Câbirî'nin Gözünden Siyasî Akıl

Câbirî'nin Gözünden Siyasî Akıl

Câbirî'nin Gözünden Siyasî Akıl

23.02.2021 - Resul Olcay
Câbirî'nin Gözünden Siyasî Akıl

Aslı Arapça olan siyasetin lügatte iki anlamı var. İlki politika; ikincisi ise devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış.

Temelde pragmatizme (çıkar ilişkilerine) dayalı siyasî akıl, ilk eserlerdeki kavramlaştırmayla beyânî, irfânî ve burhânî değil, ihtiyaca göre çeşitli bilgi sistemlerinin kategorilerini ve araçlarını kullanan bir konumdadır.

Câbirî'nin İslâm klasiklerine olan vukûfiyeti ve kültür mirasına olan hâkimiyetinden dolayı, ilahiyat sahasında Tefsir, İslâm Felsefesi, İslâm Düşüncesi, Siyer, İslâm Tarihi ile ilgili eser veren müellifler için başvuru kaynağı olmuştur.

Yapı ve Usûl

Eser, ana kısımların üzerinde yükseleceği zemini, kadim ve modern siyasi akım ve terimlerin tanımlanmalarıyla tesviye ettiği uzunca bir “Giriş”in sonrasında iki ana kısımdan oluşuyor: “Belirleyiciler” ve “Gerçekleşenler.” Onlarca alt bölüm ve ara başlıkların ardından, Câbirî'nin mutat uygulamasıyla “Yeni Ufuklar” sunduğu “Sonuç” ile tamamlanır.

İlk ikisinde asıl olan “Temel” ve “Yapı” için elzem olan “epistemolojik tavır alış” iken, bu eserde siyasî etken olan “Belirleyiciler” ve onun izdüşümü olan “Görüntüler”dir.

Câbirî'nin Anahtar Kavramları

Câbirî'nin “anahtar” olarak nitelendirdiği özgün kavramlaştırma ve tasnifiyle, 'siyasî akıl'daki belirleyiciler: “Akîde, Kabîle, Ganîme.”

Câbirî'nin 'Akîde'den (inanç) kastı: "İster vahye dayalı, isterse akılla desteklenen ideoloji biçiminde olsun. Belli bir anlamı değil, inanç ve benimseme alanlarındaki etkileri"dir.

Biraz da müphem olan “Kabîle”den kastı: "Kan akrabalığını değil, 'yönetim' ve 'siyaset' alanında ‘ben’ ve ‘öteki’nin kendisiyle belirlendiği bir mensubiyet olması durumunda; bir kente, bir bölgeye, bir topluluğa veya bir partiye mensubiyet gibi, asabiyet yüklü, bu anlamdaki bütün yakınlıklar"dır. Tam olarak İbn Haldun'un "asabiyet" kavramına tekabül ediyor.

"Kabile çatışma yasası"nın özünü: "Ben ve kardeşim amcaoğluna karşıyız; ben, kardeşim ve amcaoğlu yabancıya karşıyız" biçiminde formüle eder.

“Ganîme”den kastı ise: "Efendi-köle, feodal-servaj ve sermayedâr-işçi ilişkileri gibi üretim ilişkilerine değil, temelde ‘harac’a ve ‘rant’a dayalı olduğu toplumlardaki ekonomik etkenin oynadığı rol"dür. Ganîmet savaşarak, fey savaşmadan elde edilir.

Fitne

Münafıklarca fitne yuvası olarak inşa edilen Mescid-i Dırâr'ı, Bizans'ın öncü karakolu veya beşinci kol faaliyetlerini yürüttükleri üs olarak nitelendirir Câbirî. "Ömer, Kureyş onu usandırmış olarak öldü." iktibasını yapan Câbirî, Hz. Ömer'in öldürülmesinde "Kureyşli" ellerin bulunduğu düşüncesindedir.

Hz. Peygamber'den sonra (siyasî kaos anlamında) "fitne"nin sebebinin "büyük anayasal boşluk" olduğunu belirten Câbirî, başlıca üç sorun gösterir: “İlki, halifenin tayini; ikincisi emîrin görev süresinin muallaklığı, Hz. Osman'ın görev süresi insanları usandıracak ölçüde uzun olmuştur. Kanun olmayınca, söz kılıcındır; üçüncüsü, ilk üç halifenin bey'at sırasında görevlerinin belirlenmeyişi.”

Siyasî temayülü belirleyen temel etkenin bilgi değil, inanç olduğunu tespit eden Câbirî, bedevîlerin ekserisi ile tulekâ'nın ("salıverilenler" anlamında, Mekke'nin Fethi günü zoraki inananlar) itikat yönünden değil, “siyaseten Müslüman” olduğu görüşündedir.

Fitne dönemindeki her siyasî kaosun altında bedevîlerden ve tulekâdan olan eşhasın çıkması, üstadı tasdikler mahiyettedir. Câbirî, fitneye sebep olanları kıyasıya eleştirse de, onun nezdinde devlet, her şeye rağmen “İslâm Devleti”dir. Câbirî, fitne döneminin günah keçisi İbn Sebe'yi tarihî değil, efsanevî kişilik olarak görenlerdendir. Fitne'de tarafsız kalanlar: Abdullah İbn Ömer, Saad b. Ebi Vakkas, Muhammed b. Mesleme ve Ebu Mûsâ el-Eş'ari.

Belirleyicilerin İzdüşümü

Câbirî, İslâm Devletini, Râşit Halifeler dönemini, davet devletinin devamı olarak "tenzil" devleti, Emevîlerden sonrasınaysa "kabile" devleti tespitini yapar.

Hz. Ali'nin tavrını, bidayetinden nihayetine "akîde" belirlenmiştir. Câbirî, tarihî süreçte Hz. Ali taraftarlarının en çok zararı Ali'ye, en çok faydası da Emevîlere olduğu görüşündedir ve Muaviye & Hz. Ali mücadelesinde "kabile", "akîde"ye karşı zafer kazanmıştır.

Hz. Ali ile Muaviye kavgasını bir iç savaş olarak değerlendirir. Aydınlanma Hareketi başlığı altında Hasan-ı Basrî'ye çok büyük önem atfeder. Tekfir ideolojisinin bayraktarı Hâricîlerin kurucuları, müntesipleri, inanç ve düşüncelerini aktarır. Şiîliğin temel kavramlarını Vasî, Mehdî, Beda ve Ric'at olarak tanımlar.

İslâm siyaset geleneğinin serencamını tahlil ederken, siyasetin katı dilinden uzak, munis, mütevâzî ve mutedil yorumuyla örnek alınması gereken bir isimdir Câbirî.

Sonuç: "Yeni Ufuklar"

Bütün eserlerinin bir başlangıç olarak görülmesini isteyen, yapısalcı tavra sahip olan Câbirî, eseri, yapısalcı çözüm önerileriyle noktalar ya da kendi deyimiyle yeni bir "başlangıç”a çağırır:

"Kabîle'yi, kabile dışılığa dönüştürmek;

Ganîmet'i, "vergici" bir ekonomiye dönüştürmek. Diğer deyişle 'Arap Ortak Pazarı'nı kurup, rantcı ekonomiyi üretici ekonomiye tahvil etmek;

Akîde'yi, salt düşünceye dönüştürmek. Yani dogmatik akıldan, içtihatçı ve eleştirici akla geçmek.

Arap-İslâm Siyâsal Aklı

Muhammed Âbid el-Câbirî

Çeviri: Vecdi Akyüz

Kitabevi Yayınları

485 sayfa

Resul Olcay - 23.02.2021

,

1448

Resul Olcay Hakkında

Resul Olcay

75'de Gölbaşı'nda doğdu, Gölbaşı'nda mukim ve muammer. Muhibbi kitap, müebbet talip, okur-yaşar abd-i âciz.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin