bırakıyordu. Orhan kendi çocukluğunu gördüğü Tahsin için mücadele ederken iş istifa noktasına gelir. Tahsin’in babası Mustafa, çalıştığı köşkün Fransız hanımı “vahşi Türk” dediği için kendini tutamayıp Cemil’in annesine tokat atar. Polis Mustafa’yı götürür. Mustafa’nın annesi de o köşkte çalışırken verem olup ölür. Cemil’in babası ölmüş, annesiyle köşkte yaşamaktadır. Cemil’i büyüten Vedia’ya Orhan aşık olur ne yazık Vedia menenjit olur. Orhan Vedia’ya hastanede bakar. Hem kendi ruhunu hem sistemleri sorguladığı eşsiz anlatımıyla Peyami Safa, iki sonun birlikte noktalandığı “Biz İnsanlar” adlı eseri acının ve mutluluğun bir aradaki ikilemini sorgulatır.

Orhan, aşk içindeki boşluğun temsilcisi olmuş gibiydi. Küryotize (merak) sevgi değildir. Sevildiğimizi bilmek, sevmeye mani olamaz. Orhan ve Vedia yıkılacak bir duvar gibi iki tarafa doğru sürekli bir biçimde sallanır, bunların kalpleri de öyleydi. Bu kararsızlık, ruhlarındaki inkırazdandı. Bu durumu Peyami Safa şu şekilde aktarır: “Bizim aşklarımız tam sevgi olmadığı için, manilere rastladığı için, taşlara çarpan su gibi kabarıyor, sıçrıyor, dağılıyor, gideceği yere rahat gidemiyor. Bütün tereddütlerimiz, şüphelerimiz, korkularımız, itimatsızlıklarımız, küçük görüşlerimiz, kendimize güvenmeyişlerimiz, iç çekişlerimiz, öfkelerimiz, isyanlarımız, hepsi, hepsi, aşkımızın tam aşk olmamasından, yolunu bulamamasından. Bizimkisi aşk değil, aşk hastalığı; onlarınki aşk hastalığı değil aşk.”(s373)

Eser, ele aldığı ruh ve madde olgularıyla insanı insana anlatmakta. Bu anlatım ekseninde bir “aşk” girdabında dönen insan, yaşadığı ve karşılaştığı durumlarla mücadele azim sürekli ayakta tutmaya çalışır. Eser, bir dönem “izmler” olarak adlandırılan ve Cemil Meriç’in “idrakimize giydirilen deli gömlekleri” olarak adlandırdığı olguların toplumsal izlerini edebi eser üzerinden yansıtır. Bu bakımdan eser, sosyolojik ve psikolojik unsurlarla bezelidir. Bir dönemin eğilimlerine ışık tutan bu eser, ele aldığı döneme de ışık tutmakta, dönemin ayrıntılarını okurlarla paylaşmaktadır. Eserin, dönemin tarihini yansıtan tarih kitaplarıyla okunması çok çok daha farklı veriler sunacak ve bu bilgilerin kalıcı olmasını sağlayacaktır.

Peyami Safa

Biz İnsanlar

Ötüken Yayınları

400 sayfa

Ülker Gündoğdu - 07.12.2020

,

3434

Ülker Gündoğdu Hakkında

Ülker Gündoğdu

Okumaya başladığımdan bu güne bulabildiğim her tür kitabı okumaktan duyduğum zevk daha fazla okumaya teşvik etti. Bir çok alanda okuma gayreti ile beni seçen kitapları okuyorum. Bilgi birikimimi paylaşma isteği ile uygun platformlarda okur yazar olarak okuma sevgisine farkındalık oluşturmak için kitaplara verdiğim anlamı aktarıyorum. Bibliyomani değilim sadece bir kitap daha okuyacağım…

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin