Çizgili Pijamalı Çocuk

Çizgili Pijamalı Çocuk

Çizgili Pijamalı Çocuk

10.12.2014 - Büşra Fındık
Çizgili Pijamalı Çocuk

"Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin." (Maide 8)

Yazıma ayetle başlıyor olmam şüphesiz ki sadece filmin değil, insan olmanın da temel hükümlerini içeriyor olmasıdır. Çünkü bu ayet insan olmanın temel çizgilerinden bahsetmekte.

John Boyne' nun Çizgili Pijamalı Çocuk kitabından uyarlanan, 2008 yapımı filmin yönetmenliğini Mark Herman üstlenmiş. İkinci Dünya Savaşı'nın acı yüzünü akıcı bir şekilde yansıtan film o günleri iki çocuğun masumiyetinin gölgesinde irdelemesi açısından da oldukça önemli. Filme giriş yapmadan evvel Nazi ailenin sekiz yaşındaki çocuğu Bruno karakteri Asa Butterfield ve toplama kampında yaşayan Yahudi ailenin çocuğu Shmuel'i canlandıran Jack Scanlon' un oyunculuk performanslarının filmin etkileyiciliğini arttırdığını söylemeden edemeyeceğim.

Filmin yapımının İngilizce olması bence duyguların anlatımı ve konum-yer bakımından filmi aşağı çeken negatif bir durum oluşturmuş. Çizgili Pijamalı Çocuk'un hikâyesi Nazi bir ailenin toplama kampı yakınlarına taşınmasıyla başlamaktadır. Nazi ailenin çocuğu Bruno sekiz yaşında henüz ırkların tel örgüsüne takılmamış masum bir çocuktur. Üst rütbeli bir asker baba, anlayışlı bir anne ve her şeyi kabullenmiş bir ablaya sahip olan Bruno bedenine büyük gelen bir sorgulama ile karşı karşıyadır. Bu süreçte zaman zaman babasını, gördüklerini ve savaşı sorgulamaktadır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında asker babanın yeni görev yerinin Austcwitz toplama kampının yanı başına düşen aile muntazam bir hayat sürmekte ve güçlü Almanya hayali içinde var gücüyle savaşa dahil olmaktadır. Asker baba ailesine karşı iyi davranışlara sahip olsa da, işine duyduğu inanç kirli savaşın içinde acımasız bir role sahip olması tüm iyiliğinin önüne geçmekte. Bruno'ya karşı ideal davranışlarda bulunmaya son derece dikkat eden babanın, Yahudi olduğu için insanların, insanlık dışı şartlarda çalıştırılmasına, gaz odalarında yakılarak öldürülmesine göz yumuyor olması bu yargıya varabilmemiz için yeterli olmaktadır.

Film Bruno'nun kamptan bir çocuk olan Shmuel' la arkadaş olmasıyla dramatik bir şekilde devam etmektedir. Tel örgünün iki tarafı çocukların dünyalarını ayıran keskin bir çizgi olmuştur. Film boyunca Bruno ile Shmuel dünyanın savaşına bir türlü anlam veremez. Bruno babasının ona aldırdığı faşist eğitime rağmen olayları sorgularken içten içe reddetmektedir.

Shmuel ise savaşa tam anlamıyla maruz kalmış Çizgili Pijamalı Çocuk karakteridir. Irkın ne olduğunun dahi ayırdına varamayan küçük Shmuel Bruno'nun çizgili pijama dediği kamp üniformasıyla, sürekli çalışmakta ve şiddete maruz kalmaktadır. Filmde psikolojik olarak derin tahlil edebileceğimiz görüntüler ve diyaloglar yoğun bir şekilde bulunuyor.

Benim dikkatimi çeken sahnelerden biri, iki çocuğun tel örgünün iki tarafında oyun oynadığı sahneydi. İnsanlık dışı uygulamaların had safhada hüküm sürdüğü bir ülkede çocukların aklındaki düşüncenin oyun oynayacak kadar masum olması oldukça etkileyici ve dramatik bir görüntü oluşturuyordu. Tel örgünün ayırdığı dünyanın kamp tarafı Dünyadaki maruz ve mahrum bırakılma halini özetliyordu. Bir diğer dikkatimi cezbeden nokta ise şu olmuştu. Filmin uyarlandığı kitapta geçen bir paragraf bir Alman çocuğu olan Bruno'nun kötülüğe uzaklığını şöyle anlatıyordu;

"Ona neden bu kadar üzgün göründüğünü sormayı düşündü, ama sonra kabalık olacağını düşündüğünden biraz tereddüt etti.Üzgün insanların bunun sorulmasını istemediklerini biliyordu."

Film Bruno'nun gizlice kamp tarafına geçip Shmuel'un getirdiği Çizgili Üniformayı giymesiyle kamptaki Yahudilerin arasına karışmasıyla devam eder. En sonunda Bruno, Shmuel ve bir oda dolusu Yahudinin gaz odasında yakılmasıyla ise oldukça ürpertici bir şekilde son bulur. Bu sahnede oldukça çarpıcı bulduğum başka bir ayrıntı ise şuydu; Yahudi Shmuel ve Alman Bruno ölürken el ele tutuşmuşlardı.

Film bittiğinde düşünmeden edemedim. Hayatı tüm anlamlarıyla bölen biz insanlar anlamı parçalarken, bunu tüm gözlerin görebileceği şekilde dönüştürmeyi de ihmal etmedik. Bizler tel örgüleri bulan bir türe aittik. Sadece bu sebepten bile olsa tel örgülerinizi sorgulayabileceğiniz bu film bana kalırsa acilen listenize girmeli.

Büşra Fındık - 10.12.2014

,

3917

Büşra Fındık Hakkında

Büşra Fındık

Merhaba ben Büşra. Müziklerin şiirlerin ve işte şu dünyadaki kederlenen insanların arasında kaybolmuşum. Genelde böyleyim zaten hiç bir zaman anlatacak ve sizin gözlerinizi kocaman açacak bir hikayeye sahip olmadım. Kimbilir olsaydı da anlatmazdım. İyi şeyler kaybolmayı göze alırlar. Bir şeyler yazsam iyi olacak çünkü, çünkü çünkü.. Bazen içinden çıkamıyorum. Şu sokakta yürümeye bile korktuğumuz dünyada, tam o korktuğunuz tüm sokaklarda şarkılarımı söylemek istiyorum.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin