Dar Bütçeli Bir Öyküden Payımıza Düşenler

Dar Bütçeli Bir Öyküden Payımıza Düşenler

Dar Bütçeli Bir Öyküden Payımıza Düşenler

23.08.2021 - Ülker Gündoğdu
Dar Bütçeli Bir Öyküden Payımıza Düşenler

Yaşam, çeşitli biçimlerde çeşitli usul ve düşüncelerle kendini sürdüren akışkan zamanın içerisinde devamlılığı esas alan bir yolculuk. Yazım serüveni, bu akışkan zaman içerisinde belirli kesitleri ele alıp inceleyen, kendine konu edinen, bu zaman içerisinde belirli kişi, olay ve olgulara odaklanan unsurları kendine malzeme edinir. Bilim; bu zaman içerisinde işlerliği olan unsurlara odaklanırken, edebiyat ise yaşantı üzerinden, insan odaklı konuları kendine odak noktası seçer. İnsan için olan tüm unsurların farklı yansımalarını edebî eserler içerisinde okumak mümkündür. Ele aldığımız Abdülkerim Kolat’ın bu eseri de hayatın bir yönünü farklı yansımalarla okumak mümkündür. Kolat düşünceleriyle okuru içli dışlı kılmak amacıyla ruh dünyasına yabancılaştığını fark edemeyen bireyin, ruhuna yönelişini belirlemekle yetinmiyor. Onu tahlil ediyor ve derinlemesine öneriler veriyor satır aralarında. Bir nevi insanı kendi kendisiyle buluşturuyor. Hiç yabancılık çekmediği biridir çünkü kendisidir. Bu bakımdan anlatılan bir nevi bizim, bizlerin hikâyesidir. Bu eserin açtığı en önemli ufuklardan biri, topluluk ve bireyi yansıtmalarıdır. Bu ilginç olayla, kendi iç yaşamının bir belirtisi olan ruhunun ya da bütünün izini, dünyanın ya da kişinin üzerine nasıl yansıttığına tanıklık da ettirmektedir. İnsanın dünyayla olan iki ilişkisi; yansıtma ve algı maneviyat üzerinden yorumlamaktadır. Dış dünyadan aldıkları algıdır. Yansıtma ise, dış dünyaya gönderdikleri hayalleri, iç kuruntularını aktarma biçimleridir. Yansıtmanın algıyı gölgelendirdiğine ve insanın içinde taşıdığı idealinin nasıl olduğunu zıtlıklarla okura fark ettirir.

Belki de Senin Hikâyendir adlı ilk öykü kitabıyla okurunu selamlayan Abdülkerim Kolat, hikâye haritasını insan odaklı unsurlar üzerinden kurguluyor. Gördüğümüzü, bildiğimizi sandığımız olaylara, durumlara temas etmemizi sağlayıp onların gerçekliğini bize daha duru bir biçimde aktarıyor. Kolat, ikinci öykü kitabındaki öyküleriyle herkesin hikâyesi yoktur, onları söyleyenler müstesna der gibi bizi kitabına davet ediyor. Abdülkerim Kolat, on beş bölümle maddiyat ve maneviyata, iyiliğe ve kötülüğe değerler üzerinden gösterdiği hassasiyet ile Dar Bütçeli Bir öykü adlı eserini okurun sindirmesi, kavraması ve yarar sağlaması için özveriyle ortaya koymaktadır.

Yansıtmaların etkisi ve yıkıcılığı üzerine olan Dar Bütçeli Bir Öykü, gündelik ve gerçekle yüz yüze gelmek zorunda kalındığında basitliğin ortaya çıkmasıyla düşlerin yok olduğunu gösterir. Öykü karakteri üzerinden aktardığı düşüncelerle modern bireyin yaşamış olduğu çelişkilerin izleklerini sunar ve hakikat eksenindeki arayışına dahil eder bunu.

Dar Bütçeli Bir Öykü

Hâlâ ayaktaydı. Sol eli askıda, avuçları terli... Eskimiş dizleri titriyor. Sıkıca sarıldığı tutamacı diğeriyle değiştiriyor. Yolcular tarafından gizli gizle süzüldüğünün farkında. Bütün bunlar içine ilerlemesini çabuklaştırıyor. Boştaki elinde tıp fakültesine başlayacak olan kızının ders kitaplarının yazılı olduğu ayrıntılı bir liste var. Kâğıdı, parmaklarının yardımıyla açıp düzlüyor. Emekli bir edebiyat öğretmeninin dahi isimlerini okumakta zorlandığı kitapları, gencecik sabînin on sene boyunca nasıl okuyacağını düşünüp hayıflanıyordu. O hâlâ onun küçük kızı, Emine’ydi. Her baba gibi o da kızının büyümeyeceğine ömür boyu yanında kalıp küçürek adımlarıyla gezinip duracağına inanmıştı. Yaşlandı o da serpilip genç kız oldu. Yıllar bedenine şiddetli bir samyeli hızıyla çöküp dargın hatıralarını pençesine aldı... İhtiyaçların ve sorumlulukların peşinde nefes nefese kalmanın üstüne, omuzlarına aldığı onca yük, hata ve pişmanlık. Sonuç; hiç! Yalan dünya!

Fani olanı ayırt etmek mümkün mü? Fark edebilmek için derin bir tefekkür olsa gerek. Faniliğin bıraktığı büyük boşluk bizleri, Abdülkerim Kolat, Dar Bütçeli Bir Öykü ile içinde bulunduğumuz durumu saptamaya zorluyor. İnsanı ilgilendiren asıl konunun farkında olan Kolat, insanlığın zihninde kendiliğinden oluşacak hem bağımsız hem de her düşünceye yatkın bütünsel olan varlığın, aşılması gereken tüm yolunu duyumsatmaktadır.

Davranış ve tutum örnekleriyle içgüdünün davranışa geçmesini sağlamaktadır. Babamın Çedikleri ile anlatmak istediği gibi. Bir iyiliğin bin bir kötülüğü silip süpüreceğine tanık oluyordunuz. Hele birde bu iyiliği bir çocuğa yapacaksanız. Madem küçücük şeylerin önemini anlamıyoruz Abdülkerim Kolat içimizden gelip geçen her küçük iyiliğin ne büyük önem taşıdığını; ayrıntıyı görebilme kabiliyetiyle ve dokunaklı diliyle anlatır. Görünemeyenin görünür olması adına çabalayarak bunu okura sunar.

Öz'ün az olduğunu ve aza kanaati gerçek yaşamlara gösterilen gerçek eylemler üzerinden özünüze bildirir. İnsan, gün içerisinde ne kadar çok şeyi önemsizleştirdiğini; okurken fark edince sarsılıyor. Bütün değerlerin önem vermediğimiz küçük ayrıntılara sakladığı ipuçlarıyla değerli bir insana dönüşebileceğimizin yansıtması olan bu öyküler ile okura taşıdığı değeri detaylı şekilde aktarmak zor olsa da Kolat, bu eseriyle okura iyiliği aşılamaya çalışıyor, farkı farketmeyi, ayrıntıyı görmeyi, hayatın gürültüsü karşısında sessizliği.. Dar Bütçeli Bir Öykü adlı eseri üzerinden ruhunuza yönelişinizi sağlamayı öyle gerçek ve güzel bir edebi dil ile anlatmayı başarmıştır ki, günümüzü bir haberci gözüyle geleceğe aktarırken değerlerimizin en büyük mirasımız olarak bırakabileceğimizi özümüze işleme gayreti içerisindedir.

Babamın Çedikleri

İkindi ezanı... Rüzgâr cılız mı cılız esiyor. Üzüm yaprakları dermansız, sarsılıyor. Evlerinin bulunduğu sokağın başına geldiğinde durdu ve düşündü. Dayanamadı. Üzerindeki önlüğüne, sırtındaki çantasına aldırmadan aşağı mahalleye kıvrıldı. Sarmaşık kokularının duvarlarına bulandığı bu yere ne zaman gelse büyüleniyor, âdeta kendinden geçiyordu. Akranları için hiçbir şey ifade etmeyen bu sokak, onun için doyumsuz bir cazibenin başkenti gibiydi.

Heyecanı her adımda arttı; birazdan sihirli bir anahtar bulacak endişenin paslı kilidini açacak ve hayaller, esrarını yüreğine akıtacaktı. Rengârenk pabuçların bulunduğu vitrinin önüne geldiğinde durdu. Önlüğünün yakasını çözdü. Kaderine razı olmuş bakışlarını cama yapıştırdığında elleri ile yüzünü tenteledi. Evet, işte orada... Tam istediği gibi... Hâlâ satılmamış. Üzerine düşen parçalı ışık, çivit mavisi rengini daha bir alımlı kılarken, parlak sarı tokaları ona ayrı bir tatlılık armağan ediyor. Bu kez olmalı. Şimdi olmazsa bir daha asla yapamayacağını biliyor. (s19)

Bireyi tüketip yok eden topluluk canavarlarına karşı özgün bir yenilenme ancak ve ancak kendi içsel serüvenini tamamlamak ve hayatın tüm karmaşası ve gürültüsüne karşın sessizlik ile kendisiyle bütünleşmektir. İçimizden dışımıza yansıyan öyküler insanlar arasındaki yüzeysel anlaşmazlıklarla gölgelenmiş, göründüğünden çok daha güçlü olan bağımızı yeniden ortaya çıkaracaktır.

Yazar Hakkında:

Abdülkerim Kolat, Nevşehir’de 1981 yılında doğdu. İlk, orta ve liseyi Nevşehir’de tamamladı. Konya Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu olan Abdülkerim Kolat, hayatını yönetmen olarak sürdürüyor. Dergâh, Yedi İklim, Mostar, Ihlamur ve Yılkı gibi dergilerle edebifikir.com’da öyküleri yayımlandı. Evli ve üç çocuk babası olan Kolat’ın 2016 yılında Eşik Yayınları’ndan Belki de Senin Hikayendir ve 2017’de Dar Bütçeli Bir Öykü adlı kitapları yayınlandı.

Dar Bütçeli Bir Öykü

Abdülkerim Kolat

Eşik Yayınları

141 sayfa

1.Baskı 2017

Ülker Gündoğdu - 23.08.2021

,

1039

Ülker Gündoğdu Hakkında

Ülker Gündoğdu

Okumaya başladığımdan bu güne bulabildiğim her tür kitabı okumaktan duyduğum zevk daha fazla okumaya teşvik etti. Bir çok alanda okuma gayreti ile beni seçen kitapları okuyorum. Bilgi birikimimi paylaşma isteği ile uygun platformlarda okur yazar olarak okuma sevgisine farkındalık oluşturmak için kitaplara verdiğim anlamı aktarıyorum. Bibliyomani değilim sadece bir kitap daha okuyacağım…

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin