Çivi'ye Zeyl

Çivi'ye Zeyl

Çivi'ye Zeyl

31.01.2014 - Merve Yüksel
Çivi'ye Zeyl

(şiir yüreğine âmade olduğum değerli hanımefendi 
Mehtap Altan'ın aşk-ı melâli için...)

Sabahın ılık yeliyle gönderiyorum bu satırları sana. Sevgimi, hasretimi, selamımı yüklüyorum seher yeline, dertlerimi değil... Sana hitabıma yürekler dolusu sevgilerle başlamak istiyorum.

"yetmez
yetmez , içindeki kuyudan çıkarmaya
umudun gelin olmuş cümlelerini !" (çivi /syf-17)

diyorsun. Bilmem, yüreğimdeki sevginin ne kadarını dökebilirim bu satırlara? Güneşin yakamozlarla göz kırptığı gibi belki. Belki de kırda biten bir tek papatya gibi. Duygulara kelime kılıfını geçirmek kolay değil ki...

"yoksa
yoksa çaylak bir uğultunun koynuna mı girdi
çeyiz sandığında solukladığım
naftalin kokulu sayıklamalarım. '' (çivi/ syf-44)

Ne zaman rastgele bir sayfa açsam kitabından, mısralar üzerinde akustik bir hava estiriyorsun. Bir ateşten söz ediyorsun. Kalbinin en derin köşesinden fışkıran bir his demeti nasıl yakıcı kelimelerden örülmüş? Nasıl bir çığlık seninki böyle?

"âh harlı üşümelerin
kaneviçe işlemeli miladı!
tutsaydın ipek dokumalı mavi ufuklardan
yaşam ıslaktı
yaşam çaylaktı
ama!.. " (çivi/syf-45)

diyorsun. Kelimelerine dokunamıyorum, yakıyor, içimdeki ateşi harlandırıyor, kor gibi için için yakıyorsun. Yanıyorsun...

Hani seherlerde tatlı bir serinliğe bürünür hava, titreyiverirsin aniden. Gözlerin hep güneşin doğacağı tarafa bakar. Senin yaşam dolu mısraların da bana hep seheri anımsatır. Kitabını elime alıp mısralarının arasında seyre daldığımda, içimi aydınlattığın satırlarında gözlerim takılı kalır. Yüreğinin sıcaklığını hisseder, o tatlı ürperişi tekrar yaşarım. Bir mısranla aydınlanıverir içim.

Sen Anadolu'nun bereketli topraklarından bozkıra selam edersin, hep aynı iniltiyle ürperirir yüreğim. Yüreğimin fakirliği senin ihtişamına denk gelirken, şiirlerinin ardındaki duygu yüklü dünyalar aşikar oluverir. Seninle temaşa ederim o meçhul alemleri... Mana bulaşan kelimelerin tat verir düşünce soframa.

Buram buram Anadolu kokar bağrımda, pırıl pırıl yarınlar tüllenir gözlerimde.

"memleketim
umuda aşerdiğim yerde
saçlarımı tarayan muradım

çehremi arşınladıkça gökyüzü
Erciyes'in duvağında akar
gelincikler güncesi
efil
efil

sarıl çocuk!
Anadolu'nun bereketine sarıl
Niğde'nin bozkırları emziren teninde
kızıl elmalar büyüt

hadi
Bitlis'in kilim dokuyan minik elleri hadi
bir türkü mırıldan
yüreğinin gergefine akıt
ağıtının gönüllü teslimiyetini

sonra
sonra çocuk!

mor heybeler teyelle geceye
içinde Yeditepe İstanbul büyüten
hece
hece

sancılar damıtır türkülerin tınısı
hasretin yangınını tavaf eder gurbet
Adıyaman'dan çağırır rüzgar seni çocuk!
hüznü biçtiğin yerde
umudun hasadını toplar toprağın
dirhem
dirhem

ey köyümün yeşil mabedine şiir süren çocuk!
çöz çatlak dudaklarının acıya çalan nöbetini
ninnilerin ana kokusunu sarar
dadaşlar diyarından esen
Karadeniz'in hırçın saçları

yağ ovalarımın dağ doğuran bereketine
yağ çocuk!

memleketim
huzura göverdiğim yerde
soluğuma türkü olan sevdam!... "  (çivi/syf:58-59)

Bir demet Anadolu şiiriyle simgelediğim sevgimin, gönlümdeki manasını bir bilsen...

Keşke sana, ağzını gökkuşağı ile bağladığım bir bohça yıldız sunabilseydim. Memleketimin efil efil esen rüzgarlarıyla adını yazabilseydim toprağın bağrına. Kuşların cıvıl cıvıl sesiyle dile getirebilseydim teşekkürlerimi...

Ah,  seni yüreğinden tutup kendi âlemimde gezdirebilsem. Bozkıra hayat katan mısralarınla emek emek ektiğin tohumların goncasını gösterebilsem. Sevgi dolu söyleyişin, meltem rüzgarları estirirken mısralarında, binbir türlü çiçekten gergef gibi ördüğün gönül tahtıma, seni oturtabilsem. Dalgalı bir deniz gibi ritim ve ses yüklü şiirlerinin nasıl damla damla süzüldüğünü, düşüncemi rengarenk süslediğini bir gösterebilsem...

Gönülhânemdeki en güzel hitaplar deryaların biriktiği o güzel yüreğine, şiirlerine ve sanadır.

Mehtap Altan'ın değeri; böylesine içten bir şiiriyle yazmaya başlayınca daha bir artıyormuş meğer... Ne güzel mısralar, ne duru, sevgi dolu ve ne berrak söyleşi bu...

"sarıl çocuk !
Anadolu'nun bereketine sarıl
/
umudun hasadını toplar toprağın
dirhem
dirhem" (çivi/syf:58-59)


Bu mısralar aydınlık, günlük güneşlik ve berrak bir dünyaya çekiyor insanı... Toprak kokusunu, tarlalarda uğur böceği uçuran çocuk ellerini, o sırada biraz ötede salınan papatyaları gözler önüne getiriyor. Hayatın nabzını dinlemek gerektiğini fısıldıyor kulağıma...

En son kokuları unuturmuş insan beyni. Ben bu toprak kokulu aşkın, tazeleyici kokusunu,her şeye, herkese inat gönlümün en güzel yerinde misafir edip perçinleneceği ve beni yeniden mest edeceği umudunu taşıyarak okuyorum seni...

Bir defasında, muhabbetinin seyrine daldığım bir zaman diliminde sorduğum soruya şöyle yanıt vermiştin;

 - ''Neden Çivi?..''
-  '' Neden Çivi...
Çivi bir nedendir!..
Nedensiz sabır olmaz...
Canını acıtan da seni onaran da aynı şeydir aslında...
Çivi acıtır bazen ama en acıdığınız yerden iyileşirsiniz aslında!
bilmem açık oldu mu ki... ''

Neden Çivi diye başladığım kitabını elime alıp sayfalar arasında öylece seyre dalarım. O mısralar öyle oturur ki beynime,kalbime... Hayallerin ufuk çizgisinde birleştiği kimi zaman denizin dinginliğinde ve sonsuzluğunda, kimi zamansa Anadolu'nun yanık bağrından  esip gelen rüzgarlarla, kimi zaman kulaklarda martı çığlığı, kimi zamansa kalpte sağaltamadığım yaralarla okurum seni...

Sıkıntılı bir dönemin soluklanma yeriydi belki de Mehtap Altan şiirleri. Hissettikleriyle hayatın kendisi gibi. Hem de büyülü bir şeydi. İçine girince o büyünün, her şeyin geride kaldığı... Hayalleri de yanıma aldığım ayrı bir dünya gibi.
Sanırım terapi niyetine de okuyordum şiirlerini.

Mehtap Altan hanımefendiciğim, sen insanı aşık edersin. Bir kereliğine bırakmışsın kendini bu ''haz'' denizine, bizler de eşlik etmişiz sana, bu sayfalarda yürekten dökülen güzel terennümlerine eşlik etmişiz, gerçeğin ötesine geçmişiz.
Berrak uslûbun, içerik yoğunluğu taşıyan mısraların, ruh imbiliğinden şiir iksiri süzüp insanlara sunan güzellikte.

Mehtap Altan; hasret dolu yüreklere, şiir kadehiyle hayat suyu sunan... Anadolu insanını, toprağını, suyunu, şiirin bereketli ovalarında toplayıp,ekip, biçip, mısralarıyla resmeden... Nice gizem yüklü, ruhlara diriltici soluklar sunan şiirleriyle işte Mehtap Altan; böyle zarif ve nazenindirler, dokunduğu her kalbi güzelleştiren...

Öyle şiirler ki; soluğu efsunlu çizgiler sunan, Anadolu'yu kalbine bir harita gibi yerleştirmiş ve kalbini Anadolu'nun bağrına, Anadolu insanına bir ışık gibi sunan, his ve heyecan yüklü bir nedamet çığlığı mısraları, ufka kanatlanan...

Bir sarraf titizliğinde, hassas bir mizanda kaleme alınmış,monoton söyleyişlerden uzak, orijinal ve dikkat çekici, ritim ve ses süzgecinden geçmiş bu güzide şiirlere, kendinizi teslim edebilirsiniz; hasretle üşüyen yüreklerinizi ısıtsın diye...

Mehtap Altan'ın gönül dünyasına sevgiyle...

Keyifli Okumalar!

Çivi / Mehtap Altan
96 sayfa
Ferfir Yayınları  

Tacettin Dergâhı 

 

Merve Yüksel - 31.01.2014

,

2933

Merve Yüksel Hakkında

Merve Yüksel

Kitap sever, deniz sever, camilerin ezan seslerinin bereketinde yaşar; sadece olduğu gibi yaşamaya çalışan, gördüğünün ve yaşadığının hakkını vermeye çalışan bir kul...

 

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin