Çatı katı denilince akla hemen yıllanmış sayfalar tozlu bir mekân ve bu mekanda sağa sola konmuş eşyalar, kutular, malzemeler, bu malzemeler ve eşyaların bizlerde bıraktığı hatıralar, anılar gözümüzün önüne gelir.
Benim aklımdaki çatı katı böyledir. İçimde böyle bir çatı karı özlemi durur hep belki de. O yüzden böyle abartarak yazdım. Ama genel olarak bir ”çatı katı” betimlemesinin böyle olduğunu da tahmin etmiyor değilim. Eskilere olan ilgim yüzünden bu çatı katları her zaman beni kendisine çeken yer olarak durmuştur zihnimde. Oraya girdiğimde dış dünyadan soyutlanıp her eşyanın üzerine sinmiş o garip ama saf duyguyu düşünüp içime çektiğim çok olmuştur. Her eşyadaki anılar bu anıların bıraktığı etki, eşyalar üzerindeki izlerle adaş olan şeylerdir.
Nihan Kaya’da ise ”çatı katı” bir çalışma odası, durup düşünme, ordan dünyaya bakışın nasıl olduğunu anlatan bir mabet, bir nefeslenme yeri, bir korku yuvası.
Kitaptaki hikâyeler çatı katından bakan bir insanın gördükleri ve yaşadığı olaylar üzerinden anlatılmış. Her hikâye yavaş yavaş ve duru akan bir nehrin hali gibi gittikçe etkisini artırıp hızlanan bir hale bürünüyor okundukça.
Eşyalar ve nesneler tanımında ”şeyler”in insan hayatında belirginleşerek gözükmesi hikâyelerin içindeki en büyük malzemelerden. ”kent, hikâye ve pardesü yakası” nda bunu görebilirsiniz.
Öznede insan. Nesnelerde, değişik sıfatlarda başka insanlar ve başka izler. Yer başka bir ülke. Ruh hali özlem belki de maceralı günlerin sıkıntısı ve şair havasında geçen günler insanı daha da büyütüyor.
Teşekkürler çatı katından bize seslenen yazanına.

86 yılının mayıs ayında doğdu. Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji öğrencisi.
Filbahar | Edebiyatın Yeni Baharı sanal dergisini 15 sayı yayınladı.
Yolcu Dergisi'nde düzenli olarak deneme yazıları ve kitaplar üzerinden yazar portreleri yazıyor. Şiirleri çeşitli dergilerde yer alıyor.
Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor.
Bilal Can İsmine Kayıtlı 197 Yazı Bulunmakdadır.