Biz Müslüman mıyız? - Muhammed Kutub

Mustafa Atalay | İnanç | Okunma: 405 | 09.08.11

Dünden bugüne değişen zamana karşı “ne de olsa evrensel” başlığıyla tutunan bir İslam anlayışı ve bu anlayışın son zamanlarda modernizm ile karşılaşması sonucu oluşan zihni kırılmalar… Ve bu kırılmaları net bir biçimde ortaya koymak ve İslam anlayışını tekrardan yenilemek, yani özüne döndürmek adına ortaya konulan birçok eser…

Bu eserler öncelikle asr-ı saadet diye nitelendirilen zamanı bir mihenk taşı olarak kullanıp, bugünkü sapmanın derecesini ölçmekle işe başlamakta ve hatta bunla yetinmektedirler. Bu durum tutarlı bir sistematiğin ilk adımını teşkil etmesi sebebiyle kabul edilebilir olarak göze çarpmaktadır. Fakat genel olarak İslam mefhumunu kavramak için bu durumu bir adım daha ileri götürüp, okura bütüncül bir bakış açısı kazandıracak pencereler açmak gerekmektedir.

Biz Müslüman mıyız? adlı eser, işte bu bakış açısını kazandırmak amacıyla kaleme alınmış. Yazar Muhammed Kutub, Müslümanların bugününe dair bir okuma yaparak, zihninde beliren “biz Müslüman mıyız?” sorusu üzerine kalemine sarılmış ve son zamanlardaki bu değişim seline karşı, bir şeyler yapabilmek adına güvendiği kelimelere yüklediği meramını paylaşmış okurlarıyla.

Daha önsözünde oldukça etkileyici ifadelere yer veriyor yazar. Fakat böyle güzel bir şekilde başlayan kitabın sayfalar geçtikçe yer yer tekrara düştüğünü görmek çok üzücü oluyor. Kitap daha cesur ve yeni fikirlerle daha ufuk açıcı bir çizgide kendine yer edinebilirdi. Zira bu tür eserler o kadar çoğaldı ki, artık yeni bir umut ve ufuk peşinde olan, yeni bir şeyler duymak isteyen okuyucuyu tatmin etmek zorlaşıyor.

Eserimizi daha güzel şekilde anlatmak için bazı örneklemeler sunarsak: Örneğin sapma çizgimiz üzerine konuşurken: “İslami prensiplerde ilk taviz ve ilk çatlak, idari ve mali yönetimde ortaya çıktı” değerlendirmesinde bulunan yazarımız, diğer paragraflarda bunun cüzi bir bozulma olduğunu, toplumun genelinin bu eğilimden etkilenmediğinden bahsetmektedir. Fakat idari ve mali yönde çıkan sorunların altında kabile taassubunun olduğu da bilinen bir gerçek olarak karşımızda dururken, yazarın bunları teğet geçmesine de bir anlam veremiyorsunuz.

Yine iç faktörler adıyla oluşturulmuş bölümde, gönül isterdi ki İslam’ın geçirdiği evreler ve yaşanan karmaşalar derinlemesine tahlil edilsin ve bugünkü durum hakkında net tespitler sunulsun. Fakat bu bölümde daha çok Avrupalı düşünce yapısının dayatmış olduğu eğitim sistemi ve İslam’ı küçük gören, alçaltıcı bir duruşun sergilenmesi üzerinde durulmaktadır. Burada olayı adeta dış faktörlere döndüren yazarımız, iç faktörler başlığı altında uzunca bu durumdan bahsetmektedir. Oysa tam da öz eleştirinin kapısındayken içeri girmeyip, tekrardan dışarıya bakılmıştır. Oysa artık açıkça bilinmektedir ki, dış etki söylemleri geçmişin tekrarından başka bir şey değildir.

Ayrıca İslam mefhumunu kavramakta bir başka pencere olan “dünyayı saran akımlar” üzerinde de duran yazarımızın, asıl bu bölümde tüm zihni hünerlerini ortaya koyduğunu düşünüyorum… Geldiğimiz noktayla ilgili daha cesur ve tam nokta atışlarla ve ilginç örneklemelerle birlikte tespitlerini sıralamaktadır. Bu anlamda kendimize dönebilmemiz veya kendimize bizi döndürmeyen virüsleri aradan kaldırmamız için, zihnimize kodlanacak bilgiler sunmasını ilgi çekici bulduğumu ifade etmeden geçmemeliyim…

Son olarak, kitabımızın dilini akıcı bulmadığımı da itiraf etmeliyim. Bu anlamda mütercimden kaynaklanan durumları göz önünde bulundurmayı ihmal etmemek gerekiyor diye düşünüyorum.

Biz Müslüman mıyız?
Muhammed Kutub
Ağaç Yayınları
207 sayfa

1988 yılında bir gölün yanıbaşında yokluktan varlığa çıkarıldı.
2007'den bu yana ise bir denizin yakınlığında varlığına şahit olmaya çalışıyor.
Şimdilik öğrenci olarak üzerine biçilmiş rolü oynuyor.
Haydarpaşa'nın denize bakan yönünde Eczacılık okuyor.
Ömrünü bugün bilmek için çırpınıyor.
Düşüyor, kalkıyor, düşüyor, kalkıyor...
Ve insan olmayı seviyor.

Mustafa Atalay İsmine Kayıtlı 31 Yazı Bulunmakdadır.