Çiçeklerin Zekâsı ve Anlamları Üzerine

Çiçeklerin Zekâsı ve Anlamları Üzerine

Çiçeklerin Zekâsı ve Anlamları Üzerine

13.12.2020 - Bilal Can
Çiçeklerin Zekâsı ve Anlamları Üzerine

Çiçeklerin Zekâsı adlı eser, Nobel Ödüllü Belçikalı yazar Maurice Maeterlinck’in dilimize kazandırılan deneme kitabı. Türkçe’ye çevrilen ilk eseri bir tür çocuk kitabı sayılan Mavi Kuş adlı eseriyle pek bilinmeyen Maeterlinck’in bu eseriyle birlikte yeni eserlerinin de dilimize kazandırılması Türk okurları için önemli olacaktır. Özellikle tiyatro ve roman alanında eserler veren Maeterlinck, deneme türünden verdiği Çiçeklerin Zekâsı adlı eseriyle iyi bir denemeci olduğunu da göstermiştir. Çiçeklerin Zekâsı adlı eser, bilim ile edebiyatı bir potada ustaca eriten bir kalemin eseridir. Eser, çiçekler hakkında detaylı bilgiler vermesinin yanında çiçekler üzerine detayları da farklı türler üzerinden ele almakla birlikte bu denemeler bir araştırmacının dikkat ve rikkatini içermektedir.

Çiçeklerin Zekâsı adlı eser, esere ismini veren bölüm ile birlikte, Korkular, Saatlerin Ölçümü, Ahlakımızın Endişesi, Boksa Övgü, Kral Lear Hakkında, Savaşın Tanrıları, Kırgınlığın Bağışlanması, Kaza Psikolojisi, Toplumsal Sorumluluğumuz, Ölümsüzlük bölümlerinden müteşekkil on bir bölümden oluşmuştur. Uzun yıllar tiyatro eserleri üzerine çalıştığı için Kral Lear bölümü Shakespeare incelemelerinin bütüncül bir bakışı hükmünde. Özellikle tiyatro alanında çalışanların daha çok ilgisini çekecektir bu bölüm.

Çiçeklerin Zekâsı, botanikçilerin odağı olan çiçekler üzerine incelemelerin bilimsel dile boğulmadan, edebî bir dil zevki içerisinde aktarılmasını içermektedir. Maeterlinck, bitkilerin bilinen yönlerinden ziyade kendisine odak noktası olarak “zekâ” konusu üzerine yoğunlaşmıştır. Belirli çiçekler üzerinden hareketle çiçeklerin genel olarak kendilerini nasıl değiştirip dönüştürdüklerini, nasıl tepkimeler gösterdiklerini, farklı iklim ve yer koşullarında nasıl davranışlar sergilediklerini “zekâ” olgusu üzerinden açıklamaya çalışmaktadır.

Maeterlinck, çiçekler üzerine yoğunlaştığı ve kitaba ismini veren bölümde, çiçeklerin hiçbirinin akıl ve beceriden yoksun olmadığını, hepsinin belirli bir amaçsallık göstererek yaşam formları dâhilinde durmadan çoğalarak yeryüzünü güzelleştirmeye ve fethetmeye devam ederler. Bunu yaparken de kendisine bağlı hayvanların da yaşam alanlarını genişletmekte, doğadaki mücadelesini kuvvetlendirmektedir. Maeterlinck, çiçeklerin dirençleri ve yayılım biçimlerini aktarırken çiçekler ile insanlar arasında da bağlar kurarak aktarımlarda bulunur, bu sayede çiçeklerin özellikleri ile insanlar arasında bir bağ kurarak bu özelliklerin kalıcı olmasını sağlamaktadır. “Yaşamda maruz kaldığımız acı, ölüm yaşlılık gibi bizi ezen çeşitli zorluklara karşı bahçemizdeki herhangi bir çiçeğin gösterdiği direncin yarısını ortaya koyabilseydik eğer, yazgımız şimdikinden çok daha farklı olabilirdi” s.9

Maeterlinck, insanlar ve bitkiler üzerine aktarımlarda bulunurken insanların sergilediği davranış biçimleri ile bağ kurarak aktarımlarına devam eder. Ağaçların, bitkilerin, çiçeklerin birbirine benzer davranış biçimleri gösterdiklerini de aktarır. “Ağacın veya bitkinin dibine düşen her tohum kaybolur ya da acınası bir hâlde filizlenir. Bu andan itibaren boyunduruğu kırmak ve alanı fethetmek için olağanüstü bir çaba sergilenir. Bu çabanın tezahürlerini ormanlık alanlarda görebildiğimiz olağanüstü havalanma, taşınma ve yayılma sistemleri devreye girer” s.9. Bu aktarımında Maeterlinck, bitkiler üzerine yapmış olduğu ayrıntılı gözlem ve incelemelerin ayrıntılarını da paylaşır, deneme türünden yazdığı bu yazıyla bir nevi deneme türünün alanının nerelere yaslanabildiğini, bilimsel bir tez olmamasıyla birlikte bilim ve gözlemden olabildiğini de gözler önüne sermektedir.

Bütün ulusların edebiyatında bitkiler üzerine önemli ayrıntılar mevcuttur. Endemik, epidemik ve pandemik olarak değerlendirilen bitkiler, belirli sınıflandırmalarla edebî eserlerde aktarılır. Kimi yazar, salt bir nesne olarak bunları ele alırken kimisi özne konumunda değerlendirir. Kimisi için ağaç, salt bir ağaç iken kimisi içinse o ağaç meşedir, çınardır, çamdır ve hatta bu türlemeler arasında da ayrı bir türe vurgudur. Bu bakımdan doğa ile yakın teması olan yazarlar bitkiler üzerine yoğun ve ayrıntılı bir bakış sergilerken, odağında doğa olmayanlar ele aldıkları unsurlarla kentler üzerine yoğunlaşarak farklı yaklaşım biçimleri sergilemiştir. Ama ele alınan anlatı türlerinin hemen hemen hepsinde mutlaka bir mekân vardır ve bu mekân doğanın yansımasıdır, her ne kadar değiştirilmiş ve dönüştürülmüş olsa da çiçeklerin ihtişamından ve kuşların sesinden arınık bir edebiyat düşünülemez.

Maeterlinck, edebiyatın bu unsuru üzerinden önemli ayrıntıları kimi zaman farklı yazarlar üzerinden de temellendirerek aktarır. Botanikçilerden elde ettiği bilgi ve ayrıntıları doğaya açılarak irdeler ve bunu bitkiler üzerinden gözlemlemeye çalışır. Ele aldığı kimi bitkiler; semafor, güneş gülleri, sinekkapan, erişte otu, dalgıç çanı, su saçağı, göl kestanesi, vallisneria, bostan bozan otu, semirten, dikenli pıtrak, yuğuşyüreği, ısırgan otu, sardunya, nane, sedefotu, tarla atkuyruğu, şam çörek otu, su ibriği, trompet sürahisi, ada çayı, fundalıklar, bayan terliği, orkide ve daha niceleri bu eserde ismen geçen, kiminin ismini bilmemize rağmen, kimisini ilk kez duyacağımız bitkiler bunlar. Maeterlinck, bu bitkileri ele alırken, üzerinde durduğu husus; çiçeklerin geliştirdiği buluş ve farklılıktır, bunu şu ifadelerle insanlar ile ilişkilendirerek anlatır: “çiçeklerin küçük buluşlarına, farklı davranışlarına yakından bakarsak, insanın mekanik dehasının tüm zenginliklerini ortaya çıkardığı takım tezgâhının ilgi çekici işleyişini anımsarız” s.31

Çiçeklerin Zekâsı adlı eser, çiçek özelinde bir doğa ve tabiat farkındalığı açısından önemli bir kitap. Diğer bölümlerin ayrıntılarına girmeden salt bu bölüm üzerinden konuşulacak ve üzerinde durulacak çok unsur mevcut. Eserin, çevirisinin başarısı ve “çiçek” konusunu ön plana alan kapağıyla dinlendirici bir kitap olduğunu söyleyebilirim. En azından benim için bir haftasonu güzellemesi yapmak için ve dünyanın gürültüsünden bir nebze olsun uzaklaşmak için güzel ve farklı bir okuma edinimi oldu.

Maeterlinck, M. (2020). Çiçeklerin Zekâsı. (Y. Yenen, Çev.) İstanbul: Ketebe Yayınları.

Bilal Can - 13.12.2020

,

3939

Bilal Can Hakkında

Bilal Can

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede "Mustafa Kutlu Öykücülüğünce Mekân: Bir Edebiyat Sosyolojisi" teziyle tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı. Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.  Yayınlanmış 3 kitabı vardır. 

twitter: @bilalcan1

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin