Cehennem Mutfağı

Cehennem Mutfağı

Cehennem Mutfağı

23.06.2021 - Necla Dursun
Cehennem Mutfağı

Cehennem Mutfağı

İtalyan kökenli Amerikalı yazar Lorenzo Carcaterra'nın 1995 yılında yayımlanan “Sleepers” adlı romanından uyarlanan “Kardeş Gibiydiler” adlı film yıldızlar geçidi gibidir. Jason Patric, Kevin Bacon, Robert De Niro, Dustin Hoffman, Billy Crudup, Minnie Driver, John Slattery ve Brad Pitt’in rol aldığı filmin yönetmeni, senaristi ve yapımcısı Barry Levinson'dur.

Zengin oyuncu kadrosu ve etkileyici senaryosuyla bir dönem Türkiye’de yayınlanan “Suskunlar” adlı diziye ilham kaynağı olduğu bilinmektedir.

Film, 1960’lı yıllarda New York Manhattan Hell's Kitchen (Cehennem Mutfağı) Mahallesi’nde büyüyen Shakes, Michael, John ve Tommy ismindeki dört çocuğun hikâyesini konu almaktadır.

Zor Hayatın Zor İnsanları

Manhattan’ın batı yakasındaki kırmızı tuğlalı demiryolu işçi konutlarında; İrlanda, İtalya, Porto Riko ve Doğu Avrupalı işçiler yaşamaktadır. Kendilerince geliştirdikleri güvenlik ağı ile övünen mahallede ev içi şiddet had safhadadır. Bütün öz ve üvey babalarla, erkek arkadaşlar istismarcı ve suçludur. Buna rağmen mahalleye dışarıdan gelen bir tehdidin cezası ise oldukça ağırdır. Semtte satış yapan bir uyuşturucu tacirinin herkesin görebileceği yere asılarak sergilenen bedeni duruma örnektir.

Mahallelerindeki dışa kapalı dünyalarını özel oyun alanı olarak gören dört arkadaş, hayali krallıklarının hükümdarlarıdır. Film başlar başlamaz hayali hükümdarların çocukluk halleri ekrana yansır. Devamında, mahalledeki erkeklerin ya alim ya da zalim oluşu, romanın yazarı ile aynı adı taşıyan karakter Lorenzo Carcaterra (Jason Patric) anlatıcılığıyla izlenir.

Yasa dışı işlerin izleyicisi ve kilise vaazlarının dinleyicisi olarak büyümekte olan yaşları 10 ile 12 arasında değişen dört arkadaşın etrafındaki tüm erkekler şiddet yanlısıdır. Hayatı ve erkekliği başka yollardan tanıma seçeneği olmayan çocukları çevreleyen kişiliklerin bildikleri tek yöntem şiddettir. Mıntıkanın gayrı resmi yöneticisi, karanlık işlerin kralı gangster King Benny ise mahalledeki erkeklerin gıptayla bahsettiği yaşayan efsane ve örnek alınan şahsiyettir.

Tehlike yuvası mahallede 1967 yılının bir yaz gününde bedava hot-dog sandviç yiyebilmek uğruna yaptıkları şaka sonucu birinin yaralanmasına sebebiyet veren dört kafadar, New York dışındaki bir çocuk ıslah evinde 18 aya mahkûm edilir. Bu olayla filmin senaryosu tam anlamıyla başlamış olur.

Çocuklar, hasta ruhlu gardiyanların kendilerine yaşattığı korkunç acılar, işkenceler ve tecavüzlerle dolu mahkûmiyet sürelerini doldurarak tahliye edilseler de yaşadıklarını unutmaları mümkün olmaz. 13 yıl sonra gardiyanlardan biriyle tesadüfen karşılaştıklarında aniden intikam alma isteğine kapılırlar. Kimsenin bilmesini istemedikleri yaşanmışlıklarını saklama konusundaki fikir birliklerini bir kenara bırakıp yüksek risk içeren bir intikam planı yaparlar. Plan dâhilinde devam eden filmde tempo son sahneye kadar düşmez.

Birkaç Anekdot

Filmin kadrosunun zenginliği senaryosu için de geçerlidir. Toplumsal ve bireysel psikolojiyle birlikte toplumsal cinsiyet hakkında verdiği mesajların alt okumalarında; çocuklukta yaşanılan olumsuz olayların ve deneyimlerin geleceğe nasıl nüfuz ettiği, yetişkin yaşamlarını nasıl etkilediği gözler önüne serilmektedir.

Filmde suç ve din olguları yoğun dirsek teması eşliğinde ele alınmıştır. Suç ve suçlu yatağı mahalledeki çocukların kilise ile etkileşimi, dini eğitim ve ritüellere iştirakleri, tatil dönemlerinde kilisede görev almaları bu etkileşimi güçlendirmektedir. Bununla birlikte mahalle sakinleriyle sıkı iletişim halinde olan bir pederin varlığı duruma çok yönlülük kazandırmaktadır. Yazımızda, bu hususa dair çok sayıdaki sahneden üç tanesine yer verilecektir.

Verilecek örneklerden ilki günah çıkartma odası sahnesidir. Sahnede çocuk masumiyetlerinin henüz son bulmadığı başkahramanlardan ikisi vardır. Yaz tatilinde semtin Kutsal Melekler adlı kilisesinde günlüğü üç dolara rahip yardımcılığı yapmaktadırlar. Günah çıkartma odasında konuşulanlara olan merakları nedeniyle bir gün odaya saklanırlar ve birinin gelip konuşmasını beklerler. Günah çıkartmak için gelen bir kadının itirafları sonrasında şaşkınlıktan sfenks gibi hareketsiz oldukları anda kadının; “Beni dinlediğiniz için size minnettarım. Anlattıklarımı kendinize saklayacağınıza eminim çocuklar.” demesiyle peder dışında birine üstelik iki çocuğa derdini döktüğünü bildiği anlaşılır. Dertlerin, konuşulduğunda yok olmasa da hafiflemesine vurgu yapılan sahnede, ruhsal problemlerin profesyonel destekle aşılabilmesinin mümkün olduğunun altı çizilmektedir. Bu sahnede; dört ana karakterin ıslahevinde yaşadıklarının nitelikli ve bilinçli destekle tedavi edilebileceği seçeneğine yapılan bir gönderme gibidir.

İkinci sahne ise Peder’in çocuklarla kurduğu iletişimin mekânı üzerinedir. Bir liman işçisinin oğlu olan Peder Bobby (Robert De Niro) kiliseye dâhil olmadan önce çeşitli suçlar işlemiş biridir. Filmde, Hell’s Kitchen sakinlerinin dini tutumlarını, Katolikliği ve kiliseyi temsil ederken çocukları koruyup kollamaya özen gösteren bir karakterdir. Çocukların eline silah alarak yapacağı şeylere engel olmak adına çeşitli yollar dener. Okul dışında yapabilecekleri aktiviteler önermek, dertlerini dinlemek, hastanede olduklarında ziyaretine gitmek bu yollardan bir kaçıdır. Öğütlerinin dikkate alınmasını sağlamak için kilisede olmaya gerek duymaz. Öğüt ve yönlendirmelerini interaktif iletişim içinde olabilecekleri basket potasının önü gibi çeşitli mekânlarda yapar. Basketbol topunu sektirirken, Michelangelo 'nun Vatikan’da Papa’nın resmi ikametgâhı olan Sistina Kilisesi’nin tavanını 9 yılda nasıl boyadığını anlatarak örneklem yaptığı bu sahne kayda değerdir.

Konu hakkında ele alınacak üçüncü ve sonuncu sahne ise; anlatıcı Lorenzo’nun ıslahevindeki gardiyanların dini inancını alaya alarak kötü davranışlarına devam etmesi üzerinedir. Peder Bobby’ye başından geçenleri anlattığı sahnede; gardiyanların kendisine yaptığı her kötü davranış sırasında tanrıdan yardım dilemesine rağmen durumunda değişiklik olmamasına dikkat çekmektedir. Bu nokta onu tanrının ve dinin varlığını sorgulamaya iten temel nedendir. Arkadaşları ile birlikte yaşadıklarını bilinçli bir şekilde unutma seçimlerine sadık kalarak o güne dek hiç kimseyle paylaşmadığı hayatının “giz” ini Peder Bobby’ye anlatması oldukça zor olur. Söz konusu sahnede; istismarların ayrıntılarını izleyici duymazken pederin ve mahalle arkadaşı Carol (Minnie Driver)’un yüzünden alınan yakın plan çekimler oldukça dokunaklıdır.

Tüm bunların yanında; izleyicinin “Bir filmde ilaç niyetine bir tanecik de olsa “iyi” bir figür olmaz mı?” şeklinde düşünme olasılığı dikkate alınarak senaryoya iliştirilen bir karakter dikkat çekmektedir. Filmin şiddet yanlısı tüm erkek kişiliklerinin ortasında pırlanta gibi ışık saçan biri vardır; ıslahevinde öğretmenlik yapan Ron Carlson (John Slattery). Tutuklu çocuklarla iletişim bağı kurmak için edebiyatı kanal olarak seçen Ron, anlatıcı Lorenzo ile Alexandre Dumas’ın ‘‘Monte Cristo Kontu’’ adlı eseri aracılığıyla iletişim kurar. Söz konusu kitap filmin sonuna doğru tekrar anılırken Ron, Lorenzo’nun tanıdığı erkekler içinde Peder Bobby dışında gangster olmayan tek rol modeldir. Peder karma bir model olsa da Edebiyat Öğretmeni Ron halistir.

Sonuç

Vietnam Savaşı’nda ölenlerin, feminist hareketi öncülerinin ve hızla değişen dünyanın çeşitli olaylarının gerçek görüntüleriyle filme konu dönemin küresel fotoğrafı çekilmektedir. Nostaljik ve reel unsurlar taşıyan bu durum “Acaba hikâye gerçek mi?” sorusunu akla getirmektedir.

“Siz çocuklar ekmek kadar yumuşaksınız bu başınız derde sokacak ve bu olduğunda canınız çok yanacak.” diyerek neredeyse kehanet çıkaran mahalle esnafının sesi izleyicinin kulaklarında yankılanırken etkisinde uzun süre kalınacak bir filmdir.

Yönetmen: Barry Levinson

Senaryo: Barry Levinson

Yapımcı: Barry Levinson

Oyuncular: Jason Patric, Kevin Bacon, Robert De Niro, Dustin Hoffman, Billy Crudup, Minnie Driver, John Slattery ve Brad Pitt

Yapım yılı: 1996

Süre: 147 dakika

Necla Dursun - 23.06.2021

,

302

Necla Dursun Hakkında

Necla Dursun

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin