Ceviz Sandıklar ve Para Kasalarının Arzuhali

Ceviz Sandıklar ve Para Kasalarının Arzuhali

Ceviz Sandıklar ve Para Kasalarının Arzuhali

22.02.2021 - Ülker Gündoğdu
Ceviz Sandıklar ve Para Kasalarının Arzuhali

Bir kitap yerinden hiç çıkmayan o kuşkunun cevabını verir. İnsanı ayakta tutan değer verdiği şeylerden en önemlisidir kitaplar. Ceviz sandıklar ve para kasaları adlı eser, Ali Ayçil’in okura eşsiz deneyimler kazandırdığı deneme kitabı olarak uzun zamandır raflarda. Diğer kazandırdığı eserler ile şiir, deneme ve hikâye alanında iyi bir katkı sağlamaktadır. 2002 yılında Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları adlı deneme kitabını yayımlayan Ali Ayçil’in, bu kitabı çeşitli kavramlar ve olaylar etrafında kaleme aldığı denemelerin bütünlüğünden oluşmaktadır. Yazar, yaşamın ayrıntılarına farklı bir gözle bakmaktadır.

Kelimeler eşya ile var olmaktadır. Kelime eşyanın ortak özelliğidir. İnsan için araç olmalıdır. Hayat kelime ve eşya ile anlam bulur ve kaybolur. Miadına yüklenen değere bağlıdır. Eşya, ihtiyaç anlamlandırma aracı, olduğu oranda tarihi, kültürü yansıtmaya yaramaktadır. İnsanın, zihniyle insanı saran eşya, sevgisinin kaynağı hatırasıdır. Kendisini eşyasıyla ifade etmeye çalışır insan. Eşyayı dost ve sırdaşı beller. İç içe birbirlerine geçerek hayat verir.

Eşya insanın bir parçası, gerçekte onunla cisimleşmiş halidir. Bizzat en temel olan; eşyanın insan üzerinde maddi ve manevi varlığının kökten ilişkisinin vazgeçilmez olduğudur. Eşyaların zihinsel etkileri kavranamayacak bilgi nesneleridir. Kişinin eşyaya olan bağlılığı iç gözlemlerinin ilkesidir. Yaşama eşya ile atfeder insan. Sosyal statülerinin bir işaretidir. Manevi yoksunlukta olan insan, madde âlemini temsil eden eşyaya tutunmaktadır. Eşya var olma zincirinde veya düzeninden çıkarılamayacaktır.

İnsan dışsal ilişkilerini içsel özleriyle düzenlenişini düşünce bilgisiyle sağlar. İnsanların başkalarına bir hayat öneremeyecek kadar güvenirliğini yitirmesi sonucu eşya ile bağı artmıştır. İnsan çektiklerini paylaşamadığı için eşyalarıyla söyleşmeye başlar. Ceviz sandıkta, gizlenmiş hayatların anıları tutunmaktadır. Ceviz sandıklar kadına ait olup onun, koruduğu mahremiyettir. Para kasaları erkeğin gücünün deposudur. İnsanlar acılarını paylaşacakları eşyaları hayatlarından çekildiği için yıkılırlar. İnsana eşyalarıyla dertleşmek düşer. Eşya o bitmek bilmez sabrıyla dinler, dinlerken halden hale giren insan pişer. Dünya bize uzak bir yerdi. İçimizin hemşerisi olan hayatın acemisi olan insan; mutsuz oldukça, hiçbir şeyi düzeltemeyince eşyaya tutundu.

Ali Ayçil, boşluğa düşmemek için insanlarla, canlılarla ya da eşyalarla çevremizi kuşattığımızı belirtmektedir. Eşyaların bir ruhu olduğunu ve insanın kendine en yakın olanını tercih ettiğine değinir. “Bir toplumun tarihi, tercih ettiği eşyaların tarihidir. Örnek mi? Hepimizin çokça aşina olduğu “ceviz sandıklar” ve “para kasaları” olduğunu aktarmaktadır. Ninesi’nin ceviz sandığının içine doldurduğu güzel günlerin merakına düşmektedir yazar. Sabrı öğrettiğini, beklemeyi bekletmeyi, tahammülü ve bağlanmayı öğrettiğini ifade etmektedir. Para kasalarının gücüyle her bir anını yağmayla geçirdiğini, sabırsız, hırçın, aceleci, çalıcı çırpıcı olduğuna dem vurur. Ceviz sandığın kadına ait ve onun koruduğu koca bir mahremiyetin tılsımlı bir sırdaşıdır. Para kasaları erkeğin gücünün loş deposu, bozulmuş bir güven, içinde kirli ellerin parmak izleri bulunan karanlık mağarasına benzetmektedir. Ayçil, eşyalar üzerinden bulunduğu çıkarımla, iyiliğin yerine kötülüğün alacağı kaygısını aktarmaktadır. Bu bizim, değerlerimizi koruyamadığımızı göstermektedir. İnsanın eşya ile ünsiyeti; manevi bağlarının kaybolmasına neden olmaktadır. Değerlerimiz yitirmenin kendimizi yitirmek olduğunu görememekteyiz.

Bir şey eksik, ama ne? Eksik tarafımızı eşyalar ile tamamlama çabası boşu boşunadır. Ona yüklediğimiz anlam bizi çevremizden uzaklaştırmaktadır. İçimizden gidenler yüzünden; Kafka, romanı kahramanı Gregor, gibi dönüştük. Burçak tarlalarına, karlı dağlara, denizlere baktıkça azaldık. Zamanın yuttuğu bir takvim yaprağıydı gidenler. Aradığımız aşk gölge gibi aramıza karıştı, kimsenin giremeyeceği sır bir hazinedir artık. Aramaktan vaz geçtik. Bu sızı hiç geçmeyecek ve biz ağırlayacağız. Dünyaya atıldığımız yere; yarım kalan çocukluğumuzla, insanlarla ve eşyalarla baş başa bırakılmış ruhumuz. Yoksa eksik olan biz miyiz?

Sadi’nin de dediği gibi:

“Eskiden dünyada, görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu, insanlar vardı. Oysa şimdilerin dış görünüşleri derli toplu, ama iç dünyaları dağınık.”

Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları

Ali Ayçil

Timaş Yayınları

Sayfa 142

Ülker Gündoğdu - 22.02.2021

,

1360

Ülker Gündoğdu Hakkında

Ülker Gündoğdu

Okumaya başladığımdan bu güne bulabildiğim her tür kitabı okumaktan duyduğum zevk daha fazla okumaya teşvik etti. Bir çok alanda okuma gayreti ile beni seçen kitapları okuyorum. Bilgi birikimimi paylaşma isteği ile uygun platformlarda okur yazar olarak okuma sevgisine farkındalık oluşturmak için kitaplara verdiğim anlamı aktarıyorum. Bibliyomani değilim sadece bir kitap daha okuyacağım…

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin