Cennete Otostop - Adem Özköse

Cennete Otostop - Adem Özköse

Cennete Otostop - Adem Özköse

01.08.2011 - Misafir Köşesi
Cennete Otostop - Adem Özköse

Umut Osmanlı, Kitaphaber için kaleme aldı.

Bir insanın ne olursa olsun mensup olduğu dinden çıkması çok güç olabilir. Ancak İslam ile yüz yüze gelen bir daha İslam’ın ışığı altından kalkamıyor.

İslam’dan nefret eden, Müslümanların kötü insanlar olduklarını düşünen insanların, karşılaştıkları Müslümanlarla iletişimiyle ve Kur’an-ı Kerim tavsiyelerinin verdiği sonuçlarla İslam’a olan keskin dönüşlerin hikâyeleri…

Bazen aslında sandığımız şey olmadığımızı fark ettiğimizde, önümüze bir ışık çıkmasını bekleriz. İnandığımız sürece bu ışık bizi doğru yola çıkaracaktır. Adam Özköse’nin bizlerle buluşturduğu Cennete Otostop adlı kitabında, bu ışığı takip eden insanların hidayet öykülerini kendi ağızlarından bizlere aktarıyor.

Çoğu zaman çok zor gibi görünen olaylarda attığımız her adımda önümüzün ne kadar açıldığını görüyoruz. Yolun sonuna vardığımızda da bizleri bir şeyin sarıp sarmaladığını hissediyoruz. Sonradan İslam ile tanışan Müslüman kardeşlerimizin çıktıkları bu zor yolda önlerine çıkan lütuflara ve bu lütuflarla bütünleştiklerini Âdem Özköse’ye verdikleri röportajlarından şahit olabilirsiniz. Bu röportajlarda Aslında bizlerin İslamiyet’ten kopuk yaşadığımızı göreceksiniz. Hayatlarını Kur'an-ı Kerim ile bu kadar güzel şekillendirmelerine hayran kalmamak mümkün değil. İnanma arzusuyla yaşayan bu insanların, İslamiyet ve Allah'ın varlığını gördüğünde bir dakika bile beklemeden Kelime-i Şahadet getirmeleri insanın iman duygusunu coşturuyor. Kimisi Hristiyan kimisi Musevi hatta ve hatta ateist… Bu inançlarla ruhunu doyuramayan insanların İslam ile tanıştıklarında hayatları tamamen değişiyor. Ruhlarındaki ferahlama, yüzlerindeki ifadeye kadar her şeylerinin değiştiklerini anlatıyorlar. Müslüman olduktan sonra yaşadıkları zorluklar, çevrelerindeki insanların onlara karşı bakışları ve en önemlisi de onların peşinden Müslüman olanlar… Hepsi ve daha fazlası İslamiyeti bugün hakkıyla yaşayan insanların ağzından dökülüyor. Gerçek karşısında kalpler buz gibi çözülüyor. Söylenecek tek bir söz kalmıyor, Allah'tan gayrı. İslam ile tanışmamış yahut İslam'a girme çabasında olanlar için gerçekten büyük nimet. Çünkü burada okudukları yüksek ihtimalde kendi hislerine denk olacaktır. Burada İslam'a girmiş kişiler mensup oldukları dinlerin inançlarında, sohbetlerin de olan çelişkilerden bahsetmektedirler. Bunun karşısında da Kur'an-ı Kerim'i bir kere okuduklarında bu intizamın ihtişamına kapıldıklarını anlatıyorlar. Akıllarındaki sorular onları yorduğu sırada duydukları ezan sesinde dinleniyorlar, huzur buluyorlar. İslam ile tanışmadan önce Müslümanlar hakkındaki düşüncelerinin daha sonra Müslüman kişileri tanıdıkça tamamen değiştiğini anlatıyorlar. İslam’a olan ön yargılarının dayanaksız kalmaları İslam’ı daha da merak etmelerini sağlamış. İslamiyet’in birleştirici etkisini hayatlarına yaydıklarını ve tanıştıkları Müslümanların onları çok içten karşıladıklarını anlatıyorlar. Neredeyse hepsi İslam’a girmek için İslam ile alakalı detaylı bir araştırma yapmış, bu da onların moda dinlere mensup olma çabası değil gerçekten inanma duygusunun varlığını hissettiriyorlar. Dini görevlerini aksatmadan yerine getirmeleri İslamiyet’e bağlılıklarının göstergesidir.

Bu kitapta düşünülmesi gereken bir diğer nokta aileden itibaren Müslüman olmamızın onların Müslümanlıklarından farkı… Bizler İslam ile büyüdük, peki biz ne kadar bağlıyız? Acaba biz onlar gibi Allah bunu emrediyor diye hayatlarımızı değiştirebiliyor muyuz? Görünür de şöyle bir durum söz konusu; bizler diğer insanlardan bir sıfır önde başladığımızı düşünüyoruz. Zaten Müslüman’ız kesin cennete gireceğiz, ne yaparsak yapalım. Biz İslamiyeti coşkulu bir şekilde yaşamıyoruz. Ezan okuduğunda kaçımızın kalbi titriyor ya da şöyle soralım gün içinde kaç kere ezanın sesini duyuyoruz. Namaz kılmayı hiç katmıyorum. Sonra da biz Müslüman oluyoruz. Evet, Müslüman’ız ama hakkıyla Müslüman olanlardan mıyız? Bu soruları hiç sormayız kendimize, günlük hayat tempomuzun bol bahaneleriyle avunuruz. Kur'an-ı Kerim'i ayda yılda bir elimize alırız ama magazin dergilerinin diğer sayısını heyecanla bekleriz. O kadar garip ki birileri doğru yolu bulmak için çabalarken, bizler doğru yoldan çıkmanın yollarını arıyor gibiyiz. Bu kitap bana ‘bir bak'sen ne için yaşıyorsun dedirttirdi. Hayatın gerçek manasını çoktan unutmuş, kendi küçük dünyalarımıza hapsolmuşuz. Oysa kitapta bir Londralı İslamiyeti daha yakından tanımak için Suriye'ye gidiyor. Kimisi bir papazken, kimisi misyonerken, kimisi uyuşturucu kaçakçısıyken bu hayatların kıyılarından İslam'ın berrak denizinde buluyorlar kendilerini. Bizler bu berrak denizin bize yasaklamalar getirdiğini düşünüyoruz. Kitaptaki çoğu röportajda, konuşan kişilerin şaşkınlıkları tanıdıkları bazı Müslümanların İslam ile yaşamadıkları olmuş. Doğru söze ne denir? Biz İslam ile yaşamaya çalışmıyoruz, planlarımızın içine dini görevlerimi katmıyoruz. Hatta ve hatta hayatımızı İslam’a göre şekillendireceğimize, İslam’ı hayatımıza uydurmaya çalışıyoruz.

Âdem Özköse’nin bizlerle buluşturduğu şaşırarak ve hayranlıkla okuduğum bu kitapta, Müslüman olanlar adına sevindim ve bunların karşısında kendi eksikliklerimin çok fazla olduğunu görüp üzüldüm. Bu hidayet öykülerinde belki bizler de tam manasıyla hidayete ermenin onurunu yaşayacağız.

Adem Özköse
Cennete Otostop
Pınar Yayınları
191 Sayfa

Misafir Köşesi - 01.08.2011

,

3116

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

2010-2017 yılları arasında destek vermiş arkadaşlarımızın yazıları... İlaveten alıntı olmadan ya da talepleri üzerine daha önce yayınlanan yazıları misafir ettiğimiz kalemlerin yazılarını bu profilde paylaşmaktayız.

Yorumlar
  • Feyzi Baran 2011.08.01 08:06

    şimdiden okumayı istediğim kitapların arasına girdi bile...

  • Ömer Faruk KARATAŞ 2012.01.12 00:31

    Heyecan verici, değişik bir kitap. Bilmediğimiz, belki de bilmemiz istenmediği için duy(urul)madığımız bilad-ı müsliminde neler oluyor, neler yaşanıyor, hangi bedeller, hangi ihanetler yada tersinden fedakarlıklar söz konusu... Küresel emperyalizmin kör, sağır ve dilsiz kıldığı bir dünyada, hakimiyetin tek Allaha ait olduğunu bilmesi, hatırla(t)ması ve söylemesi imanının gereği olan müslümanların tavır tercihi bellidir. Ama neye inandığını dahi bilmeyen müslümanlara ne anlatabilirsiniz ki? Offfffffffffffffffff of...

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin