Çokkültürcülük Tanınma Politikası Kitap Notları

Çokkültürcülük Tanınma Politikası Kitap Notları

Çokkültürcülük Tanınma Politikası Kitap Notları

09.11.2015 - Muhammet Güzel
Çokkültürcülük Tanınma Politikası Kitap Notları

“Liberal demokrasiler ilke olarak herkesin eşit olarak temsil edilmesine bağlıdır.” (sf.23)

 “Kamu amaçlarına hizmet eden kurumlarla özdeşleşemememiz, kamu kurumlarının kişisel olmama durumu, kendine özgü etnik, dinsel ırksal ya da cinsel kimliklerimize bakmaksızın hepimize eşit davranan bir toplumda yaşamak için vatandaşların isteyerek ödemesi gereken bir bedeldir.”(sf.24)

 “Liberal demokratik devletler, çoğunluk ya da ‘kitle’ kültürlerinin karışmasına karşı, dezavantajlı gruplara kültürlerini korumada yardım etmekle yükümlüdür.”(/sf.25)

 “Bireysel kimlikleri tanıyan bir toplum, müzakereci, demokratik bir toplum olacaktır, çünkü bireysel kimlik kısmen toplu diyaloglarla oluşturulur.”(sf.27)

 “Liberal demokrasi böylelikle, olanaklarımız zenginleştiriyor, çeşitli kültürlerin değerini tanımamızı sağlıyor ve bize çeşitliliğin değerini öğretiyor; yalnızca kendisi için değil, yaşamını ve öğrenmenin niteliğini zenginleştirdiği için. Çeşitliliğin liberal demokratik savunması, özgülcü olmaktan çok evrenselci bir görüşten yararlanıyor.”(sf.29)

 “Liberal demokrasi hem evrensel hakların korunması hem de özgül kültürlerin kamuca tanınması bakımından en iyi yönetim biçimi olarak tanımlanır.”( s.31)

 “Liberal demokrasilerde, güzel sanatlar eğitimi veren liberal üniversitelerin öncelikli amacı, kitap kurtları yaratmak değil gerek siyasal gerekse kişisel yaşamlarında iradeli ve kendi kendilerini yönetebilen insanlar yetiştirmektir.”(sf.35)

 “Entelektüel soruşturmaya adanmış topluluklar olarak, üniversiteler en büyük korumayı özgür konuşmayı sağlamalıdır.”(sf.40)

 “Tüm insanların özgürlüğünü ve eşitliğini savunan çokkültürlü toplumlar ve topluluklar, akılcı entelektüel, siyasal ve kültürel farklılıklara karşılıklı saygı duyma temeline dayanır.”(40-41)

 “Çokkültürçülüğün ahlak açısından taşıdığı umut, bu erdemlerin tartışmalarla ortaya çıkarılmasında yatar.”(sf.41)

 

TANINMA POLİTİKASI CHARLES TAYLOR

 “Çağdaş politikanın içinde bazı çizgiler, bazen tanınma gereksinmesini, bazen de talebini, harekete geçiriyor.”(sf.42)

 “Varlıklarının hak ettikleri biçimde tanınması, insanlara gösterilmesi gereken saygısının gereği olmakla kalmaz. Bu, can alıcı önem taşıyan bir insan gereksinmesidir.”(Sf.43)

 “Demokrasi, eşit konumda tanınma politikasını da birlikte getirdi, şimdi de, kültürlerin ve cinslerin eşit konumda tanınması talebine dönüştü.”(sf.44)

 “Yeni sahicilik fikri, haysiyet fikri gibi gene kısmen sıradüzensel toplumun çökmesi sonucunda ortaya çıktı. Eski toplumlarda, bizim bu gün kimlik dediğimiz şey büyük ölçüde toplumsal konuma göre saptanıyordu. Başka deyişle, insanların kendileri açısından önemli saydıkları şeyi belirleyen artalan, büyük ölçüde toplumda edindikleri yerle, bu yerle bağıntılı görülen roller ve etkinliklerle belirleniyordu. Demokratik bir toplumun doğuşu, kendi başına bu olguyu ortadan kaldırmaya yetmez, çünkü insanlar kendilerini yine de toplumsal rolleriyle tanımlamayı sürdürebilirler.”(sf.46)

 “İnsanlar, kendilerini tanımlamak için gereksinme duydukları dilleri tek başlarına edinmezler. Tam tersine bu dillerle, bizim için önem taşıyan başkalarıyla –George Herbet Mead’in ‘önemli öbür kişiler’ dediği kişilerle- girdiğimiz etkileşimler yoluyla tanışırız.”(sf.48)

 “Kimlik, kim olduğumuz,’nereden geldiğimiz’ anlamına gelir. Böyle olduğu için de, zevklerimize ve arzularımıza, kanılarımıza ve umutlarımıza anlam kazandıran artalanı sağlar. En çok değer verdiğim bazı şeyler, benim için ancak sevdiğim kişi aracılığıyla ulaşılabilecek şeylerse, o zaman o kişi kimliğimin bir parçası durumuna gelir.”(Sf.49)

“Genel tanınma, herkesin var olduğunu sorgulamadan kabul ettiği toplumsal kategoriler üzerine oturmuş olması nedeniyle, toplumsal kimlik üzerine kuruluyordu.”(Sf.49)

 “Modern çağla birlikte karşımıza çıkan şey, tanınma gereksinmesi değil, tanınma çabasını başarısızlığa uğratabilecek koşullardır.(sf.49)”

 “Eşit haysiyet politikasının, farklılıkları görmezlikten gelen ve sözde yansız olan bir dizi ilkesi, aslında tek bir hegemonyacı kültürün yansımasıdır. Öyleyse, yalnızca azınlık kültürleri ya da bastırılmış kültürler, yabancı bir biçimde girmeye zorlanıyorlar demektir. Bunun sonucunda, sözde adaletli olan ve farklılıkları görmezlikten gelen toplum,(kimlikleri bastırılması nedeniyle) yalnızca insanlık dışı davranmakla kalmıyor, alttan alta işleyen ince ve bilinçdışı bir yolla, kendisi büyük ölçüde ayrım gözetici bir tutum içine girmiş oluyor.”(Sf.56)

 “Toplumsal sözleşmeli devlette, halk hem egemen, hem de uyruklu konumunda olmalıdır.”(Sf.61)

 “Modern dünyada, belli bir yasa altında yaşayan tüm vatandaşların bu ayrımcılığın tanıdığı ulusal gruptan olması her zaman beklenemez. Bu da, kendi başına, ulusal ayrımcılığı kışkırtabilir.”(Sf.65)

 “Modern toplumun çeşitliliğini göz önüne alacak olursak bazı insanlar, üstün tutulan erdem anlayışına bağlı kişiler olacaktır, bazıları da kaçınılmaz bir şekilde farklı olacaktır.(Sf.66)

Siyasi toplum, atalarının kültürlerine sadık kalmak isteyenlerle, kendini geliştirmek gibi bireysel bir amaç uğrunda bu kültürden kopmak isteyebilecekler arasında yansız kalamaz. Sonunda insan kalkıp, işlemselci liberal toplumun içinde surviance(varlığını sürdürme) gibi bir amacı yakalayabileceğini savunabilir.”(sf.67)

 “Güçlü ortak amaçları benimsemiş olan bir toplum, liberal olabilir; yeter ki, özellikle ortak amaçları benimsemeyenlere karşı davranırken, çeşitliliğe saygı gösterebilsin; yeter ki temel hakları yeterince güvence altına alabilsin.”(sf.68)

 “Bütün toplumlar, giderek artan ölçüde çokkültürlü duruma gelmekte, aynı zamanda da daha geçirgen olmaktadırlar. Gerçekten de bu iki gelişme yan yana gitmektedir. Geçirgen olmaları, çokkültürlü göçlere daha açık duruma gelmeleri demektir; bu toplumların, sayıca giderek artan üyeleri, merkezi başka yerde bulunan bir ‘diyaspora’ yaşamı sürmektedirler.”(sf.71)

 “Çokuluslu toplumlar, büyük ölçüde, bir grubun başka bir grup tarafından eşit değerde(algılanıp) tanınmaması nedeniyle parçalanabiliyor.”(sf.72)

 “Liberal demokratik geleneğin kurulmasına neden olan, evrensel özgürlük, eşitlik ve yeterliliğe ulaşma idealidir; ancak bu ideal en iyi örneklerinde bile ancak kısmen gerçekleştirebilmiştir, tümüyle gerçekleştirebilmesi ise şimdilik uzak bir olasılıktır.”(sf.95)

 “Liberal geleneğin özü bir yaratma işlemidir, kadının ve erkeğin bu idealin gerçekleşmesini sağlayabilmeleri için hazırlanmış bir toplumsal ve bireysel dönüşüm yönetimidir.”(sf.95)

 “Liberal demokratik görüş açısından bakıldığında, bir insanın eşit tanınmayı talep etme hakkı vardır, bunu talep ederken, öncellikle ve birinci olarak insan kimliğine ve insan olmasının verdiği güce dayanacaktır, etnik kimliği kesinlikle birincil dayanak değildir.”(sf.96)

 “Liberal demokratik bir kültürün amacı, etnik kimlikler bastırmak değil, onlara saygı göstermektir, özgürlük ve eşitlik gibi demokratik ideallerini ifade edebilme güçlerini tam anlamıyla geliştirebilmeleri için çeşitli kültürel oluşumları desteklemektir, bu da çoğu kez önemli kültürel değişimlere yol açar.”(sf.96-97)

 “Kültürler, bir yandan kendi geçmişleriyle bağlarını sürdürürken öte yandan da önemli ölçüde entelektüel, toplumsal, ahlaksal ve dinsel değişimler gösterebilir.”(sf.97)

 “Liberal bir siyasal toplum, başka hiçbir toplumda olmadığı kadar hoşgörüyü sağladığı, vicdan, din, konuşma ve toplantı özgürlüğünü koruduğu ölçüde tarafsız sayılır.”(sf.98)

 “Liberal demokrasi, bireylerin iyi hayata sahip olmalarını sağlayacak bir toplum stratejisidir.”(sf.99)

 

Kitap Hakkında Kısa Bir Değerlendirme

 Eser, liberal demokrasi siteminden esinlenerek ele alınmış kültür politikası analizi niteliğindedir. Derleme bir kitap olması nedeniyle liberalizm ekseninde aynı görüşe yakın düşünürlerin/yazıların yazdığı yazılardan oluşmuştur. Bu eserde karşımıza çıkan liberal demokrasiden sonra diğer bir konu ise çokkültürcülük ve tanınma politikasının yansımalarıdır. Eser bu iki ana kavram üzerinden derinlikli fikirler sunması bakımından önemlidir.

 Çokkültürlü bir yapıya sahip olan toplumlar her alanda toplumsallaşma sürecini yaşayamamaktadır. Toplumsallaşma serüvenin en güzel örneklerini bu eser liberal demokrasi ekseninde olacağını ifade etmektedir.

 

Çokkültürcülük Tanınma Politikası

Yapı Kredi Yayınları

1996

Muhammet Güzel - 09.11.2015

,

3160

Muhammet Güzel Hakkında

Muhammet Güzel
Dumlupınar Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi.
Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin