Çingene Kral Tony Gatlif

Çingene Kral Tony Gatlif

Çingene Kral Tony Gatlif

03.06.2016 - Süleyman Yakupoğlu
Çingene Kral Tony Gatlif

Çirkin adamın güzel sineması. Kendi kendisini var etmeyi başarabilmiş,’’tırnaklarımla kazıdım’’ sözünün karşılık bulmuş hali. özgürlük üzerine bin bir desen taşıyan Çingenelerin annesi, babası,ağabeyi, kardeşi, kısacası her şeyi. Sulukulenin fatihi..

10 Eylül 1948 yılında Cezayir de dünyaya gelen Tony Gatlifin babası Cezayir berberisi, annesi ise Endülüslü bir romandır. Küçük yaşlarda iken Cezayir bağımsızlık savaşı esnasında Fransa’ya gitmiştir. Yoksulluk sebebi ile sokaklarda, kaçak olarak girdiği sinema salonlarında uyumuştur.

Uyuduğu bir sinema salonunda ‘Serseri Aşıklar’ filmini izledikten sonra sinemaya aşk beslemeye başlamış ve Martial Solal’ın müziğine çarpılmış. Tiyatro seçmelerine girmeye karar vermiş fakat okuma yazma bilmediği için mülakat sınavında gözlemlenecek olan Apollinaire’in ‘mirabeau köprüsü’ şiirini sesli dinleyerek ezberlemiş.

Tony Gatlif sinemada söyleyecek sözleri olan birisi. Söyleyeceklerini, hayata olan eleştirisini, sevincini, hüznünü, düşmanlığını, dostluğunu sinema ile dile getiriyor. Bu dile getirişi ise egemen sınıflar yerine azınlıkları konu edinerek başarıyor. Egemen sınıfların kendisini kaybetmişliğini, yaşadıkları içi boşaltılmış hayatları, birbirlerini iyi tanıyor edasındaki sahtekârlıklarını bir sandığa koyup, asma kilidi vurmuştur. Sandık üzerine bağdaş kurup, ıslık çala çala gerçek hayatı izlemeye koyulmuştur.

Klişe azınlık hikâyeleri yerine, bu klişelerdeki ağır ajitasyon yerine yaratıcılık sihrini kullanıp kendi dünyasını yaratmış. Zaten acı olan hikâyelere biraz da olsa mutluluk serpiştirmeye çalışmaktadır. Filmlerine profesyonel oyunculara çok az yer veren yönetmen genel olarak amatör oyuncularla ya da oyunculukla alakası olmayan gerçek halkı kullanmaktadır. Gerçek Çingenelerle gerçek Çingene hayatına dair gerçek öyküler.. Amatörlüğün tatlılığından, masumiyetinden ve sıcaklığından yararlanarak, filmi kısık ateşte 15 dakikada kaynatmayı başarabilmekte.

Latcho Drom’da müzikal belgeselin zirvesini yapmış ve Çingenelerin hayatlarına müzik tadında bakmış, Gadjo Dilo da müzik peşine, babasını ve kendisini büyüleyen sesin peşinde koşan, diyar diyar gezen genç Fransızın Çingenelerle giriştiği biraz acı, biraz fazla tatlı, ucundan aşık, bol kepçe müzikli uğraşı, Vengo filminde gelenek, görenek curcunasında boğulmakta olan yeğenini kurtarmaya çalışan hüzünlü amcanın hayat ve ölüm çizgisini birleştirmesini, Exils’de ise Fransan’da da yaşayan genç Cezayirlinin ülkesine dönüş çabasını fevkalade bir yol hikayesi şekline anlatmış – ki bence bu film yönetmenin kendi hayat hikayesine bir göndermedir-, Transylvania’da ise Birol Ünel’in müthiş oyunculuğu eşliğinde aşk üzerine böylede gidilip böyle de vurulmaz ki dedirterek aşkın aşk olduğunu göstermiş, Liberte’de ise özgürlüğün ne kadar pahalı olabileceğini, özgürlük uğruna nelerden vazgeçilebileceğini yine Çingenelerle seyirciye göstermiştir.

Aynı zamanda oyuncu ve müzisyen de olan Gatlif filmlerinde müziği de bir oyuncuymuş gibi kullanmayı iyi biliyor. Birçok filminin müziğini de kendisi bestelemiştir. Bu olayı bir de bu müzik eşliğinde izleyin mesajını ne de güzel ne de acımazsız vermektedir. Film müziklerindeki tılsım izleyiciyi oynatırken ağlatabilecek bir özelliğe sahip.

Romain Duris ile çalışmasını seven yönetmen iki filminde başrolü bu harikulade oyuncuya vermiştir. Duris ise bu rollerin hakkından fazlasını vermiş. Karakter yaratmakta farklı bir güce sahiptir Tony Gatlif. Genel manada salaş karakterler yaratır ve yarattığı karakterlere kadın erkek ayırmaksızın âşık eder. İlk kez kamera karşısına geçen bir Çingenenin nasıl bu kadar iyi bir oyun çıkarttığını anlayabilmek mümkün değil. Yüzükleri filmlerinde kullanmayı çok seven yönetmenin her filminde mutlaka bir oyuncuda çok fazla yüzük bulunmaktadır. Çingenelerin takıya olan düşkünlüğü mü denir yoksa yönetmenin kendi düşkünlüğü mü bilinmez ama yüzükler vazgeçilmezdir.

Filmlerini müzikle dans ettiren bu çirkin adamın mükemmel sineması dünya sineması için büyük bir kazanımdır. Sulukule semtini de iki kez ziyaret etmiş ve Çingene dostlarına gereken ilgiyi göstermiştir. Türkiye de yaşayıp da Sulukule’den, Çingenelerden haberi olmayan onlarca sanatçı varken dünyanın herhangi bir yerindeki ve yine dünyanın en büyük yönetmenlerinden,sanat şahsiyetlerinden birisi olan Tony Gatlif’in çıkıp gelmesi ne büyük bir şeref,alçak gönüllülük ve özveridir..

Eğer canınız sıkkınsa ve kendinizi hayatın boşa akan nehrinden bir an olsun kurtarmayı başarabilirseniz bir Tony Gatlif filmi açın ve izleyin. Anlamaya çalışmayın, yargılamayın, eleştirmeyin sade ve sadece izleyin. Film bittiğinde içinizdeki tarif edilemez huzuru bir sosyal medya sayfasına ya bir kısa mesajda bulmayacağınızı anlayacaksınız.

Süleyman Yakupoğlu - 03.06.2016

,

1042

Süleyman Yakupoğlu Hakkında

Süleyman Yakupoğlu

1990 yılında herhangi bir şehrin herhangi bir kasabasının herhangi bir köyünde sabaha karşı dünyaya geldim. Gece uykusundan hoşlanmam, gündüz uykusuna bayılırım. Yıllarımı okul hayatının her zaman çok zor olduğunu ve asla başaramayacağımı düşünerek geçirdim. 2014 yılında gazetecilik bölümünden mezun oldum. İçimdeki sinema sevgisi sebebiyle gazetecilik yapmak yerine sinema yapmayı tercih ettim ve tüm emekleri, yaşanmışlıkları rafa kaldırdım. Hata yapıp yapmadığımı gelecekte göreceğim. Şimdilik başkalarının çektiği filmleri sinemada oynatıyorum. Müziği sevdiğim gibi müziğin filmin gıdası olduğunu savunmaktayım. Bağımsız sinemanın da en az bir yerlere bağımlı sinema kadar etkili olduğunu düşünüyor ve savunuyorum.

Yorumlar
  • Büşra. 2016.06.03 13:17

    Bunu görmek sevindirici oldu.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin