DALGANIN RİTMİ: Woolf'a Bir Değini

DALGANIN RİTMİ: Woolf'a Bir Değini

DALGANIN RİTMİ: Woolf'a Bir Değini

17.02.2021 - Resul Bulama
DALGANIN RİTMİ: Woolf'a Bir Değini

Bugün günlerden Çarşamba, yarın Perşembe. Bir dalga vuruyor sahile düzenli aralıklarla. Dalgalarda usta bir yazarın dokunuşları gibi bir ahenk var. Sahile bir şey olmuyor sular vurdukça veya vuruyorsa da çok önemli değil. Dalganın düzenli ve dinlendirici sesi kalıyor sadece kulaklarda. Ölmek en iyi dinlenme şeklidir, dalganın biteceğinin farkında ve umurunda olmadan!

Edebiyat dünyasında önemli yapıtlarda bir erkek ağırlığı göze batar belirgin şekilde. Elbette bunun farklı edebi türlerde istisnaları vardır. Ama hem edebiyat teorisi, hem farklı biçimsel denemeler, hem de öykü yönüyle edebiyata atılan kadın imzası Virginia Woolf’a aittir sanırım. Bu nedenle Woolf eserlerini takip etmeye devam ediyorum. Okuma zorluğuna sıkça vurgu yapılan bu kitapta en belirgin olan neydi peki? Tek kelimeyle ritim!

Kitapta 6 çocukluk arkadaşının hayat yolculuğu beraber işleniyor. Bu 6 arkadaşın kimler olduğu hatta hangilerinin kız ismi hangilerinin erkek ismi olduğuna bile dikkat etmeden onların içseslerine kulak vermeye çalıştım. Kitabın sonunda yazar bu karakterlerden hangisi olduğunu bilmediğini söyleyerek bu belirsizliğe vurgu yapsa da, karakterler arasındaki anlatı geçişleri okur olarak rahatsız etmedi beni. Bunları birbirinden ayırmaya da çalışmadım bu yüzden. Hayat bu anlatıcıların etrafında akmaya devam ederken, yazar bize karakterlerin çocukluğundan itibaren bütün detayları göstermiş olsa bile bunlarla ilgilenmediğine de vurgu yapar aslında. Woolf anlatıcı kimliğiyle bu karakterlerden hangisi olduğunu belirsiz tutmayı tercih eder bilinçli olarak. Buradaki karışıklık, okuma güçlüğü ve okur tercihlerinde çekince olarak öne çıkmış olsa da, yazarın yapmak istediği örgü anlaşıldığında okurun hafızasında okuma lezzeti ve ustalık olarak iz bırakır. Ben de bir okur olarak bu izin peşinde hep o dalga sesini aradım kelimeler arasında…

Woolf kendi özgün anlatım tekniğiyle okura bir sahneyi işaret ettiğinde aynı zamanda konuyla ilgisiz başka bir eylemden de bahseder. Asıl bahsetmek istediğinin hangisi olduğunu anlamak güçtür. Yazar da böyle anlaşılmasını istemektedir aslında. Bize bir olayı anlatırken yazarın asıl vurgulamak istediği bahsettiği durum mu, yoksa o anda karakterin aklından geçenler mi ayırt edilemez. Bunlardan biri veya her ikisi de işaret edilmiş olabilir. Veya her ikisi de yazarın umurunda olmayabilir! “Bu evrende hiçbir şey sabit, hiçbir şey yerli yerinde değil. Her şey dalgalanıyor.” (S.34) O halde her şeyin sürekli değişim içinde olduğu bir dünyada bir anlık görüntü bizi yanıltmaz mı?

Yazarın anlatım tekniğine dönecek olursak, her bölüm başında güneşin doğuşu ve batışıyla başlayan ikişer sayfalık şiirsel anlatım ayrı bir lezzet katmıştı kitaba. Her bölümde güneşle başlayan bu anlatım kitap boyunca devam eden dalgalarla finalde bir araya gelerek ritmini tamamlar. Özellikle ilk bölümdeki başlangıç için şöyle bir not almışım: “Ne zaman kelimelerim tükense geri dönüp dilimin çözülmesini istediğimde tekrar tekrar okumam gereken bir giriş bu.”

Yazar, satır aralarında kendi öykü ve şiir anlayışına dair notlar aktarırken, “Yazarken ritim en başta gelen özelliktir”(S.63), diyerek kendi anlatımındaki belirgin özelliğe de vurgu yapar aslında. Peki, yazar bu iki ayrı sembolü finalde buluşturmanın dışında ritim adına neler yapar başka?

1. Bugün pazartesi der önce, bunu detaylarla zenginleştirerek anlatır. Birkaç paragraf sonra pazartesi, salıyı birlikte işler. Yine anlatır, anlatır. Çarşambayı ekler bu ritme. Dalgalar sahile vurmaya devam etmektedir. Sayfalar sonra Perşembe gelir satırların arasına. Okur olarak anlarsınız ki ritim dersi devam ediyor.

2. Belli olayları düzenli aralıklarla hatırlatır bizlere (Bahçe sahnesi, restoran, Percival’in gelişi). Bu tekrara düşmek değil, aksine bir beklenti oluşturur okurda.

3. Aylara ve zamana vurgu yapar belirli aralıklarla. Hayat akıp gitmektedir, tüm karakterler için ayrı bir yol vardır. Kimi ölür, sağ kalır bazısı. Ölen belki kalmak isterdi, belki kalan ölmek… Hepsi iç içe ve ardı ardına anlatılır. Hayat ve ölüm kadar birbirine yakın şekilde.

4. Tık tık tık gibi ikilemeler kullanarak (Bir tek dalganın gerçek sesiydi okur olarak duyamadığımız).

Bunların dışında yazarın kullanmış olduğu benzetmelerden bahsetmezsek eksik bir yazı olacağını düşünüyorum. Kitabın içinde bu tür notlar alıp biriktirdiğine de vurgu yaptığı için söz konusu emeğin satır aralarına nasıl serpiştirildiğinden bahsetmek isterim;

- “Çitin gölgesindeki bir porsuk ağacı kadar yeşilim.” (S.6)
- “Hala doymamış küçük bir kuş gibi ağzımı açık tutuyorum.” (S.200)
- “Bir çavlanın üstünden usulca kayan bir kütük gibiyim.” (S.201)

- “Bir kabuklu yemiş üzerine gevezelik eden küçük maymunum ben.” (107)
- “Çok yaşlı bir meşe direğin odunun içinde yürüyerek yolunu bulan bir kurt gibiyim.” (S.141)
- “Muhteşem bir hayvanın yan tarafındaki bir kabuk muşuz gibi.” (S.93)
- “Şimdi bu kokunun ve görkemli ısıtıcının içinde dolanmış yaprakları açılan bir eğrelti otu gibi açılmaya başlıyorum.” (S.82)

Daha fazlası da vardı eserde yazarın benzetme dağarcığından bize aktarılan. Ama sıkmamak için daha fazlasına yer vermek istemedim. İçlerinde en çok sevdiğim şu benzetmeyle bu konunun altını çizmek istiyorum.

“Alay bandosunun peşi sıra yol boyunca tırıs giden, ansızın bir ağaç gövdesini, kahverengi bir lekeyi koklamak için duran, derken kırma bir sokak köpeğinin peşinden karşıya bir koşu tutturan, sonra da kasaptan gelen büyüleyici et kokusunu koklarken bir patisi havada kalan küçük bir köpek gibiyim.” (S.190)

Yazarın bu benzetmeyi yazabilmek için nasıl bir gözlem yaptığını merak ettim gerçekten!

Son olarak sondan bahsetmeliyim, hayır kitabın değil, yazarın sonundan! Dünyaya uyum sağlayamayan bir yaşamın adım adım kendi sonunu çizeceğine dair vermiş olduğu ipuçlarından. “Ben bir uyumsuzum, her şeyin dışındayım. Sıradanın koruyucu dalgalarını yakınımda hissetmeyi isteyecek olan ben, göz ucuyla uzak bir ufku yakalıyorum.” (S.76) Kitabın belirli noktalarında vermiş olduğu işaretlerde aradığı ufka nasıl gideceğini de dalgalar şeklinde yansıtır okurlarına. Özellikle son cümlesinde ölüme meydan okuyan yazar, şöyle seslenir kitabın içinden bizlere: “Yenilmeden ve boyun eğmeden, kendimi sana doğru savuracağım, Ey Ölüm!”(S.252) Bu ilk dalgadır, uyumsuzluğun nereye varacağına dair atılan bir düğüm gibi.
Satır aralarında “öldüğümü varsayalım,” der. “Size kesinlikle söyleyebilirim ki, bu, isteğim dışında olmayacak.” (S.172) Bu ikinci dalgadır.

Sonra bunun sadece kendi tercihiyle olacağını vurgulamakla yetinmez. Ölümün nasıl olacağını da söyler bize detaylarıyla. “Dalgalı suların üstünde gideceğim ve beni kurtaracak kimse olmaksızın batacağım.” (S.134) Bu da son dalgadır. Gerçekten kendi hayatına burada anlattığı gibi son vermiş olması dikkat çekici ve edebiyat adına önemli bir kayıptır. Sonra dalga sesleri kesilir birden, duyulmaz olur.

Kitabın bıraktığı iz hakkında özellikle söylemek istediğim şiirsel dili ve ritim ustalığı hakkındadır. Çoğul anlatıcı tekniğinin bilinç akışıyla birlikte kullanıldığı bu eserde baştan sona kadar ritim ustalığı göze çarpıyordu. Düzyazıda şiirsel anlatımın nasıl başarıyla uygulandığına dair çok güzel bir örnekle karşı karşıya olduğumuz için kitabı okumadan önce herhangi bir incelemeye göz atmadan şiirsel anlatımın beni nereye götüreceğini görmek istedim. Kitabın sonunda okuma zorluğundan çok dalgaların ritminin bırakmış olduğu okuma lezzeti kaldı geriye. Bu lezzetle ilgili olarak bir de tavsiyem olacak okurlara! Ritmi yakalamak için fonda dalga sesleri dinledim yazarken, aylardan Şubat, günlerden Çarşamba…

Dalgalar

Virginia Woolf

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

8. Basım Mart 2020, İstanbul

Resul Bulama - 17.02.2021

,

1478

Resul Bulama Hakkında

Resul Bulama

1974 yılında Sakarya’da dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetiminde yüksek lisans yaptı. Kamu sektöründe çalışıyor. Öykü ve kitap incelemesi ile meşgul.

Her okurun kitaptan alacağı ve aktaracağı mesajın bir zenginlik olduğuna ve bu yorumun kağıda döküldüğünde okumanın tamamlandığına inanıyor. 

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin